• BIST 98.705
  • Altın 220,304
  • Dolar 5,3414
  • Euro 6,0616
  • Trabzon 8 °C

3 milyonluk ceza!

Yer KULAK

  Trabzon Büyükşehir Belediyesi kaçak ve izinsiz hafriyat dökümü yapan 12 kişi ve 11 firmaya, 3 milyon liralık ceza kesmişti. İYİ Parti Belediye meclis üyesi Davut Çakıroğlu, cezanın hangi firmalara, kimlere kesildiğini, Trabzon’da 11 adet döküm sahasının nerede olduğunu sormuştu.
Çakıroğlu’nun sorusuna ne Büyükşehir Belediye Başkanı ne de Büyükşehir’den bir yetkili henüz cevap vermedi.

3-milyonluk-(1).jpgTrabzon ili genelinde, gerçekten 11 hafriyat döküm alanı var mı? Varsa bu alanlar nerede? Bunun ötesinde 3 milyon liralık ceza kimlere kesildi?
Büyükşehir Belediyesi bu sorulara mutlaka cevap vermelidir.
Bu arada, Davut Çakıroğlu’nun bir başka iddiası daha var. Çakıroğlu diyor ki, 3 milyon liralık cezanın yüzde 80’i belki de 90’ı bir firmaya kesildi…
Şimdi biz soruyoruz; 2.5 veya 2.7 milyon liralık ceza kime kesildi ve tahsil edildi mi?

3-milyonluk-(2).jpgBu arada Büyükşehir Belediyesi, Trabzon ili genelindeki 11 hafriyat döküm alanını da kamuoyuna açıklamalıdır.

3 Euro’ya itiraz!

3-euroya.jpgTrabzon’daki turizm firması sayısı son yıllarda büyük artış gösterdi. Otelcisinden restorancısına, oto kiralayanından tur operatörlüğü yapana, uçak bileti satana kadar hemen herkes her müessese turizmci oldu.
Anadolu’da tahminimiz o ki, en fazla turizmci Trabzon’da var.  
Trabzon Turizm İşletmeleri ve Seyahat Acenteleri Derneği Başkanı Murat Çavga, Devlet Hava Meydanları İşletmelerinin yurt dışı uçuşlarda güvenlik ücreti adı altında yolcu başı 1-3 Euro arasında ücret uygulayacağı iddiaları üzerine bir açıklama yapmış.
İşin aslı öğrenilmeden iddia üzerine açıklama yapılır mı?
Velev ki, dış uçuşlarda yolcu başına 1 veya 3 Euro ücret alınsa ne olur? Trabzon’a gelecek olan bir yabancı veya yurt dışına gidecek olan Türk vatandaşı, güvenlik için bilet ücretine 1 değil de 3 Euro ödeyeceği için gelmeyecek mi, gitmeyecek mi?  
Turizm işletmeleri ve seyahat acenteleri derneği, tüzüklerinde yer alan faaliyetlere yönelseler ve Trabzon’un turizminin gelişmesi için fikir üretseler, icracı olsalar bize göre daha isabetli iş yapmış olurlar.

ARADIM, BULAMADIM! ..

aradim-bulamadim-(2).jpgBugün köşemizin bir bölümünü Turgay Beşyıldız’a tahsis ettik. Beşyıldız, geçenlerde ‘Aradım, Bulamadım’ başlıklı güzel bir Trabzon nostaljisi yaptı. İşte Beşyıldız’ın o yazısı;

‘Kapalı, kasvetli bir hava vardı. 
Denizin üstünden insanın yüzünü şamarlayan ufaktan bir esinti. 
Yanıbaşımdaki ağaçların konuştuklarını hisseder gibiyim. Tıpkı bir Datça Eylülü gibi...

aradim-bulamadim-(1).jpg
Dolmuş minibüslerin iğrenç klakson seslerine irkiliyorum.
Atatürk alanından, Ganita’ya sarkıyorum.
James Köksal’ı düşlerken, Foto Nimet ablayı arıyorum.
Taş duvarlar arasından, kesme taştan sokakta Santa Maria’ya doğru iniyorum.
Eski bahçeli evler nerede ki?
Suratsız apartmanları görüyorum.
Ressam Ceyhan ağabeyin tuvale vurduğu fırçasını dinliyorum, penceresinin dibinde.
Düşler sokağından geçip, merdivenlerden ağır ağır inerken
Demir kapının aralığından ürkek ürkek bakan Papaz’a başımı eğerek, inceden bir selam verip “zararsızım” der gibi, geçiyorum.

