• BIST 85.994
  • Altın 228,921
  • Dolar 6,0264
  • Euro 6,8872
  • Trabzon 27 °C

27 MAYISÇILAR

Osman Necip SEVİNÇ

Bu ülkenin asalet simgesi, Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarını 27 Mayıs ihtilalini yapanlar işkence ede ede katlettiler. Evet, tam 57 yıl önce.
Bu haysiyetsiz katiller Rahmetli Menderes’i astıkları ipin parasını bile Menderes ailesinden istediler. O bildiğiniz şerefsizler Menderes’i darağacına getirirken prostat muayenesi yapmak alçaklığını da gösterdiler.
Şu anda 78 yaşında olan ve o zaman Yeşilköy havalimanında görevli Mustafa Nevzat Eskioğlu anlatıyor... Mustafa bey diyor ki:
Darbeciler Başbakanı Bursa’dan getirdikleri uçaktan indirirken, uçağın karşısında dizilmiş tüm subay ve astsubaylar, savunmasız elleri bağlı Başbakan’a tekme tokat giriştiler. Bu onursuzluğu yapanlar, Rafet arkadaşımı da Menderes için neden ağlıyorsun diye dövdüler. Düzmece mahkeme rezillikleri ise ayrı bir komedi senaryo. Şimdi birde 15 Temmuz kalkışmasının faillerine yapılan demokratik muameleye bakın. Bunu eleştirenler de daha çok 27 Mayıs’ı alkışlayan bazı tipler.
Üzüldüğüm bir durum da şu. Hayatı boyunca Demokrat Partili ve Menderes’e yapılan rezil davranışları kınayan bazı arkadaşların, sırf Recep Tayyip Erdoğan takıntıları nedeniyle bu vahşeti unutarak geçmiş düşüncelerini reddedenler Menderes’in asılmasına alkış tutan sığ düşünceli insanlar ile aynı safa geçmeleri.
Eğer 15 Temmuz kalkışması başarılı olsa idi Erdoğan’a yapılacaklar, rahmetli Adnan Menderes’e yapılan vahşetten farklı olmazdı sanırım. Hiçbir politikacı veya siyasetçi ülkesine hainlik yapmadığı müddetçe ne bir darbeye muhatap olmalı, ne de yaptığı veya yapmadığı eylemler ile suçlanarak işkenceye tabi tutulmalı.

