• BIST 83.012
  • Altın 146,855
  • Dolar 3,7918
  • Euro 4,0437
  • Trabzon 8 °C

''0'' ''0'' ''0'' EKVATOR

''0'' ''0'' ''0'' EKVATOR
Dünya’nın ‘boylam’ merkezi, Londra yakınlarındaki Greenwich gibi ‘’0’’ Kabul edilen ‘Enlem’ merkezinin tam üstüne kurulu Ekvator…

Yerlilerin ‘katoliğim’ demesine rağmen, illaki Bolivya’da olduğu gibi ‘Şaman’ kökenli başka inançları da olan, hastalıktan, okula grime sınavlarında, hatta piyango bileti alırken, mutlu etmeye çalıştıkları başka tanrı ruhlarına inanan – gerçekten dünyanın tepelerine kurdukları medeniyetlerle ‘geçmişi - kültürü çok zengin’ Şili’ye kaptırdığı ‘Dünyanın en büyük Bakır madenleri’ sonrası ekonomisi bozuk, lakin halkı gururlu, Milli değerlerini, bayrağını seven, dağların tepesine kurulu Machu Pichu medeniyetler merkezi, Santa Cruz ve özellikle Latin Amerika’nın gördüğüm, tarihi yapısı korunmuş en güzel ‘Cosco’ yerleşim merkezlerine sahip Peru’dan ayrılırken içim buruktu.

Zaman ile gayet rahat olan Latin Amerika’da ‘saat’ bazen katlanabilir, hatta ‘gün’ birimine terfi edebilir. Bu toplumsal hastalık için herkesin ortak kanısı en iyi çare ‘Sabır’ olmalı. Nerdeyse ikiye katlanan zor otobüs yolculuğu, sabah 3’te Aquas Verde’de son buldu. Hesapta yokken aktarma var dendi. 2 saat bekledikten sonra, dökük bir vasıta ile kısa bir yolculuk, sabah 5’te Tumbes - ortak hudut alanında kurulu pazarda son buldu. Köpeklerin çoğunluk olduğu ıssız - açık bir alanda bagajlar teslim edildi ve burası son durak ‘Ekvator’ dendi. Karanlıkta 1 km ışık yanan sokak kahvaltıcılarına kadar yürüdüm. Üzerlerinde Guayaqil yazan otobüsler ‘pasaportta çıkış damgam yok’ diye bilet kesmediler. Sonunda kahvaltıdan daha fazla kazanacağını kestirince, yük triportörü arkasında beni 8 km mesafede – fevkalade modern yeni yapılmış ‘Machala’ hudut kapısına götürdü. Peru çıkışımı – Parası US Dolar olarak değişen Ekvator’a girişimi yapıp döndük, otobüse yetiştim.

1530’LARDA KURULAN LİMAN ŞEHRİ

Hz. Google dostumun dediğine gore, 1530'larda İspanyolların Babahoyo Nehrinin ağzında kurduğu Guayaqil Liman şehrini yerliler iki kez yakıp yıktı. 1571’de Yerli kabile reisi Guaya ve eşi Quila'nın adlarının birleştirilmesiyle şehir bugünkü yerinde yeniden inşa edildi. Tüm Latin Amerikanın Atatürk’ü kabul edilen Simón Bolívar, 1822’de burada José de San Martín ile yaptığı görüşmeden sonra Bolívar bundan Güney Amerika bağımsızlık hareketinin tek önderi olduğu ilan edilen Guayaqil şehri 2.5 milyon nufusu ile Ekvator’un en büyük ticari merkezi.

İzmir kordon sahil şeridi benzeri, SIMON BOLIVAR adına yapılı modern promenade, rekreasyon alanları, kültür merkezi ve müzesi yanında, Malecon del Salado Bahçeleri ve Müzik mahallesi Santa Ana tepesi yanında 9 Ekim 1820 de İhtilalcilerin seçtiği ilk Belediye başkanı Olmedo adına yapılan alan, Kolombus meydanı, Santa ana limanı, Botanik bahçeleri ve binlerce iguanaların serbest dolaştığı park alanı Guayquil de görülmeye değer yerler.

