• BIST 89.553
  • Altın 349,883
  • Dolar 6,7005
  • Euro 7,2349
  • Trabzon 11 °C

CURCUNABAZLAR KOROSU

METİN KONDEL

  Türkiye'de yıllar sonra futbol müsabakaları ilk kez adil şartlarda oynanıyor. Üstelik bu bazı maçlarda hakemlerin VAR sistemini yanlış kullanmalarına rağmen oluyor. UEFA'nın VAR sistemi müsabaka esnasında direkt skoru etkileyebilecek en kritik durumlarda yani sadece ''Timsah saldırısında!'' başvurulması gereken bir sistemdir. Maalesef Türkiye'de hakemler nasılsa VAR sistemi mevcut deyip maçı yönetme sorumluluğunu boşlamış durumdalar. Gözüyle gördüğü ve emin olduğu halde VAR'a gidip kararını değiştiren hakemler var. Trajikomik bir durum.

  Diğer yandan kamuoyunda iktidarın Trabzonspor'u maddi açıdan ve spor bürokrasisiyle tahkim ettiği yönünde bilhassa Fenerbahçe camiası başta olmak üzere İstanbul yerel medyasında büyük bir cevelan var. Aslında bu feveran bir suçüstü durumudur. İktidarın her kulübe olduğu gibi Trabzonspor'a da maddi anlamda futbol taraftarını siyaseten tavlamak için yardım ettiği doğrudur. Ama lobi olarak bu doğru değildir. Takım tam gaz giderken Ünal Karaman'ın gönderilmesine yol açtılar. Hakemlerin Anthony Nwakaeme ve Aleksandr Sörloth'a gösterdiği kırmızı kartlarla sözde o lobinin bir faydasını göremedi Trabzonspor. Trabzonspor'un mağlup olduğu Göztepe maçında ise top hakem Fırat Aydınus'un ayağından sekip Göztepe atağına dönüşüyor ve gol oluyor. Beşiktaş'ın yalan yere ağladığı kural ihlalinin ağababası o maçtaydı!

  Bir de bu durumlarla ilgili siyasetçilerin diline düşmüş şehir efsaneleri var. Trabzonspor kollanıyormuş! Sene başından beri içerideki Avrupa Ligi dâhil bütün maçlarını çıplak gözle izledim. Acaba kaçırdığım bir şey var mı diye, videodan tekrar izledim. Sahada herhangi bir kollama, kıyak söz konusu değil. Geçen yıldan tek farkı şu; hakemler geçen yıl Trabzonspor'un üst düzey futbol oynamasına müsaade etmiyorlardı. Geçen yıl izlediğim Trabzonspor - Başakşehir maçının ilk yirmi dakikasında çalınan on düdükle takımı şampiyonluk yarışından ettiler. Bu yıl tek farkı bu eyyamlar nispeten azaldı. Dikkat edilirse Trabzonspor'un oyununa, attığı gollere, taktik anlayışına, fiziksel mücadelesine karşı akli bir eleştiri yok. Sadece işin politik destek ve ekonomi kısmıyla ilgili lafazanlıklar var. Beyhude işler bunlar.

  Bir de İyi Parti genel başkanı Meral Akşener hanımın Trabzonspor ile ilgili sardettiği sözler var. Belli ki Meral hanım futbolda ne türden dolaplar döndüğünden habersiz. Üç kız kardeşlerin taraftarlarının gönlünü alacak laflar ediyor. Peki doğru mu yapıyor, siyaseten evet! Çünkü üç camiadaki siyasi müşterinin sayısı Trabzonspor'dan çok daha fazla. Bence sayın Meral Akşener bu konularda konuşmadan önce teşkilatındaki Şükrü Kuleyİn beyi sonuna kadar dinlemeliydi.ve Trabzonspor hakkında ondan ayrıntılı bir brifing almalıdır. Zaten bir kadına futboldaki ofsaytı izah etmekle atomu parçalamak güçlük derecesi olarak birbirinden çok farklı şeyler değil.

  Hasılı kelam; Trabzonspor bir maçı eksiğine rağmen Süper ligin lideridir. Ve bu liderlik üç yıllık yükselen bir futbol ivmesinin kaçınılmaz sonucudur. Otoritelere göre hafta sonu İstanbul'da oynanacak olan Beşiktaş maçının da favorisidir. Bu açıdan bakıldığında Trabzonspor taraftarlarının bu yarışta her daim sağduyuyu elden bırakmamaları, her zaman yaptıkları şeyi daha dikkatli yapmaları, İstanbul yerel medyasının parazit seslerine ve de adına ulusal spor medyası denilen lağım çukuruna itibar etmemeleri çok daha isabetli olacaktır. Trabzonspor bu ligi açık ara önde bitirecek güce sahiptir. Buna Türkiye'deki hiçbir güç mani olamayacaktır. Gerisi lafıgüzaftır.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.