• BIST 97.141
  • Altın 242,390
  • Dolar 6,2773
  • Euro 7,3787
  • Trabzon 23 °C

2008 den Ünal Karaman röportajı

2008 den Ünal Karaman röportajı
Konya Et Balık Kurumu’nda çalışan memur bir babanın oğlu olarak açmış gözlerini dünya’ya.

RÖPORTAJ: Sedat Tunalı 
Konya Et Balık Kurumu’nda çalışan memur bir babanın oğlu olarak açmış gözlerini dünya’ya. Doğuştan yetenekli olduğunu fark etmeden, sokak arası futbolcularının son “büyük” temsilcilerinden biri olacağını hiç aklına getirmeden top kovalamış 13 yaşına kadar.

Evin en küçüğü olmasa belki de futbolcu olmayacaktı, zira bir ramazan akşamı iftar sofrasının pidesini almak için fırına onu göndermeyecekler ve o pide kuyruğunda arkadaşının “ oğlum et balık genç takım kuruyor, yarın seçmeler var gidelim mi” davetini almayacaktı. Memur baba zaten oğlunun okuyup adam olması konusunda ısrarlı ve kararlıdır, top da neymiş..

Ertesi gün seçmelere gider ve hemen fark edilir. Sonra Konya İdman Yurdu, ardından Gaziantep ve Malatya günleri..

Malatyaspor’da oynarken sakatlanır ve bir hafta Malatya Devlet Hastanesi’nde yatar Ünal. Doktorlar iyi beslenmesini ve her sabah taze süt içmesini önerirler. Ünal’ın daha önce hiç tanımadığı bir Malatyalı köylü kadın, ineğini hastane bahçesine kadar getirip sütünü sağarak taze taze Ünal’a içirir! Bu “insanlık” hali Ünal’ı Anadolu insanına “bağlayan” en büyük işaretlerden biri olacaktır.

Malatyaspor’da oynarken Milli Takım’ın da en popüler oyuncusu olarak sivrilen Ünal’a ülkenin “tabii senatörler düzeninin sahipleri” talip olmakta gecikmez. Ama sert kayaya çarptıklarını anlamaları çok zaman almaz. “Parayla her şeyi satın alabileceklerini zannedne insanlardan hiç hazzetmedim, etmem” der ve karakteriyle örtüşen tek takım olarak gördüğü Trabzon’a imza atar, aşağıda bu imzanın da öyküsünü okuyacaksınız.

Geçen sezon başlamadan Ankara’daki bir turnuvanın ardından katılımcı 6 takımı sormuş ve hocamdan fikir almıştım. Karaman, izleidği 6 takım içinde en çok Oftaş’ı beğendiğini, Rize’nin işinin zor olduğunu söylemişti. O gün içimden gülmüştüm, başka gülenler de olmuştur ihtimal. Bu nedenle bu yıla dair “Denizli ve Hacettepe’nin işleri zor” uyarısının dikkate alınmasında adı geçenler açısından yarar olduğunu söyleyelim ve söyleşiye geçelim.

Hocam sondan başlayalım, lig ne olur?

Çok büyük aksilik olmazsa ilk dört belli. Yönetim şekilleri ve bazı tercihler sıralamayı belirler. En hazır gözüken Galatasaray. Milan Baroş bence Nonda’ya çok gol attırır.

Trabzon’la başlamadan, sağda solda sizin aslında Trabzonsporlu olmadığınız söyleniyor, bu sizi rahatsız ediyor mu?

Türkiye’nin en gözde oyuncusuyken Trabzonspor’u seçen ve o şehirde 9 yıl yaşayan, her sezon İstanbul takımlarının transfer etmek için akıl almaz yollar denemesine rağmen Trabzon’dan ayrılmayan birine söylenecek söz mü bu sizce?  Zaman zaman sorunlar yaşadım, ayrılmak istediğim de oldu Trabzon’dan, ama her seferinde bir şey beni Trabzon’da tuttu. Trabzonsporluluk daha nasıl olur? Maddi ve manevi her tür baskıya rağmen bu şehirde kalmak Trabzosnporluluk değilse, başka ne diyebilirim ki?