GALAPAGOS ADALAR TOPLULUĞU

Kış sezonu olduğundan büyük yolcu gemilerinin hemen hepsi Panama ve Karayip denizlerinde iş kapmaya gitmiş. Geri kalan küçük kameralı ufak 10-15 kişilik tekneler ise bozuk havaya pek elverişli değildir diye aldığım duyum üzerine ‘herşey dahil’ günlüğü yaklaşık $ 150 olan pahalı ‘adalar gezisi’ fikrinden son anda vazgeçtim. Ucuz bir uçak bileti bulup, okyanusun ortasındaki, senede sadece 85.000 sayılı yabancı ziyaretçi ağırlayan toplam 8.000 km’ lik alana sahip – biribirinden çok uzak yanardağların oluşturduğu (bazıları hala aktif) vahşi yeşillikteki, herşeyin yetiştiği ‘Galapagos’ adalar topluluğuna hareket ettiğim uçakta , Guayaqil - aynı otelde kaldığım iki Latvialı kızla nereler görülmesi konusunda fikir alışverişi yaptık. Vardığımız hava limanı ‘Porte Ayor’ adasına uçmadan önce Milli Park ilan edili adalar topluluğu için $ 100 ödemiştik, lakin varışta ayrıca her ziyaret edilen adalarda $ 5 -10 ayak bastı parası alınıyor, Hava limanının olduğu ıssız adadan diğerlerine geçişte, önce küçük teknelerle açıktaki büyüklerine, sonra keza varışta tekrar rıhtıma servis yapan küçük teknelere her defasında $ 2’ve ayrıca valiz başına ücreti ödeniyor.

Adalar topluluğunda ‘merkez’ ve bankamatiklerin olduğu, kredi kartlarının kullanılabileceği tek yer Santa Cruz’dan $ 35 ve ilave ekstraları ödeyerek, çok daha ucuz ve ilginç Isla Isabela adasına geçtim. Ölü sezon diye geceliği $ 22 rezerve ettirdiğim, bahçeden koparılan kavun benzeri papaya, ananas, sokaklarda yere dökülen portakallı salata ve ilk kez tattığım 4 ayrı meyvelerle hazırlanan değişik içeceklerle hazırlanan, her sabah otel sahibi kadın tarafından hazırlanan değişik ücretsiz sabah kahvaltısı, sokaklardaki ağaçlardan toplanan ‘guava’ hindistan cevizi ve portakallarla, akşama dek başka birşey yemeğe gerek yok. Akşam yemekleri ‘cena’ denilen fixed menude, mısırdan yapılan boza tadında meyva suyu, büyük kasede: tavuklu, koçanıyla çok iri mısırlı çorba, vazgeçilmezleri pilav ve tavuk, okyanus balıkları için doyurucu yemek ücreti lokantada $ 7, açık hava sokak sofralarında $ 4.

2. Dünya savaşında USA esir kampı olarak kullanılan, sonra terk edilen ıssız Isebela adası 2005’teki volkanik patlama ile meşhur olup, tekrar yaşam alanı olarak devreye girdi. Her gün bir başka aktivite planlayıp, sırasıyla değişik adalara küçük ve uysal köpek balıklarını, 2.5 metrelik deniz kamplumbağalarını, masmavi palet ayakları olan balıkçıl kuşlarını, penguenleri ve foks balıklarını görmek için, 3 saat süren - herşey dahil $ 70 günlük turlar ile dalgıçlık sonrası, keza yiyecekler dahil $ 30 tutan 15 km yanardağa yürüyüşten sonra, hemen hergün sabah ve akşam 14 km’lik Kuşadası Milli Park benzeri plajda yürüyüşte, 2.m’lik siyah volkanik kaya renkli deniz iguanaları, pelikan kuşları ile nerdeyse ahpab olduk. Keza kaldığım otele 3 km mesafede zarif Flamingo kuşlarının olduğu sazlık göl ve hemen yanındaki alanda biri 176 yaşında, gördüğüm en büyük kaplumbağalar ile, bu yıl ilk kez denize girmenin keyfini yaşadım, Şili, Arjantin, Brezilya ve Alman ağırlıklı çok sayıda kişi ile tanıştım. Dalıştan döndüğümüz ikinci gün balıkçıdan ‘canlı’ 4.5 kiloluk böceği $ 15 aldım, otel sahibi kadına pilav, salata, börekler, mercimek çorbası ve 5 değişik patates ve büyük muz ‘platan’ kızartmaları için $ 10 pişirme parası ile 5 kişiye ziyafet verdim.

