• BIST 110.932
  • Altın 175,003
  • Dolar 4,0605
  • Euro 4,9845
  • Trabzon 16 °C

1900’lü yılların Canan Karatay’ı!

Yer KULAK

Dün bu köşede, bundan tam 110 yıl önce Trabzon’da doktorluk yapan Şaban Hilmi’nin, ‘insan nasıl yaşamalı’ başlıklı yazısı yer almıştı. Trabzon, her ne kadar günümüzde farklılaşmışsa da; tarihin her döneminde kültür, sanat, ilim, irfan, ticaret ve sosyal hayatta iz bırakan bir şehir oldu.
Trabzon’un tarihi süreç içerisinde en parlak dönemi 1204-1461 yılları arasıdır. Bu dönemden sonra Trabzon’un yıldızı 1800’lü yılların sonlarına doğru ve 1900’lü yılların başında yine tavan yapmıştı.
Doktor Şaban Hilmi’nin hayatı hakkında bilgimiz yok. 1900’lü yılların başında Trabzon’da yayımlanan Hekim dergisinde yazılarına rastlıyoruz. Doktor Şaban Hilmi, 1909 yılında Hekim dergisinin bir sayısında yazdığı yazıda yemeklerin, sebzelerin, meyvelerin vs. faydasını, nasıl yenmesini ve pişirilmesi gerektiğini anlatıyor.
Doktor Şaban Hilmi, bugünün Canan Karatay’ı gibi… Dr. Hilmi’nin bu köşede yayımlanan o güzel yazısını okumayanlar, kuzeyekspres.cm.tr de mutlaka okusunlar, diyoruz…

‘Sen bittin’ siyasi söylem!

sen-bittin.jpg

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için söylediği ‘sen bittin’ söyleminin siyaseten bir ifade olduğu açıkladı.
Gazetemiz sahibi ve yazarımız Hasan Kurt, birkaç gün önce kaleme aldığı ‘Hükümetin en başarılı bakanı’ başlıklı yazısında, Süleyman Soylu’nun Kılıçdaroğlu’na yönelik söyleminin, siyasi bir söylem olduğuna işaret etmişti. Bakan Soylu da önceki akşam, Hasan Kurt’u teyit edercesine sözlerinin siyasi söylem olduğunu belirtmişti.
Yalnız Türkiye’de değil dünyanın demokrasi ile yönetilen hemen her ülkesinde, siyasiler birbirlerini eleştirirken zaman zaman farklı yorumlara neden olabilecek kelime ve cümle kullanırlar. Bu tür sözler, demokratik ülkelerde normal karşılanır. Soylu’nun bu açıklamasından sonra, hava az da olsa yumuşadı.
Muhalefet partilerinin görevi, hükümetin yanlış ve hatalı icrasını eleştirmek, hükümeti uyarmaktır. Muhalefetin eleştirilerine, muhalefeti suçlayarak değil icraat ile cevap vermek daha doğru olur.

Teoman Yılmaz’dan iki bomba haber!