Trabzon nasıl takım kurdu sizce?

Bir iki değişiklikle ligin en güçlü takımı olabilirler.Yıllar sonra ilk defa çok doğru bir hamle yapılıp doğru isimlerin takıma kazandırıldığını düşünüyorum ve geleceği parlak görüyorum. Selçuk, Caner, Nuri Şahin, Ceyhun Gülselam ve adı şu an aklıma gelmeyen pek çok “değeri” daha kariyerlerinin başında önermeme rağmen almadı Trabzon, geç ve çok paralarla da olsa yine de Selçuk ve Ceyhun gibi oyuncuların çok doğru seçimler olduğuna inanıyorum.

Şampiyon adayı olabilir mi Trabzon?

Ersun hoca çok doğru bir takım çıkardı bana göre. Bazı kritik maçlarda Ceyhun’u da Hüseyin’in yanına çekerse Trabzon takımı gol yemez ve Yatara-Gökhan-İsaac ve Umut dörtlüsünden yapacağı seçimle mutlaka golü de bulur. Sağ kenar biraz aksıyor gibi görünüyor ama Tayfun gibi bir alternatifi de var hocanın. Ben Trabzon’dan çok umutluyum

Eskiye dönersek, Türkiye’nin en flaş oyuncusu iken sizi Trabzon’a sürükleyen hangi duyguydu? Para olmadığını söylemenize gerek yok, bu biliniyor.

Karakter olarak zoru başarmayı seven bir yapım var. Yel değirmenleriyle savaşan Don Kişot’a hep sempatiyle baktım ve kendimde hep bir parça buldum O’ndan. Hayatımın hiçbir döneminde işin kolayına kaçmadım. Tabi Trabzon’a karşı Anadoluluktan beslenen bir sempatim de vardı. Sayın Mehmet Ali Yılmaz başta olmak üzere, 4 büyük kulübümüzün yönetimi de benimle özel olarak ilgileniyordu. Ama dediğim gibi beni Trabzon’a sürükleyen görüştüğüm kişilerin karakterleri ya da sundukları şartlar değil; kendi karakterimde var olan “zoru başarma” duygusu ve duruşudur. Ben Anadolu insanında saklı olan güzelliklere aşığım. Zaman zaman sorunlar yaşasam da, Trabzonsporlu Ünal olmaktan ve o şehirde yaşamaktan dolayı en küçük pişmanlığım olmamıştır. Daha 10 gün önce gizli gizli Trabzon’a gidip eski dostlarla buluşup balık yedik ve eğlendik. Hayat;  dostlarla paylaşılan zaman ise ve ben İzmir’den Trabzon’a “uçuyorsam” bir balık keyfi için, başka söze , gerçekten, gerek var mı? Benim Trabzonsporluluğumu sorgulamaya kalkanlar kendi Trabzonsporluluklarıyla benimkini tartma cesareti gösterebilir mi? Bir şehre duyulan aidiyetin referansı nüfus cüzdanıysa, kabul ben bazıları kadar Trabzonlu değilim. Ama yaşadığı ve yaptıkları ortada olan Ünal Karaman’ın kente duyduğu sevgiyi ölçmek kimsenin haddi değildir. Bir anımı anlatmak isterim şimdi; Trabzon’daki 5. yılımın sonunda, dedikodulardan da bunalmış bir halde şehirden ayrılmaya karar vermiş bir ruh hali içindeydim, kafamda bitirmişim yani. Akçaabat’ta Nihat Usta’nın orada köfte yemişiz..

 Güzel miydi hocam?,

Kötü soru sordun. Neyse kalktık gidiyoruz tam, 5-6 yaşlarında bir kız çocuğu geldi yapıştı bacaklarıma. “Ünal abi sakın bizi bırakıp gitme” diye ağlıyor sızlıyor..Ertesi sabah uçağa binip gideceğim ve bir daha dönmeyecektim güya, o sevimli kız bana el sallayarak dedesiyle içeri doğru giderken, ben yakındaki bir telefon kulübesinden kulübü arayıp “sözleşmeyi hazırlayın imza atacağım” dedim ve yine Trabzon’da kaldım. O an anlamıştım ki, bu şehirde beni tutan, beni çeken bir şey var ve ben bu şehri ölene dek terk edemeyeceğim..

