• BIST 95.852
  • Altın 190,976
  • Dolar 4,6622
  • Euro 5,4311
  • Trabzon 24 °C

13. YÜZYILI, 21. YÜZYILDA YAŞAMAK!..

Şükrü ÜÇÜNCÜ


İsrafın en fazla yapıldığı aylardan bir tanesini geride bırakıyoruz… Normal şartlarda israfı en aza indirmemiz gerektiği bir ayın sonunda herkes kendinde bir sağlama yapsın baksın, 11 ayda yapmış olduğu israfın neredeyse 1 ayda toplamına yakınını gerçekleştirmiş olduğunu görecek…
İftar sofrası demek, 11 ay boyunca yaşamış olduğumuz bolluğu kısıtlayarak, bunları bulamayan diğer Allah’ın kullarının derdini ve sıkıntısını anlamak demektir…
Yani, diğer aylarda her akşam çorba, yemek ve tatlı yiyorsanız bu ay içerisinde bunu daha aza indirip sofranızı bir başka komşunuz ile paylaşmanız gerekmektedir…
Bunu ben demiyorum..?
Gidiyoruz bir Ramazan sofrasına ne ararsan var! Sofrada artık öyle bir durum olmuş ki, yemekten gına gelmiş bizim emmioğluna… Durum böyle olunca da sofradan kalktığımızda geride bıraktıklarımızdan bir o kadar daha insan doyar…
Yemeklerde israf, ibadetimizde ise şatafat olmaya başladı…
Bunun önüne geçilmesi gerekirken bir bakıyoruz bilmem nerenin neyi daha şatafatlı şekilde Ramazan sofrası kuruyor ve sonrasında bilmem ne marka araçları ile bilmem hangi camiye giderek şatafatlı ve gösterişli şekilde ibadetini yapıyor…
Ne oluyoruz beyler ve hanımlar…?
İnancımız gereği bizlerin gayet mütevazı ve israfsız bir hayat sürmemiz gerekir…
Hele de şu birkaç yüz tane cemaat yok mu..? Al bir yerden vur başka yere…
İsrafın en kralını bu cemaatlere verilen yardımlara harcıyoruz…
Ortaçağ Avrupası gibiyiz…
Hiç aratmıyoruz 13 ile 18. yüzyıl arasını… O yüzyıllarda birçok ülkeyi Hıristiyan dünyasının içerisindeki, cemaatler yönetirdi… Öyle ki, bu cemaatlerin taassubu, kilisenin aşırı zenginleşip, buna karşılık halkın fakirleşmesi Protestanlığın doğmasına neden oldu. Halk pespaye ve yokluk içinde ruhban sınıfı ise zenginlik içinde yaşıyordu. Tıpkı günümüz Türkiye'sinin cemaat ve tarikat liderleri gibi... Şatafat ve gösteriş Avrupa’yı sürekli olarak kendi arasında savaşa ve kavgaya itti…
Yine aynı yüzyıllar içerisinde soylular ve alt tabaka sınıfları vardı… Bu zümrelerde yaşayış şöyleydi:
“Soylular tabaklarından artanları alt tabakaya yollardı…“ 
İşte ortaçağda Avrupa’sının genel durumu böyleydi…
Günümüz Türkiye’sine baktığımızda ise bunu açık ve net olarak görüyoruz… Hele ki, 21. yüzyılda bunu yaşamak ve görmek adama zül geliyor…
Tarihi ile övünen bizler sadece küçük kahramanlık hikayeleri ile avunan insanlarız…
Karanlık Avrupa’dan kaçanların sığındığı bir ülke ve tarihe sahip iken daha ileri gelişmişlik göstermemiz gerekirken her yüz yıl daha da geri gidiyoruz…
Bunun asıl nedeninin iyi incelenmesi ve analiz edilmesi gerekir. 
Sosyologlara, psikologlara çok görev düşmektedir… Yarının Türkiye’si bugünden gözükmektedir… 13. yüzyıl Avrupa’sını 21. yüzyılda Türkiye'de yaşamak inanın ki utanç verici...

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.