• BIST 90.529
  • Altın 213,769
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • Trabzon 9 °C

28 Şubat meselesi: Bir anı birkaç tespit ve yorum

Prof. Dr. Yahya Sezai TEZEL

Önce bir anı…
Balkan Siyasi Kulübü'nü 2001'de Bulgaristan'ın geçiş döneminde yedi yıl cumhurbaşkanlığını yapmış olan Zhelyu Zhelev, Alman Hür Demokrat Partisinin yardımıyla kurdu. Bütün Balkan ülkelerinin geçiş dönemindeki eski yeni cumhurbaşkanları, başbakanları, dış işleri bakanları kurucular arasındaydı. Birkaç ülkeden siyasetçi olmayanları da kuruculuğa davet etti.
Türkiye'den 6 kurucu vardı. Süleyman Demirel, Hikmet Çetin, Murat Karayalçın, Bulgaristan kökenli DSP milletvekili Hayati Korkmaz, Makedonya kökenli MHP Milletvekili Ali Serdengeçti ve ben. Ben tamamen Naumann Vakfı Türkiye Temsilcisi Wilhelm Hummen'in beni Zhelev'e bağımsız liberal/sosyal demokrat entelektüel olarak tanıtması nedeniyle Zhelev tarafından davet edilmiştim. Kuruluşundan Zhelev'in 2015'de vefatına kadar yönetim kurulu üyeliği yaptım. Başıma gelmiş en güzel olaylardan biridir. Geçiş döneminin Iliescu, Constantinescu, Gligorov, eski kral olup Bulgaristan'a dönüp parti kurup başbakanlık yapan Simeon gibi insanlarla senede en az iki kere çok güzel konferans programlarında bir araya geldim, bazıları ile dostluk ilişkisi kurdum ve ev ödevimi yaparak Balkan tarihini ve o dönem siyasi ve iktisadi gelişmelerini öğrendim. Türkiye'de İstanbul'da bizim ev sahipliği yaptığımız Barışa giden yol olarak Sanat" temalı Konferansı da Demirel’in lütfedip işi tamamen bana bırakması sayesinde ben organize ettim. Hayatımın en güzel anıları arasında olan çok yönlü bir zenginleşme yaşadım.
Neyse, gelelim 28 Şubat'a.
Biz kurulduğumuzda 28 Şubat darbesinin üstünden 4 yıl geçmişti. Konferansların yapıldığı başkentlerdeki Türkiye Büyükelçileri mutlaka ikametgahlarında 1993-2000 arasında ki 28 Şubat 1997 darbesi sırasında Cumhurbaşkanlığı yapmış olan Süleyman Demirel onuruna dar katılımlı yemek davetleri verirlerdi. Yemeğin ve içkinin rahatlığı ile çok özel sohbetler olurdu. Demirel beni, onunla Çetin, Karayalçın ve öteki arkadaşların "sayın Cumhurbaşkanımlı ürkek konuşma tarzlarından çok farklı, terbiyeli ama rahat bir üslupla konuşmamı sevdi. Tamamen farklı siyasi ve felsefi kişiliğime rağmen bana grup içinde teveccüh gösterdi. Ve, önce izin alarak "dobra" sorular sormamı engellemedi. ilginç cevaplar verdi. Bunlardan bazılarını Facebook yazılarımda paylaştım.
Bir Büyükelçinin davetinde konu asker siyaset ilişkisine geldi. Dedi ki:
Asker diyor ki, bu devleti ben kurdum, sahibi benim, ben bildiğim gibi korurum. Ne diyeceksiniz?
Ne diyeceksinizi ifade tonunda, askere hayır denemez ki anlamı vardı.
Ben sadece "bu durumda cumhurbaşkanı olmazdınız" dediğimi hatırlıyorum.
***
28 Şubatta bir darbe yapıldı. Kim yok efendim Karadayı ve Demirel darbeyi önlediler diyorsa ya aptalca konuşuyor ya da yalan söylüyorlardır. Çevik Bir başta olmak üzere bir gurup üst rütbelinin Erbakan'ı tasfiye etmek için darbe yapacağız baskısı ile, tankların Sincan'a yürümesi ile Parlamentodan güven oyu almış hükümet istifaya zorlandı.
Erbakan ya korktuğu ya da karışıklığı istemediği için "asker rahatsız ne yapalım" dedi ve geri adım attı. Demirel ve Karadayı darbenin makamlarında kaldıkları bir süreç içinde yönlendirilmesi iddiası ile parlamentoyu kapatmadan Türkiye'nin yönetimini Çevik Bir adıyla etiketlenmiş cuntanın dayandığı oligarşiyi bürokraside iktidara taşıdılar. 1997-2002 arasında önce Mesut Yılmaz sonra Bülent Ecevit'in kukla başbakanlık yaptıkları hükümetler kuruldu. 28/05/1999 da Ecevit'in başbakanlığında kurulan DSP, Anavatan, MHP koalisyonu, tamamen askerlerin cuntasının sivil prenslerinin yönettiği berbat bir iktisat politikası ile büyük krize yol açtı. ABD'den genel vali Derviş geldi. Sonracağızıma efendim, kimden direktif alarak siyaset yaptığını ancak Cinler ve Rufailerin bildiği Bahçeli erken seçime sürükledi ülkeyi. Erken seçimde iktidardaki üç partinin üçü de barajın altında kaldılar. Ve Gül, Arınç, Erdoğan üçlüsünün kurduğu AKP 2002 seçimlerinde % 34 oyla 367 milletvekili çıkarıp tek başına hükümet oldu. 1997’de darbeyi yapan asker svil oligarşi 2007’de yeni Cumhurbaşkanını AKP’ye seçtirmemek için bir şeyler yapacakmış gibi yaptı. Haberal maberal falan filan. Bilinen hikaye. Ama sıkmadı. Ve darbe ya pa ma dı lar. Ve sonra Sayın CBmiz Erdoğan, Gül'ü ve Arınç'ı ve Gülen'i postalayıp, güya sandığa dayalı siyasi darbesini yaptı. Ve gidiyoruz meçhul akıibetimize.
***
Tespit: AKP ve dolayısıyla Erdoğan iktidarı/rejimi, küstah, kendinde Türkiye'nin tapusunun olduğunu vehmeden, cahil askerler ve siviller oligarşisinin aptalca yanlış siyasetlerinin sonucudur. AKP’nin hangi gelişmeler zinciri içinde kurulduğu ve seçim kazandığını zincirin her bir halkasının olgusal tarihini öğrenmeden, ezberlemeden anlayamazsınız, bilemezsiniz. AKP ve Erdoğan, Ağlama Duvarı önünde başında kasket dua ederken fotoğraf çektirecek kadar megalomanik bir güya özgüven aslında küstahlık sahibi insanların oluşturduğu oligarşinin ürünü, eseridir.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.