 İstanbul takımlarına iyi direnmişsiniz

Bu karakterle ve yaratılışla ilgili bir şey. İstanbul takımlarını idare edenler bana para=güç le değil de, insani başka şeylerle gelselerdi belki İstanbul’da da top oynardım. Ama onlar benim karakterim hakkında fikir sahibi olmak yerine her seferinde önüme daha fazla para koymayı yeğlediler, e haliyle olmadı tabi. Hatta bir seferinde rahmetli Ekrem Dürüst benim av merakımı bildiği için 357 Magnum tabanca ve Yivli av tüfeğiyle beni “kandırmaya” çalışmış ama ben yine Trabzon’u seçmiştim. (Hoca bunları anlatırken gökyüzünde dans eden bulutlara kilitliyor bakışlarını ve belli belirsiz “demek ben trabzonsporlu değilim diyorlar ha” cümlesi dökülüyor yerlere, darmadağın..)

Ümit millilerde çok başarılıydınız, sonra kötü bir Konya deneyi yaşadınız?

 Konyaspor zor durumdaydı ve bu koşullarda yapılan teklifi reddetmek çok şık olmayacaktı. Memleketim zor durumdayken seyirci kalamazdım ve elimi taşın altına koydum. Takım benim kurduğum bir takım değildi, bir iki takviye yapmamıza ve iyi bir başlangıca rağmen sonra anlaşılmaz bir düşüş yaşadık. Forvette yaşadığımız sıkıntı ve Neca’nın gitmek istemesi planlarımızı bozdu açıkçası. Bunu kimseyi suçlamak için söylemiyorum, bilakis Konya halkı ve yönetimine bir kez daha teşekkür ederim aracılığınızla. Bazı “kilit” oyuncularımızdan da beklenen verimi alamayınca bırakmaya karar verdik. Bu da bir deneyimdi benim için, gerekli dersleri çıkardığımı söyleyebilirim

Fenerbahçe? Beşiktaş?

Aragones kendi oyun kurgusunu kurmak istiyor ve bu son derece doğaldır. Ama eldeki oyuncu kadrosunun hocanın kurgusuyla örtüşmesi gerekir. Marco’nun boşluğunun doldurulması ve Güiza’nın yanına çok iyi bir forvet alınması Fenerbahçe’nin olmazsa olmazları bana göre. Güiza tek forvet oynayacak tipte değil, ama iyi bir partnerle birçok maçta hat trick yapabilecek beceriye sahip. BJK’nın 2-0 dan 3-2’lik galibiyeti çok abartmaması gerek. Delgado’nun klası tek başına bir takımı sürüklemeye yetmez. Takım olarak daha fazlasını yapabilecek kapasiteye sahipler ve bu kapasiteyi işler hale getirmek de Ertuğrul Sağlam’ın görevi.

Diğer takımlar?

Tv görüntüleri çok belirleyici olmaz ve yanıltabilir. Ama Denizli ve Hacettepe’nin işleri zor gibi. Gaziantep’i ve 2-0 kaybetmesine rağmen Ankara’nın oyun kurgusunu beğendim.

Hedef?

Elbette kısa ve uzun vadeli planlarım var. Ama nihai hedefim Atatürk’ün işaret ettiği şekilde sporcular yetiştiren bir futbol enstitüsü kurmak. Başarılı sporcuları yetiştirirken,  diğer yandan da okuyan, araştıran, kendini sürekli yenileyen ve aşmaya çalışan sporcu fotoğrafına da de katkı yapmak istiyorum.

Son söz?

Ünal Karaman şunu kanıtlamıştır: Güç, her insanı satın alamaz!