Son gün, 1920’li yıllarda ‘Berlin’ büyük şehir hayatından bıkan biri ‘barones’ 3 soylu Almanın tabii hayat’ adına yerleştikleri, lakin sonu trajedi ile biten olaylar adası Isabela’dan sabah 6 adadan ayrıldık, herbiri 3 x 200 hp güçlü motorlarla, deli gibi biribiri ile sert havada yarışarak biten yolculuk sonrası, biraz perişan halde Santa Cruz adasına vardık. Saat 12.20’deki uçak için 11’de havaalanına vardım. Kuyrukta beklerken TAME şirket görevlisi ‘dünden kalan yolcular vardı, keşke daha önce gelseydiniz, maalesef uçak kalktı, ama biletiniz yarınki uçağa yaptım’ dedi. Başa gelen çekilir misali ‘Süprizlere hazır olmazsan, her ay 40.000 km zor yaparsın’ kaidemle, pazarlık ettiğim taksi şöförünün – kahvaltı dahil $ 20’a bulduğu Hotel Déjà vu - Fransızca isimli otele yerleştim (İspanyolcada olmayan V sesi B diye okunuyor, keza ‘ü’ sesi yok ‘neden bu zor ismi seçtiniz’ dediğim hotel sahibine ve eşine birer saat pratik fransızca ve ingilizce dersten sonra, beni akşam aile yemeğine davet ettiler ve ertesi sabah Alana kadar götürdüler).

Galapagos adalarından ayrılıp, Guayaquil hava limanına geldik, aktarma yapıp, başkent Quito’ya vardık. Pazarlıkla 4/1 e anlaştığımız taksi şöförüne ‘neden hep yüksek fiyat söyleyip, sonra normale iniyorsunuz, diye sorduğumda, bana ‘siz yabancılara doğru fiyatı söylersek yine pazarlık yapacaksınız, zararına taşıma olmaz’ diye ilginç cevap verdi.

Sadece Ekvator’un değil, 2008 yılında keza tüm Güney Amerika Ülkeleri birliği Başkenti seçilen, GEZİ notlarımı keza ‘Rapor’ olarak yolladığım – eski kayınpederim Sir Urlik’in kurucularından olduğu UNESCO tarafından ‘Dünya Mirası’ Kabul edilen, sayısız tarihi binaları ile ‘özel’ bir Hispanic mimarı tarzı ‘Ekol’ Kabul edilen 15 Ağustos 1534’te San Francisco de Quito adını alan, başkentin yeni yapılan mütevazı havalimanından, şehir merkezine yakın ‘bizim yeşil sevdalılarını gerçekten DELİ ettirecek şekilde 18.000 hektarlık Halk Parkına dönüştürülen’ eski havaalanı terminaline 108 km’lik yolculuk için $ 8 ödediğim, içinde ücretsiz WiFi olan lüks otobüsle, akşam iş çıkış saatleri olduğundan 2 saatte vardık. Ordan $ 10 a anlaştığımız ‘güvenli taksi’ ile, gece ıssız İstanbul Sirkeci - Sultanahmet bölgesinin tehlikeli görünümü andıran, Başkanlık sarayının, 3 sokak arkasında şehrin tam göbeğinde geceliği $ 15 olan, eski geniş daireli fakat ‘inşaat halinde’ otel caddesine geldik. Yaşlı sürücü arabayı durdurup valizimi bagajdan çıkartıp sokağın başında ikisininde adları ‘Veronica’ olan kadın polislere ‘yabancıdır şurdaki Hotel Centro Quito ya kadar eşlik edin’ dedi ve parasını alarak uzaklaştı. Gayet düzgün ingilizce bileni sağımda, diğeri solumda iki bayan polisle 50 metre kadar biraz sefil görünümlü karanlık sokakta, konuşarak otele kadar yürüdük, üzerinde 3 ayrı kilit bulunan kapı açılıncaya kadar beni beklediler ve sonra teşekkür edip gittiler (Ruhan Hayali dostun dediği gibi  aynen bizimkiler gibi).

