• BIST 106.926
  • Altın 151,365
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Trabzon 15 °C

15 TEMMUZ

Gürsel ÖZGÜR

Kurucu ideolojinin felsefesini okuyamayanlar, kavrayamayanlar, kabullenemeyenler 15 Temmuz 2016 darbe girişimine neden olmuştur.

1970-1976 yıllarında Trabzon’da yaşadım, Kavakmeydan mahallesinde oturduğum apartmanda bir grup tarikatçı da oturuyordu. Cumhuriyet ortaokulunda okurken 1974 yılında beni de davet ettiler ve iki kere evlerine gittim. Evde dini sohbetler yapıyorlardı. Daha sonra çocuk aklımla yaptığım değerlendirme sonucunda doğru bulmayarak bir daha gitmedim. Ne olduklarını, ne yapmak istediklerini çok iyi anlamamıştım, anlaşılan o ki yetkililer de anlamamış ya da görmezden gelinmiş veya desteklenmişti!

Silahlı Kuvvetler içinde en güçlü harç; Vatan, Bayrak, Millet sevgisi, Atatürkçülüktür. Bizim dönemimiz bu şekilde yetişti. Kişinin dini inancı yalnızca kendisini ilgilendirir. Kasıtlı olarak, ‘Ordu dinsiz’ söylemi yıllarca dillendirilmiş ve söylenti şeklinde yayılmış olmasına rağmen ne kadar dayanaksız olduğunu askerliğini yapan herkes bilir. Askerlerin oruç tutmasına karışılmadığı gibi tutanlar için gerekli tedbirler alınır, mescitte mesai haricinde namaz kılması için imkân sağlanır. Ancak hal böyle iken sistematik olarak Orduyu yıpratmaya çalışanlar daha sonraki yıllarda bu mesnetsiz söylemlerine ‘Dindar askerler Ordudan atılıyor’ yalan yaygarasını ekleyerek ve siyasilere baskı yapmak suretiyle cemaatçilerin atılmasının önünü tıkamışlardır. Atılanlara da değişik kurum ve kuruluşlarca sahip çıkılarak cesaretlendirilmişlerdir. Resmi tam görmek için bu tür fırça darbelerini iyi yorumlamak lazım.

Hepimizin yaşadığı çok örnek vardır. Örneğin; 1995 yılında ‘ben dini bir yönetim istiyorum’ diye fikrini açıkça deklere eden bir subay atılınca hemen iş bulduğuna şahit olduk. Bir özel televizyon kanalında çok beklemeden iş başı yapmıştı. Bütün bu sahiplenmeler bugünlerin temelini atmıştır. Sonuçları sebepleri ile değerlendirdiğinizde daha iyi analiz yapabiliyorsunuz.

Darbe girişiminde bulunanların kendilerini çok iyi gizledikleri, bukalemun gibi her kılıfa girdikleri doğrudur.

Ancak; Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne, anayasal düzenine, varlığına,  bağımsızlığına, güvenliğine ve millî gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan gelecek mevcut ve muhtemel tehditler hakkında bilgi toplamak, önlem almak ve gerekli durumlarda ilgili makamları uyarmakla görevli teşkilât olan MİT ve diğer haber toplama kaynakları bu tanımda geçen görevlerini yapabilmiş mi? Yoksa onlar da sade vatandaş olarak izlemiş mi?

***

 

Son yaşananlar istihbarat etkinliğinin çok da olmadığı izlenimini yaratmıştır ki önemli bir zafiyettir.

2012 yılı genel atamaları ile tayinim hukuksuz olarak çıkarıldığında tasfiye edildiğimiz gerçeğini, feryadımı, haksızlığı, tutarsızlığı yetkili bir Komutana aktarmak istediğimizde ulaşamamış ve anlatamamıştık. Hâlbuki tayinin hukuksuz olduğunu ispat çok kolaydı ama anlatma imkânı bile sağlanmadı. Kurumumu mahkemeye verme düşüncem de olmadı. O dönem tayinimi yapan subay ve başındaki General son olaylarda ihraç edildiler! Demek ki dinlemek ve değerlendirmek lazımmış. Yetki sahibi olanlar yetkilerini kullanmalılar, kullanılmayan yetki de görevi kötüye kullanmadır. Silahlı Kuvvetler artık daha cesur olmalı ve terfiim sıkıntıya girer, günü kurtarayım vb. gibi düşüncelerden süratle sıyrılmalı ve cesaretle ve kararlılıkla yalnızca görevin gereklerine angaje olmalıdır.

Silahlı Kuvvetleri ele geçirerek darbe yapma girişimini Vatan, Bayrak, Millet ve Atatürk sevdalısı askerler engellemiştir. Halkın karşı duruşu da önemlidir, ancak Komuta kademesi ile yapılmış olsa idi iş makineleri, otobüs gibi araçlarla engelleme imkânı olmazdı. Onun için kışlaların önünde iş makineleri ve otobüs benzeri araçlar, polis arabalarının durması komik olduğu kadar incitici ve aşağılayıcıdır. İnsanları potansiyel suçlu diye yaftalamak çok anlamsızdır.

En yakınındaki maiyetini bile tanıyamayan Komuta kademesi hala neden görevde olduğunu açıklamalılar. Bize ‘Komutan birliğinin yaptığı ve yapamadığı her şeyden sorumludur’ öğretisini verenler ve bizden askerin etek tıraşının bile hesabını soranların da bu öğretiye uyması gerekmiyor mu? Derdest edilen bir Komutanın emir-komuta zafiyeti oluşmuştur, özgüveni azalmıştır. Moral ve motivasyon açısından da bakarsak olumsuz bir tablodur.

Ayrıca mezun olan Harbiyelilerin Subay olma istekleri kursaklarında bırakılmamalıydı. Sapla samanı ayıramamak böyle bir şey. Subay olacağım derken mühendis ol… Yıllarca görevini yapmayanlar yüzünden mağdur binlerce insan oluşmuştur. Öğrencilerin yüzde 95’i FETÖ’cüymüş (o zaman yüzde beşin suçu ne) söylemiyle atılmaları korkunç bir tablo oluşturmaktadır ki o zaman istihbarat örgütlerine ihtiyaç kalmamıştır. Zamanında gerekli araştırmalar yapılsa bu istenmeyen durum olur muydu?

***

‘Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikatı medeniyedir’ diye Kastamonu’da 1925 yılında söyleyen Atatürk putlaştırılmadan anlaşılmalı ve özümsenmelidir. Her konuda etnik ve mezhepsel ayrıştırmalara son verilerek liyakat sistemi tek geçerli seçim tercihi olmalı ve millet asgari müştereklerde birleştirilerek kaynaştırılarak tarihinde var olan milli ruhun artırılması ile milli gücümüz yüksek seviyelere çıkarılmalıdır. 

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.