teoman-001.jpgteoman1.jpg

Trabzon’un ‘1’ numaralı sosyal medya habercisi ve yorumcusu Teoman Yılmaz’a, ilin her yöresinden yağmur gibi haber yağıyor. Teoman da bu haberleri sosyal medyada yayınlıyor.
Yılmaz, Vakfıkebir’den gelen bir haberi takipçilerine ve Vakfıkebir Belediye Başkanına şöyle duyurdu;
‘Bazen, söz bitiyor… Bu manzarayı oluşturanlara ne ceza verilir? Dünyanın ilk 30 kenti arasına gireceğiz demekle, 14 yılda 19 katrilyon harcadık demekle olmuyor. İşte sahaya yansıyanlar bunlar… Fotoshop değil. Buradan turist otobüsleri, yabancılar, yerliler, kısaca insan geçiyor. Bu işler süslenmekle olmuyor’.
Teoman’ın ikinci haberi Karşıyaka- Uğurlu yolu ve Uğurlu mezarlığı idi. Teoman’ın bu haberi ise şöyle;
‘Karşıyaka- Uğurlu yolu 5 km. 6 yıldır yapılamadı. 1916 yılında Trabzon’u işgal eden Ruslar ise 10 km.lik Atapark-Uğurlu yolunu 6 ayda yaptılar. Uğurlu’da Belediye yeni bir mezarlık yaptı. İyi de etti. Ancak, yolu perişan! Nedir bu Uğurlu’nun çektiği? Ölüye de diriye de saygı yok. Bu rezilliği gören yok mu? Vekiller nerede? Bir müstahsil memur fiskobirlik önünden, gece geç saatte fındığını satamamış. Selfi atmış diye sayın Balta talimatla savunma aldırttı. Sayın Balta üstelik Uğurlu eniştesisiniz. Bizde bu resim ile Uğurlulular adına sizden savunma istiyoruz. Ne diyeceksiniz, bu mezarlık selfisine sayın Balta?’
Teoman’ı bu iki güzel haberden ötürü kutluyoruz. İlgili ve yetkilileri de görevlerini yapmaya davet ediyoruz.

Sarıkamış’ta şehit olanlar!

sarikamişta.jpg

Sarıkamış’ta, 19 Aralık 1914 tarihinde Osmanlı başkomutan vekili Enver Paşa, ‘Sarıkamış harekat’ planını kurmaylarına sundu. Ruslara karşı taarruz harekatına başladı... Taarruz ilk günlerde başarılı idi. Ancak hava koşulları taarruzu olumsuz etkiledi. 1915’in 3-4 Ocak geceleri fırtına ve kar yolları tıkadı, çadırları yıktı. Ardından dondurucu soğuklar ve Osmanlı Ordusu 60 bin, Rus ordusu da 30 bin şehit verdi.
Sarıkamış cephesindeki askerlerin büyük bölümü Karadeniz vilayetlerinin gençleriydi. Gazetemiz yazarı Hasan Kurt’un da dedesinin iki amca çocuğu da Sarıkamış’tan dönmeyenler arasında idi. Adları kayıtlarda da yoktu… Ki, Trabzon, Rize, Gümüşhane, Erzincan ve Giresun’dan da binlerce kayıp vardı.
Trabzon’dan esintiler sitesinde Ahmet Günaydın, Sarıkamış’dan dönen dedesinden dinledikleri paylaştı…
''Dedem ve kardeşi Sarıkamış’ta cephede donuyor(birnevi yarıcanlı). Dedem sırtında kardeşini, Ovit, İkizdere, Kalkandere güzergahından köye kadar getiriyor. Sarıkamış cephesine bizim köyden 40 kişilik bir grup gidiyor. Ama Genelkurmay askeri kayıtlarında eski soy isimlere göre yapılan araştırmada isimlere rastlanmıyor. Dedem rahmetli, ’Eğer Rus tarafında Tatar askerleri olmasaydı durumumuz daha da vahim olurdu’ derdi. Enver paşaya da çok kızardı. Gelen erzakı, mühimmatı atlar taşıyor gerekçesiyle atlara yedirdi, asker de atların dışkılarından çıkan arpaları yedi, ölmemek için! Çarıklarımız çok önemliydi, derdi. Her asker gözü gibi saklardı. Çünkü bir sıcak su bulduğumuzda çarıktan içine bir parça kesip atardık ta, çorba niyetine içerdik derdi. Allah bütün geçmişlerimize rahmet eylesin’.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde, pek nüfus kaydı tutulmadığı, köylerde yaşayan Müslümanların hemen hemen tamamı okuryazar olmadığı ve o tarihlerde soyadı da kullanılmadığı için Sarıkamış’ta ölenlerin büyük çoğunluğunun kimlerin yakınları olduğunu da maalesef bilmiyoruz. Bildiklerimiz, büyüklerimiz anlattıkları… Sarıkamış’ta, şehit olanların ruhları şad, mekanları cennet olsun…

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.