KARIŞMA–KONUŞMA

Hz. Allah, hiç kimseyi “dili yüreğinden ayrı konuşmak ile imtihan etmesin”…
Biliyor musunuz, ben Fatih Sultan Mehmet padişahımıza çok kızgınım. Niye derseniz, bir İstanbul’u almak için on binlerce Mehmetçiğe, yeniçeriye kıydırdı. Ne gereği vardı bu kadar şehit vermeye…! İstanbul Rum kalsa idi.
Ayrıca ben Bülent Ecevit’e de, Necmettin Erbakan hocaya da çok kırgınım. Kıbrıs barış harekatı ile Kıbrıs’a barış getireceğim deyip 300’den fazla Mehmetçiği şehit vermemize sebep oldu. Yani Kıbrıs tamamı ile Rum, Yunan, İngiliz kalabilirdi. Oradaki Türklerden, yavru vatanımızdan bize ne. Biz vatanımızda “yurtta sulh, cihanda sulh” diyerek rahatımıza bakamaz mı idik…!
Hele hele Mustafa Kemal Atatürk’e daha da fazla öfkeliyim. Çünkü rahmetli çok incitti beni. İstiklal savaşımızdan önce Amerikan mandasını isteyenlere (ki daha sonra İstiklal harbinin kahramanları olacaktırlar) Atatürk, “Ahmaklar, memleketi Amerikan mandasına, İngiliz himayesine terk etmekle kurtulacak sanıyorlar. Kendi rahatlarını temin etmek için bir vatanı ve tarih boyunca devam edip gelen Türk istiklalini feda ediyorlar. Ve Atatürk bu ahmaklar diye nitelediği insanlara Erzurum kongresinde ağır bir cevap veriyor ve şöyle bitiriyor. “ Tek ve değişmez parola şudur. Tek tepe, tek kurşun kalıncaya kadar mücadele, yahut da : Ya İstiklal, Ya Ölüm! “
Ey paşam. Ne gerek vardı bu vatanı kurtarmaya, Ana yurdu yine vatan yapmak için kurtuluş savaşını başlatmaya!! Yazık olmadı mı on beş binden fazla Mehmetçiğe. Bu kadar şehit vermeden Amerikan mandasını kabullense idik de belli bir süre! Amerikalılarca yönetilse idik ne olurdu. Milli hakimiyetimiz, gururumuz zedelenmiş kime ne? Biz kendimizi yönetemiyoruz, al sen yönet bizi Amerika. Sen bizim vekilimiz ol.
Şimdiler de bir kısım insanlarda moda bir sözcük var. “Afrin’e girmeyelim”. Mehmetler şehit olmasın. Zaten orasını vatan toprağı yapmayacağız ki! Savaşa hayır diyen, başında Türk kelimesi olan bir tabip grubunun da dili çözüldü. Acaba bin den fazla PYD linin etkisizleştirilmesine mi üzüldüler terörist sevici zavallılar. Ama Hatay’a Reyhanlı’ya roketler atılmış, Reyhanlı da, Kilis de sivil vatandaşlarımız ölmüş, sınırımıza PKK, PYD, YPG’liler silahlandırılıp yığılmış, ABD onları eğitmiş, modern silahlarla donatmış, kime ne…!
Kim ki PKK, PYD’lilerin etkisizleştirilmesine karşı ise, dili yüreğinden ayrı konuşuyorsa, onlara Allah sorsun. Afrin’e girilecek! Bu Türk’ün gururu ve vatanının gelecek de daha iyi savunulması için gerekli bir harekatdır. Korkaklar zafer anıtı dikemezler. Türkiye’ye düşmanlık edenler pişman olacaklardır.
Orada can alan, kan döken, can veren vatan evlatları. Bu aziz milletin duaları ve desteği sizinle. Unutulmasın… “Bütün Türkler bir ordu, katılmayan kaçaktır”, “Hedef kızıl elma”.
Ülke harp halinde… Her gün yerli malı milyonlarca lira değerde bomba teröristlerin üzerine yağdırılıyor. Bu arada bir ABD sermayesi tv kanalında iki gündür “ hıyar fiyatları rekor kırdı “ diye yorum yapıyor. Hıyarın mevsimi mi be Hıyar. Yeme be yeme. İşte tefrika çıkartmak için her türlü naneyi yemeye hazır odun kafalılardan bir örnek. ABD ve AB ağzıyla  konuşan bu monşerlere en güzel cevabı şanlı ordumuzun Mehmetleri ve komutanları ile şehitlerin aileleri vermemektedir. Allah onlardan razı olsun.

