• BIST 106.736
  • Altın 141,158
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Trabzon 24 °C

19 MAYIS VE YENİ TÜRKİYE

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Atatürk’ün ülke adına yapmış olduğu en önemli kayıtlardan bir tanesi olan 19 Mayıs 1919 için bilincimize yerleşmiş sembollerden bir tanesi de “Bandırma Vapuru” dur. Halen Samsun’un doğu girişinde sahildeki limanda müze olarak kullanılan model bir gemiden başka elimizde pek bir şey kalmadığı malumunuzdur.

Atatürk’ün efsanevi İstanbul-Samsun yolculuğu ve takibinde Anadolu topraklarında canlanmaya başlayan direniş ruhu çok iyi bir yönetim tarzı ile bildiğimiz başarıya dönüşmüştür. Yoksul ve moralsiz Anadolu insanını o dönemdeki koşullar altında motive etmek ancak bir dehanın işi olabilirdi ve bunu da büyük Atatürk başarmıştır. Ülkenin aydınlanması ve kalkınması için çıkış tarihi olan 19 Mayıs 1919’un 96.yıl dönümünde ülkenin savrulduğu yeri görebiliyor musunuz?   

Ülkenin kuruluşunda ödenmiş olan bedeller, giden canlar, manevi değerler ve hepsinden önemlisi vefa bir yana bırakılarak, basit siyasi çıkarlar ve uluslar arası düzenbazların kurgusu ile geçmişe sünger çekme çabası tavan yapmış durumdadır. Önce tek parti dönemi dediler… Sonra iki sarhoşa kadar işi götürdüler. Bağımsızlığı ve birliği emperyalist çıkarlara teslim etmiş olan Osmanlı’yı baş tacı yapıp, planlı kalkınma dönemini başlatarak ülkeyi ayakları üzerinde durabilir hale getiren anlayışı aşağıladılar. Osmanlı’nın borçlarını üstlenen ve ödeyen, ülkeyi bağnaz ve tutucu anlayıştan aklın egemenliğine taşıyanları despot ilan ettiler.

Dahası, emperyalist kışkırtma ile isyan eden Dersim’den tek parti iktidarını sorumlu tuttular. Bu ülkeyi var eden bütün değerlere vura vura bugüne geldiler ve önümüze “Yeni Türkiye” vizyonunu koydular. “Yeni Türkiye” olarak pazarlanmakta olan şey aslında tipik bir algı yönetiminden başka bir şey değildir. Cumhuriyet dönemi boyunca kazanılmış olan bütün kamu varlıklarını insafsızca elde çıkaran Türkiye’nin bu iktidar ile ekonomide artık yapabileceği fazlaca bir şey yoktur. Dikkat edilirse “Yeni Türkiye” vizyonu içerisinde hiçbir ekonomik simge yoktur. Üretmeyen, kaynak doğurmayan, istihdam yaratmayan bir sistemin gelebileceği tek nokta “Yeni Türkiye” aldatmacası olabilirdi ve öyle de olacak…

“Yeni Türkiye” söyleminin içeriğine biraz girildiğinde sizleri nelerin beklemekte olduğuna yakından bakalım:

Sınırsız yetki ile donatılmış; yargı, yasama, üniversite gibi bütün kurumların denetim altına alındığı bir başkanlık sistemi. Ülkenin doğusu-batısı, kuzeyi-güneyi arasında büyük Atatürk’ün sayesinde kurulmuş olan Anadolu milliyetçiliği ittifakını bozup, emperyalist projelere açık, bağımsız federe bölgeler. Akıl ve mantığa dayalı eğitim sistemi yerine, dünyada da örnekleri bilinen şekilde din referanslı devlet modeli... Ki bu model insanların özgür düşünme ve bağımsız karar verme yeteneğini körelten, emperyalist dünyanın ellerini ovuşturarak izlediği ideal bir modeldir…

Velhasıl, caddelerdeki ilan panolarında “Yeni Türkiye” sloganını gördüğünüzde tekrar düşünün ve size sahte tebessümle bakan o yüzlere… Siz de tebessümle bakın.