İki bayan polisle geldiğimi gören genç resepsiyonist etkilenmişcesine ‘en büyük daire sizin’ deyip, parayı peşin aldıktan sonra, TV kumanda cihazı, tuvalet kağıdı ve üzerinde başka otelin ismi olan bir havlu verip ‘çayet açsan, yemek için şu karşımızdaki sokakta ‘Mama Chicha’ iyidir dedi. Hakikaten o saatte civarda tek açık, penceresi olmayan ‘büfe’ kadar ufak lokantada bitiremediğim çorba, tavuk, küçük siyah fasulye, acılı bal kabağı ‘salsa’ sosu ile ikidebir dahada fazla vermek istediği pilav ve mısırsuyu için $ 4 ödedim. Gayet sevecen, tek başına 3. Jenerasyon anneannesinin kurduğu 78 senelik düzeni idare eden ‘Mama Chicha ile beraber çektiğimiz resimleriü ona nasıl yollarım diye sorunca,, bana ‘bu oğlumun kartı ordaki mail adresine yollarsın’ dedi. Kartın üzerinde Diego Rodriguez Carillo ‘Eğitim bakanlığı Milli daire başkanı’ yazıyordu. Aynı gece resimleri yolladım, sabah kalktığımda, oğlundan resimler için teşekkür ettiği, beni ertesi sabah başkanlık sarayının arkasındaki eğitim bakanlığında kahve içmeye’ davet eder cevabını buldum.

NUTUK KOPYASINI GÖRÜNCE!

Galapagos adalarından ‘zamanından 1 saat önce kalkan uçak’ yüzünden bir gün gecikmeli geldiğim, biraz gürültülüde olsa başkentin merkezindeki otelden, gündüz açık işyerleri ile güvenceli sokaktan doğruca yürüyerek Başkanlık sarayı önöndeki alana geldim. Yan binadaki Milli eğitim bakanlığına gittim. Kapıcı telefon açtıktan sonra biraz bekleyin dedi ve birkaç dakika sonra gayet şık giyimli bir sekreter ‘başkanım birazdan gelecek dedi ve beni odasına alıp ne içerdiniz diye sordu. Ayak üstü beklerken, muhteşem kütüphanesine göz attım, birden Che, Mao, Lenin, Ghandi gibi dünya liderlerinin kitapları yanında siyah üzerine altın varakla ‘Father of Turks’ yazılı çok kalın kitap ‘ben burdayım’ dercesine, gözüme diklendi. Açıp baktığımda, ATATÜRK'S SPEECH ON THE OCCASION OF THE TENTH ANİVERSARY TURKISH REPUBLIC başlıkla, ingilizceye tercüme edilmiş NUTUK kopyası. Gözlerim doldu, içimden ‘Türklük değerlerimizi hiçe sayar, atası - soyu belirsizcesine, Türklüğünden utananların aksine, dünyanın bir ucunda NUTUK ingilizce kitabı, Ekvator eğitim ‘Milli’ daire başkanının kütüphanesinde’ diye geçirirken, başkan içeri girdi ingilizce merhaba ‘Mr - sayın Ulusoy’ deyince, ben ‘lütfen sadece Kemal deyin kafi’ diye cevap verdiğimde, hemen elimdeki kitabı işaret ederek ‘like the father of Turks – Türklerin atası gibi mi diye sordu. Utancımdanmı, yoksa boğazımmı düğümlendi bilemiyorum, cevap veremedim sadece evet anlamında başımı salladım. Bana ‘Arapların telafuzu ile Kamal değilde – Türklerde olduğu gibi Kemal mi diye sorunca, ‘Turco – como Turco – Türkçedeki gibi’ diye cevap verdim. Dünyaca ünlü Kolombiya kahvesini içerken, bana Türk olduğumdan dolayı değil ve asla mübağla yapmıyorum lakin ‘insanca yaşam’ adına, 500 sene sömürülmüş Latin Amerika’da sosyalist düşüncelerde ilham aldığımız, emperyalist faşistlere karşı zafer kazanmış ‘Dünyada tek’ lider Atatürkün bu kitabı ‘Che Guevera’nın çantasında bulunan çevirinin çoğaltılmışıdır’ dedi.