/--------------------------------------------------------------------------

Türk Futbolu Neden temizlen-e-mez

----------------------------------------------------

Fenerbahçe, şikenin müseccel markası Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının marifetleriyle çaldığı kupayı sahibine teslim etmeden sporumuzda temizlik ve barış asla gerçekleşmeyecek, bu sosyolojik gerçeklik başucumuzda dursun 

Ama konjoktürdür, siyaset sosyolojisidir, Feto ihanetinin sarmalında gündem dışıdır, şudur budur diye sabır çekerken, en alt düzeyde bile temizlik yapılmaması ülkede yaşama isteğini ve adalet umudunu sıfırlıyor

Misal şike sezonunun etkin isimlerinden biri olan Abdurrahman Arıcı, her normal insanı kuşkular içinde bırakacak faaliyetlerine rağmen görevinden alın-a-mamıştır

Darıcı, şike sezonunun en kritik haftasında , yani şike çetesinin hasat haftasında, Eskişehir- Trabzon ve Buca- FB maçlarının oynandığı hafta çok ilginç ziyaretler yaptı. 

İlk ziyareti maçtan 2 gün önce Dış Ticaret Müsteşarlığına oldu. İlk bakışta gayet doğal gelebilir. Ama ziyaret ettiği kişi, 2 gün sonrasının Eskişehir -Trabzon maçının hakemi Bülent Yıldırım'dır ve o Yıldırım şampiyonluğa koşan Trabzonspor'un biri tartışmasız 2 golünü iptal etmiş ve maçtaki tüm takdir haklarını ev sahibi lehine kullanmıştır. Şike tapeleri ortaya dökülünce de pisliğin tüm boyutları lağım gibi patlamıştı.

İşte bu Arıcı, aynı hafta kendisini de İzmir'deki Buca- Fener maçına gözlemci olarak atıyor ve oyundaki yerini alıyordu . Fanatik bir fenerli olması elbette ki haksızlık yapacağı anlamına gelmezdi, ama devre arasında (fener 3-1 mağlup) hakem soyunma odasına girdiği iddiası mide bulandırmaya yeter de değirmeni bile döndürürdü.

Bu ilişkilere giren adamın bile hala görevde kalabildiği futbolumuz, ne Hasan Doğan ne de Lefter Küçükandonyadis gibi isimler üzerinden temize çekilemez. Pislik orta yerde duruyor, herkes de seyrediyor. Mandalla nereye kadar, hep birlikte izliyoruz...

@@@@@@@@@@@@@@@

"Neye Kime Transfer"

Varsın herkesin kötü adamı olayım. 2000 yılında Mehmet Ali Yılmaz'la kurumsal ve varoluşsal çöküş yaşayan Trabzonspor, kent dinamiklerinin harekete geçmesiyle Özkan Sümer liderliğinde bu çöküşü durdurmayı başardı. Kabaca gidiyorum, 
Atay Aktuğ geldi, çok doğru işler yaptı, çok yanlış işleri gibi...
Nuri Albayrak geldi, doğru işler de yaptı yanlış işler de. Ama Sivas faciasında bizzat Trabzonlular tarafından yalnız bırakıldı, sıtkı sıyrılmış halde bırakıp gitti.
Sadri Şener geldi sonra. Vücut dili ve konuşma yeteneği, hazırcevaplığı ve zekasıyla camia için bir başka umudun adı oldu. Şike süreciyle yüzleşti. Çok zor bir dönemde başkanlık yapıyor olmanın yüküyle ezildi, ufalandı, sonunda da gitti.
İHO geldi sonra, İbrahim Hacıosmanoğlu. Tescilli şikeci Aziz Yıldırım'ın hem suçlu hem güçlü atarlanmalarına karşı, O'nun kaleminden ve dilinden anlayan biri olarak öne çıktı.  Ama başkanlığa seçilene kadar değer verdiği dinamiklere ve kent birikimine, başkan seçildikten sonra sırt çevirdi. Başkan adaylığı sürecinde sesini kitlelere duyurması için aracı oldum, ama o ikili görüşmelerde ne söylediyse tersini yaptı, menecerlerin oyuncağı oldu, kulübü çöp oyuncu pazarına çevirdi eh o da kaçtı, cezası bitmemişti Trabzonsporluların:)

"Ben başladığım hiç bir işi yarım bırakmam ve başarısızlık benim lügatımda yoktur Sedat" dediği gibi, isim hanesine yüzlerce farklı isim ve medya mecrası ekledi. Muharrem Usta'nın Başarıdan neyi kastettiğini, arkasında bıraktığı borçlar dağı ile anladık. Üstelik bu soygun gibi sözleşmeleri, şikecilerle kol kola girmiş isimlerle lekeledi, sonra o da kaçtı gitti...