YER İSİMLERİ

Geçen yıl Büyükşehir Belediye Meclisine üç parti önerge vererek, Trabzon’un merkezindeki simgelerden biri olan Atatürk alanı, Meydan parkı isminin değiştirilerek, yeni adının “15 Temmuz Atatürk, Hürriyet ve Demokrasi Meydanı” olmasını istediler.
O zaman facebook da şöyle yazmıştım… 80 senenin üzerinde bir zamandır “Meydan Parkı”, daha sonra “Atatürk alanı meydan parkı” bilinen ve söylenen, Trabzon tarihine dedesinden torununa belleklere işlenen bu isim, şimdi 50-60 Belediye Meclis üyesi istedi diye zihinlerden kazınabilir mi? Adı Fatih Parkı diye değişen ama Aşıklar Parkı ismi ile bilinen park hala ne diye anılıyor? Ganita’nın Atapark’ın Zağnos köprüsünün adını Trabzonluların belleklerinden silebilir misiniz? Aynen Erdoğdu lisesinin adının, 15 Temmuz Şehitleri Anadolu Lisesi olarak değiştirilmesi, bir tarafı yaparken, bir tarafı yok etmeye benziyor. 15 Temmuz kalkışmasına karşı gösterilen muhteşem dirence saygı, hepimizin üzerine görev ve sorumluluk. Ama bunu yaparken, Dünya Liseler arası futbol şampiyonu bir okulun adını, Dünya’dan, tabeladan silmek yakıştı mı?
Kağıt üzerinde kalmaya mahkum kalacak yerlerde isim değişikliği yapılacağına, Trabzon ile ilgisi bir vapur adı kadar olan Gülcemal dolgu alanına, 15 Temmuz Şehitler Parkı ismini vermek uygun olmaz mı idi. Zaten sonuçta aklın yolu bir. Bu isimde ısrarcı olan zat-ı muhteremin görevi bitince yeni meclis de bu konu gündeme gelecek ve Gülcemal! Başkanın istediği değil, ortak aklın yolu galip gelecektir.
Bu arada Sn. Milli Eğitim Müdürümüz, Erdoğdu Anadolu Lisesinin isim değişikliği yanında şampiyonluk döneminin bütün izlerinin korunduğunu söylemiş idi. Ben de affına sığınarak, Milli eğitim camiamızca başarılı bulunan Sn. Hızır Aktaş müdürümüzün tüm kişilik hakları ve geçmiş izlerinin garantisi ile, müsaadesi olursa, artık adının “ 15 Temmuz Aktaş” olarak değişmesini öneriyorum. Nasılsa tüm izleriniz başarılarınız korunacak. Ne fark eder?

ARI DİLİMİZ

Bir milleti ayakta tutan, onun varlığını ve devamını sağlayan, milli şuuru besleyen, bir millete mensup olma hazzını veren dilidir. Ayrıca bireylerini birbirine yaklaştırarak onlar arasında birlik yaratan unsur olarak dilin millet hayatındaki yeri çok önemlidir. Öyle ki milletin varlığı, dilin varlığı ile mümkündür.
İnsanın geçmişini öğrenmesinde, gününü yaşamasında, geleceğine yön vermesinde, kişiliğini kazanmasında, iletişim kurmasında ve kendisini ifade etmesinde dil çok önemli araçtır. Millet olmanın birinci şartı; ortak değerlerin nesilden nesle aktarılması için aynı dili konuşmaktır. Dil ortak kültürü ile yol alarak varlığını devam ettirir ve birleştirici bir rol üstlenir millet hayatında. Dil milli birliği ve beraberliği sağlar.
Buna göre ülkeler yalnız top tüfekle değil, dili ile de fethedilebilir. Bizim Trabzon Belediyemiz meclisinde benim de bulunduğum oturumda AK partili ve CHP li üyelerin oy birliği ile yabancı isimle açılmak istenen ticarethanelere ruhsat verilmemesi tavsiye kararı alınmıştı. Ama aradan geçen 5 yılda uygulama yok. En azından ben duymadım. Şöyle bir meydan civarına, tanjant yoluna, Beşirliye, Yomra’ya bir uzanın. Acaba İngiltere’ye, ABD’ye veya Arabistan’a mı geldim diye şaşıracaksınız. (Sadece Arapça, firma ismi olarak değil de tanıtım aracı olarak kullanılıyor.)
Biz, siz, büyük çoğunluğumuz, milliyetçi muhafazakar insanlar bu duruma kahrediyor. Dilin korunması ile milli varlığın korunmasını aynı seviyede algılamak gerekiyor. Bu unutulmasın.
Belediye meclislerimizi, uluslararası ekol olmuş büyük firma adları dışında ticari işletmelerimizin isimlerinin Türkçe olması konusunda göreve davet ediyorum…

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.