Bir yerleri görme sadece ‘körüne’ gezip dolaşma değil, gittiğim yerlerde yerel kişileri tanımakla ben hep kendimi şanslı hissettim. Yoksa Eastman Kodak zaten görüntüyü sabitleştirmiş, bugün 3D teknolojisi dahil tüm güzellikleri nerdeyse aslından daha iyi bize fotoğraf, film olarak sunuyor, gidip – kör dolaşmaya masraf etmeye değmez. Keza insan, gördüğü yerleri kendi ülkesi ile karşılaştırmaktan geri kalamıyor. Asla ‘Sebepsiz hiçbirşey yoktur’ inancıyla, bir gün once ilk kez geldiğim dünyanın ‘boylam’ merkezi, Londra yakınlarındaki Greenwich gibi ‘’0’’ Kabul edilen ‘Enlem’ merkezinin tam üstüne kurulu Ekvator Başkenti Quito’da $ 4 akşam yemeğimi veren ahçı kadıncağızın, sırf iki resim yollamak için Eğitim ‘Milli’ Daire başkanı oğlu ile tanışmam, Türk olduğumu öğrenince bana ‘Atatürk ün ülkesinden olduğunuza dahada mutlu oldum’ diyen, bizde artık ‘suç’ sayılan, Milli – Ulusal kavramları ülkesinin geleceği gençliğe anlatmakla yükümlü bu 39 yaşındaki ‘aydın’ insan, diğer meslektaşları gibi ‘normal öğretmen maaşı’ almayı ayrı bir gurur olarak görüyor. Bana yerde birkaç klasör arasında gösterdiği ‘İlgininiz çekermi bilmiyorum’ diye seçip çıkarttığı dosyalar arasında burada ‘Türk’ okulu açmak isteyen Amerika Merkezli bir cemaate ait okulların, Türkiye Eğitim Bakanlığından ‘Milli’ Akreditasyon doğruluğunu ‘Hotel odasında’ faaliyet gösteren ‘Büyükelçiliğinize 9 ay önce sorduk hala cevap bekliyoruz’ derken yerin dibine girdim. Eğitim bakanlığı yerine Cemaat okulu ve otel odasında faaliyet gösteren büyük, Türk elçiliği !!! …

USA tarafından 40 sene önce, Pinoşe’yi kullanarak öldürtülen sosyalist Şili devlet başkanı Aliyende’nin 40. yıldönümü anısına, saraydaki anma törenine kravatsız tek kişi olarak yeni dostum sayesinde katıldım. İspanyolca ve İngilizce sunumda, Alliyende’nin ‘özgürlük ateşini yakan – Bolivya’ya ismi verilmiş Simon Bolivar’ yolunda ‘Eşitlik, Hürriyet ve Adalet’ adına ‘Latin Amerikaya örnek’ yaptıklarını dile getiren dökümanter film etkileyici idi. Sunum sonrası, nerdeyse tüm meydanı kaplayan - hemen yandaki Müzeler külliyesinde, Aliyende’nin yakın dostu olan ‘Pablo Neruda’ Şiir ve resim sergilerini ziyaret ettikten sonra, yeni dostum Başkanlık sarayı Muhafızlarla resmimi çekip, beni ‘Ekvator zenginlerini, Kolombiya üzerinden Avianca ile ‘Domininikan adalarına’ taşımak için gelen seyehat acenteları ve oteller birliğinden gelen Kolombiyalı heyet başkanı, üniversiteden sınıf arkadaşı ‘Alejandra Moubarak’ ile tanıştırıp, önemli bir toplantıya yetişmek için vedalaşıp ayrıldı.

Telefonda Fransızca konuştuğunu duyunca, meraklandığımı anladı ve ‘arayan 3 gündür çocuklarla baş edemiyen eşim Turco – Türk’ dedi. Aslında, geçen iki yüzyılda, eski Türk topraklarından gelen tüm göçmenlere, aralarında eski Arjantin Devlet başkanı Menem dahil herkese ‘Turco’ dendiğinden, Alejandra eski Türk diyarı Tunus asıllı bir Arap ile evli. Birkaç müzeyi, tarihi yerleri gezdikten, beraber resimler çektikten sonra akşama doğru ayrılırken bana verdiği kartında 5 yıldız meşhur Kolombiya oteller zincirinin yönetim kurulu üyesi ve dünya pazarlama genel müdürü yazılıydı.