Gönüllü kayyum Ahmet Ağaoğlu ve arkadaşları şimdi görevde. Şeytanın avukatlığını yaparak yoğurdu poyraz fırtınasına tabi tutsak ve kötü niyetli odluklarını, önceki başkanların nerelerden nerelere geldiklerini görerek iştahlandıklarını düşünsek bile, ortada har vurup harman savrulacak bir şey kalmamıştı, kapıyı çalan elinde haciz kağıdıyla geliyordu.

Gelinen noktada bu yönetime "transfer de transfer, ille de transfer, mille de transfer" baskısı yapmak Trabzonsporluluk olamaz. Elbette ki genç kitle transfer isteyecek, onlara durumu anlatmak da büyüklerin, medyanın, başkanın vs görevi. Yakın zamanda medyaya düşen borç ödeme listesi, Trabzonspor yönetimlerinin utanç listesidir aslında, ama maalesef utanmak rafa kaldırıldığı için aslında çok istemelerine rağmen utanamadılar!

Sevgili Trabzonsporlu. 
Türkiye 1. ligine çıkmak için para saçan Trabzonspor'un meşhur PTT mağlubiyetiyle biten son hüsran sezonunun ardından ne yaptı Trabzonspor biliyor musun?

Trabzonspor "zorunlu" olarak kendi kaynaklarına döndü. Aslında bu zorunluluk, bir rüzgar ekimiydi ve izleyen yıllar bu tarlalardan fırtına biçti Trabzonspor. 

Tıpkı şimdi olduğu gibi. Yine bir sorunluluk ve yine alt yapıya zorunlu bir dönüş...
Trabzon ve Karadeniz insanı genetik olarak futbola yatkın. Trabzon'un ihtiyacı olan şey bu kaynakları akılcı ve verimli kullanacak aklın eksikliğidir. 

Hem Başkan Ağaoğlu  hem de Özkan Sümer/ Ünal Karaman ikilisi bu ihtiyaca cevap verecek saygın portreler. 

Bu takım "dişlileri yerine oturtacak" bir kaç zorunlu takviye ile bu ligin tozunu atacak potansiyele sahip. 
Önce destek sonra sabır.

014-018.jpg

Etiketler:
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • 2008 den Ünal Karaman röportajı21 Temmuz 2018 Cumartesi 20:28
  • 50 YILDIR ÖRNEK; YAVUZ CAM02 Temmuz 2018 Pazartesi 13:20
  • Oya Çebi “CESARET BULAŞICIDIR”30 Haziran 2018 Cumartesi 11:50
  • SİGORTA CİNİ TRABZON’da DA FARK YARATACAK29 Haziran 2018 Cuma 14:03
  • "SİLAHIN KİME NE ZAMAN DÖNECEĞİ BELLİ OLMAZ"13 Haziran 2018 Çarşamba 13:17
  • YERLEŞİM DEDİĞİMİZ ŞEY ACISIZ OLMUYOR!’22 Mayıs 2018 Salı 12:17
  • “ADİL OLACAĞIZ ADALETİ SAĞLAYACAĞIZ”20 Mayıs 2018 Pazar 12:26
  • “TRABZONSPOR NEYSE TÜRKİYE DE ODUR”19 Mayıs 2018 Cumartesi 12:48
  • ÜLKE UÇURUMUN KENARINDA HEDEF YENİ BİR ROTA18 Mayıs 2018 Cuma 12:09
  • Tenis öyle bir spor ki!17 Mayıs 2018 Perşembe 18:24
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.