 

ÜNİVERSİTELERDE BAHAR ŞENLİKLERİ

Gençlik… Kanı kaynayan, duyguları üst düzeyde yaşayan bu kesim için yönlendirmede bulunmak, ya da yaşama dair deneyimlerimizi anlatmak çok da makul bir yaklaşım olmasa gerek diye düşünüyorum. Zira insanın yaşamında geçirdiği her dönemde kendi duyguları, yakın çevresi, aile yapısı gibi birçok faktörün belirleyici olması dışında fazlaca da etkili olabilecek bir unsurun olmadığını biliyorum. Ancak bu sınırlamanın belirli bir entelektüel düzeye ulaşamamış, yaşamı tekdüze ve sınırlı ölçüler açısından değerlendirmekte olan gençler için geçerli olduğu da vurgulanmalıdır.

Çok iyi bilmekteyim ki bu ülkede sınıf çelişkisinin farkında olan, erdemli olabilmenin gereği olarak bilgi sahibi olma, akıl, dayanışma ve çevre bilinci taşımakta olan önemli bir genç kesim de vardır. Beni bu konularda fikir beyan etmeye zorlayan en sağlam dayanak da bu bilinçli gençliktir. Zira ülkenin kendi değerlerine her zaman sahip çıkan, yoksul-zengin ayrımına asla değer vermeyen, sadece insani değerler üzerinde ortaklık yapan bir genç kuşak hep var olmuştur. Halen de bütün dinamizmi ile var olmaya devam etmektedir.

Bu tarz gençlerimiz için aşk; iki cins arasında yaşanan bir duygu yoğunlaşmasının ötesinde toplumsal bir anlam da taşır. Onlar için sevgi; ayakkabısının altı delik olan köy çocuklarına sahip çıkmak, kenar semtlerdeki yoksulluğa karşı dayanışmak, gözü dönmüş çevre talancılarına karşı durmaktır. Toplumsal mesajlar taşıyan sanat faaliyetlerinde bulunmak, “inti illimani” dinlemek, Nazım’la yakınlaşmak, halkını sevmektir aşk. Bu kesim gençler için popüler müzik idolleri basit ve yüzeysel kalır. Onların dünyalarına Hande Yener, Şebnem Ferah, Ozan Doğulu ya da Ferhat Göçer giremez. Onlara hiçbir etkileri ya da duygu beslemeleri de olmaz, sadece birer medya malzemesi olarak kalırlar.

İşte bu tanıma giren ve benim de favorim olan bu gençler için üniversitelerdeki “bahar şenlikleri” popüler ve lümpen kültürün bir uzantısı olup, kamu kaynaklarının anlamsızca israfı demektir. Onlar kendi bahar şenliklerine zaten başladılar. Yaylaları, doğa güzelliklerine sahip ören yerlerini, sahipsiz ve unutulmuş köyleri ziyaret edip halkla iç içe günü birlik ziyaretler yapmaya devam ediyorlar. Dayanışma, doğa sevgisi, israfsız yaşam ekseninde ve en önemlisi yaptıklarından büyük bir mutluluk duyarak yaz aylarına kucak açıyorlar…

Son dönemde üniversitelerimizde yaygınlaşmakta olan “bahar şenliklerinin” popüler kültürün bir yansıması olduğunu, eğitimsel anlayışa hiçbir katkısının olmadığını, alkol-sigara tüketiminin dışında bir işe yaramadığını belirtmeliyiz. Başta ODTÜ olmak üzere, bazı üniversitelerimizin bu şenlik kandırmacasından vazgeçme kararı almasını olumlu buluyorum. Ancak; üniversite gençliği için bu popüler “lay-lay-lom” etkinliklerinin yerine, israfsız, nitelikli, evrensel düzeyde etkinlik planlamaları yapmak da üniversite yönetimlerinin sorumluluğundadır. Bunu da işin başındakilerin bilgisine arz etmek lazım.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.