EKONOMİSİ ZAYIF ÜLKE

İnsanlık dışı vahşeti ve başta sözde ‘Kitle imha silahları’ soysuz yalanları ile Irakta 1.8 milyon masum Müslümanın katili denen USA gerçeklerini ‘Wiki Leaks’ belgeleri ile açığa çıkartan Julian Assange, İngiltere – Londra’da, Ekvator Büyükelçiliğine sığınmasından sonra, İngiliz hükümetini, Irak – Afganistan ve enson Suriye olayları ile ‘Amerikanın köpeği’ olarak gören Londra’dan birçok dostum (ikisini, yerleştikleri Cuenca da ziyaret ettim) protesto amaçla ‘yurtdışında – Ekvatorda yaşama’ kararı aldılar. Özellikle ‘ayda $ 1.000 emekli maaşını teyid eden ve/ya $ 25.000 sermayeli, enaz 1 yerli çalıştıran herkese’ derhal oturma müsadesi ve 3. seneden sonra otomatik pasaport, parasız: sağlık hizmetleri, seyehat ve opera – tiyatro benzeri gösterilere giriş imkanı tanıyan Ekvator, artık çok pahalı denen Panama, Kosta Rika yerini doldurdu. Bizim Marmaris – Alanya arasına yerleşen yabancılar gibi, özellikle, hep aynı yaz – yayla sezonu yaşayan, çok daha ucuz Milli park alanları: Amazon bölgesi kıyıları ve göller bölgesine yerleşen batılı yabancıların sayısı: ekonomisi zayıf ülkede yaklaşık 130.000.

EKOLOJİK YAĞMUR ORMANLARI

Benzinin Galonu (4.2 litre) $ 1.90 olan, dünyanın en büyük ‘rain forest – Ekolojik yağmur ormanları’ Milli parklarına sahip, USA doları para birimi olarak kullanmasına rağmen, Küba ve Venezuella gibi Latin Amerika Kapitalizme inatla, Sosyalist birliğinde ‘sözü dinlenir önemli üye’ Ekvatorda, diğer tüm Latin Amerika ülkelerinde şahit olduğum gibi ‘Müzik ve dans’ bireylere sanki dertlerini unutturucasına iyi geliyormuş gibi, nerdeyse heryerde açık bir radyodan müzik duymak mümkün. Son günümde, Paris Notre Dame kopyası Katedralin 145 basamaklı çan kulesine çıkarken, 1 senedir güney amerikayı sırt çanatalarıyla dolaşan 2 hollandalı genç kızla tanıştım. Şehir merkezine dönüşte, birşeyler atıştıralım dediler ve 3 kap yemek, Chicha – Mısırdan yapılan meyvesuyu dahil $ 1.75 ödediğimiz, volkanik uçurum tipli vadilerle biribirinden kopmuş - tepelere yayılmış Quito da gece hayatı ‘yokcasına’ sokaklar çok ıssız.

3 aydır karşılaştığım ‘tek’ Türk İzmirli genç seyyah - Berk, 1 haftadır Hükümete baş kaldıran ve Ekvator hududundan Kolombiya Başkenti Bogotaya giden tüm yolları tutan FARC ve ELN örgütlerinin tutsağı. Iki kez denedim, lakin hudut kapalı ve maalesef Kolombiyanın önemli Kültür merkezlerinden Cali ve Pasto yu görmeden geri dönüp, yarın ucuz bir bilet bulup, uçakla Kolombiya başkenti Bogota ya ordanda atlantik kıyısındaki önemli kültür merkezi ‘Cartagena – Kartaca’ ya geçmeye çalışacağım…

GAZETE SAYFASI İÇİN TIKLAYINIZ

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • Günün gazete manşetleri16 Ocak 2017 Pazartesi 04:43
  • 90 milyar doları yönetecek Trabzonlu!14 Ocak 2017 Cumartesi 10:20
  • Trabzon Vakfı'ndan şok karar!13 Ocak 2017 Cuma 10:48
  • "Anayasa Mahkemesi teslim alınmıştır"11 Ocak 2017 Çarşamba 10:16
  • YUMUŞAK İNİŞ09 Ocak 2017 Pazartesi 13:03
  • Mevlid okuttu davadan kurtuldu!09 Ocak 2017 Pazartesi 09:00
  • Turizm dedikleri, Arap’tır bekledikleri09 Ocak 2017 Pazartesi 07:06
  • Yüzlerce uçak seferi iptal!07 Ocak 2017 Cumartesi 09:02
  • Şırnak'tan acı haber: 2 şehit!07 Ocak 2017 Cumartesi 03:09
  • 80 milyon kahraman var06 Ocak 2017 Cuma 14:42
  • YERİN KULAĞI
    • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
    • Utku ve Hasan Bozoğlu!
    • Soylu’ya BJK forması!
    • Altuntaş’ın torpili!
    • ASKF’de kutlama!
    • Konsey toplantısı!
    • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
    • MHP sürpriz yapabilir!
    • Antalya’da sabah sporu!
    • Metin Kara’yı topa tutacak!
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.