Sahilden Kalepark’ın surlarına tırmanmadan
Ganita’nın kıyısında gece-gündüz yüzen bizim kızlı-erkekli uşakları arıyorum.
Ardımdaki tüneller arı kovanını andırıyor sanki, 1980 öncesi bir mesai bitiminde evlerine giderken, üstten kurşunlanan o mavi otobüs geliyor aklıma.
Bir iskemleye oturup Ömer Güner emicenin! eskiden bu sahilde kumsala bakan bir evi olduğunu hatırlıyorum.
Aslında bütün gün burada oturmak bi çay, yanında bi de, sigara yakayım, batarken yakalayacağımız güneşi, başka bir gün yakalayamayabiliriz diyorum.
Ganita'nın Emperyal Gazinosu ile Ayasofya sahilinde yan yana duran Orkide ile Çağlayan Gazinosuna bakıyorum, yerinde yeller esiyor.
Gözümün önünden geçiyor, Taksim alanından Trisko Mehmet ile Kavakmeydan'daki şimdi olmayan çömlek fabrikasının bekçisi, Ermeni kökenli Trabzonlu Dago...
Sürgüne kaçan 1991'de mezarı aynı yerde açılıp kemikleri çıkartılan, Gürcü Kralı 2. Solomon’un yaptırdığı tarihi St.Gregory Kilisesi’ni arıyorum, bulamıyorum.
Nyssa Saint Gregory, bir kilise ve manastır olarak 1280 yılında inşa edilmiş, 1930 yılında dinamitle aşağı indirilmişti… Dinamitlendiğinde 650 yıllıktı. Hayret mi etmeli? Lanet mi etmeli bilmiyor, bilemiyorum? 
Yenimahalle'deki denize nazır balkonunda, yaşlar düğümleniyor, Boztepe'deki NATO askeri Amerikalı Başçavuş Miro'nun sevgilisi, Fatsalı güzel insan Filiz ablanın boğazında...
Niye diye kendi kendime soruyor, içimden kötü şeyler mırıldanıyorum.
Bulunduğumuz aylardadır Palamut ile Çinakop, Çulluk ile Bıldırcın sürüleri… 
Keşke yağmuru yemeseydi, karşı bahçede ender kalan, Maranzul inciri, Trabzon hurması ile kokulu üzüm salkımları, kentsel dönüşüm projesiyle tek tek kayboluyorlar.
Binlerce yıllık kenti tarihinden koparıyorlar. Üstüne bastığımız Arnavut taşlı sokakların, insanlarıyla olan sosyal ve kültürel bağlarını...
Yeşilçam’ın Trabzonluları Cilalı İbo, Aysel Gürel, Tanju Gürsu, Mine Soley, Hayati Hamzaoğlu ve Ersun Kazançel’i kilise sokağında bırakıyorum hatıralarıyla ...
Meydan parkının doğu tarafındaki tarihi opera binasını arıyorum, yerinde bulamıyorum.
Ganita’nın taşlıklı, sokak kapısı sarı demir tokmaklı bahçesinde, bakraçlı su kuyusu olan, ekonomik ve sosyal yaşamın yıktığı davlumbazlı evleriyle, kaybolan ince uzun kumsalını, Uzunkum'unu arıyorum Trabzon’un...
Başımı kaldırıp ufka doğru bakıyorum, çığırtkan aç martıları geçiyor başımın üstünden.
1980 ihtilali öncesinde hayatını kaybedenler geliyor aklıma, ne yiğit evlatlar verildi bu şehirde toprağa.
Unuttunuz mu yoksa? Yazlık sinemalarında yağmura yakalanınca, üstünde gazoz içtiğimiz masaların altına girip, öyle seyrettiğimiz siyah-beyaz "Üç Arkadaş" filmini. Gözyaşlarımız, yağmura karışırdı.
Dar sokaklarının renkleri, Deli Musa, Şişko Kenan, Bayram Ali, Got Temel, Godik Ömer, Kara Haydar, Aga Kazım, Berbat Süleyman geçiyor gözümün önünden… 
Üstelik halen daha gökyüzü kapalı, kasvetli bir hava var, bu ağır yaralı yosun kokan kentin kıyısında, kavuşamamış aşıkları bırakıyorum.
Üstteki kale de, askeri Sarayburnu Restaurant’tan, bir şarkı sesi geliyor derinden, Erkin Koray’dan…
“Dün gece çok aradım, aradım bulamadım. Kör olası çöpçüler, aşkımızı süpürmüşler...''
... Ve geçen zamanı arıyor, bulamıyorum.’

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.