• BIST 97.988
  • Altın 241,782
  • Dolar 6,2647
  • Euro 7,3604
  • Trabzon 23 °C

30 Ağustos’un ruhuna Fatiha!

Yer KULAK

Dün vali Yücel Yavuz’dan, 30 Ağustos kutlama davetiyesi aldık. Bu davetiye medya kuruluşlarının yanı sıra STÖ’lere, daire müdürlerine, amirlerine, belediye başkanlarına vs. gitmiştir.
Davetiyenin ön yüzünde, Atatürk’ün bir silüet resmi ve Türk Bayrağı… Davetiye kartının diğer yarısında beyaz zemin üzerine ay yıldız ve altına 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI yazısı ve altına da 30 AĞUSTOS 2018 Perşembe…
Davetiyenin iç bölümünde ise Trabzon’da yıllar önceki bir resmi geçit töreninin resmi... Her taraf bayraklarla donatılmış... Öğrenciler yürüyor…
Resmin içine yapılacak olan program yazılmış.
Çelenk sunma töreni: Saat: 09.45…Valilik Önü Atatürk Alanı
Tebrikat töreni: Saat 10.00… Valilik Makamı
Kutlama Töreni: 10.30... Valilik önü Atatürk Alanı
Mevlid-i şerif: Akşam namazına müteakip… Gülbahar Hatun Camii
Davetiyenin diğer yarısına, Vali Yücel Yavuz imzası ile ’30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 96. Yıldönümü Münasebetiyle Tertiplenen Kutlama Programına katılmanızı dilerim’ mesajı.
***

Çocukluk, gençlik yıllarında değil daha düne kadar yalnız 30 Ağustos Zafer Bayramını değil, tüm bayramları Atatürk Alanında büyük bir coşku içerisinde kutlardık. 
Cumhuriyet ve Zafer Bayramlarında, gündüzleri asker, sivil, öğrenciler kolkola yürürdük… Gece fener alayları düzenlenirdi. Atatürk Alanında davullu zurnalı, kemençeli kutlamalar yapardık. Mülkü erkan, şehrin yöneticileri, ileri gelenleri, tüccar, esnaf, muhtarlar Kalepark orduevinde, bir otelde resepsiyonlara katılırdı. 
Milli Bayramlarımız birkaç yıldır ne yazık ki rafa kalktı. Milli bayramları öylesine kutlayanlar, kamuoyunun tepkisinden korkmasalar, çekinmeseler kutlama bile yaptırmayacaklar.
Milli Bayramlar; bir toplumu birleştiren, kardeşlik duygusunu pekiştiren önemli günlerdir. Hem her ülke milli günlerini, büyük bir bayram havasında kutlar. 
26 Ağustos 1071 Alpaslan’ın ‘geldik’ dediği, 30 Ağustos 1922’de Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları da ölüm- kalım mücadelesi vererek 7 düveli bu ülkeden kovduğu, ‘Gitmiyoruz; Bu ülke tarihte Türk’tü, bugün de Türk’tür, yarın da Türk kalacaktır’ dediği gündür.
Böyle bir günün kutlaması, göstermelik bir kutlama olmamalı…

Gümrükçüoğlu ve 30 Ağustos!

gumrukcuoglu-(2).jpg

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Gümrükçüoğlu’nun Botanik Parkın açılışını 30 Ağustos’ta yapması önemli bir ayrıntı. Gümrükçüoğlu’nu kutluyoruz.  
Başkanın yapacağı ikinci bir iş, Botanik Parkına; 30 Ağustos Botanik Parkı adını vermesidir. Botanik Parkını neden 30 Ağustos adının verildiğini merak edenler, 30 Ağustos 1922’de neler olduğunu daha iyi anlarlar. 
Kuzey Ekspres Gazetesi olarak, başkandan bu hamleyi bekliyoruz. 
Zaten o araziyi, Cumhuriyet döneminde uzun süre askerler kullanmıştı. Böylece, askerler ve Büyük asker Mustafa Kemal Atatürk de unutulmamış olur!

gumrukcuoglu-(1).jpg

Kaç yıllık sözleşme yapıldığını bilmiyorlar!

Trabzonspor altyapı koordinatörlüğüne getirilen Trabzon Üniversitesi beden eğitimi bölümü öğretim üyesi Hamit Cihan ile 5 yıllık sözleşme yapıldığını yazmıştık.
Hamza Mısır, dün Trabzonspor yönetim kurulu üyesi ve altyapı sorumlusu Cahit Erdem’i aradı. Erdem’e, ‘Hamit Cihan ile kaç yıllık sözleşme yaptınız’ diye sordu.
Cahit Erdem, ‘Bilmiyorum. Bir öğrenip döneyim’ dedi. Erdem’den akşama kadar ses çıkmadı. Hamza, asbaşkan Hayrettin Hacısalihoğlu’na aynı soruyu yönetti. Hacısalihoğlu, ‘Diğerleri ile kaç yıllık yapılmışsa onunla da o kadar yapılmıştır, hatırlamıyorum, bir bakayım, demekle’ yetindi.
Hacısalihoğlu’ndan da ses çıkmadı!
Olayın bir diğer yönü de, bir yerde devlet memuru olan akademisyen Hamit Cihan ile 5 yıllık sözleşme yapılmışsa, hangi yasaya göre yapılmıştır. Bu konuda da cevap alamadık.
Hamza Mısır daha sonra Özkan Sümer’i aradı. Aynı soruyu ona sordu.
Sümer açık ve net cevap verdi. ‘5 yıllık sözleşme yaptık’ dedi.
Hamza, ‘Peki hocam, Hamit Cihan Üniversiteden ayrılacak mı? Yani istifa edecek mi?’ deyince Sümer, ‘O tarafını da o halletmiştir. O soruyu da ona sorun. Altyapıda devamlılık esastır. Benim altyapıdaki sözleşmelerim uzun vadeli olmuştur’ dedi.
Hamza, Hamit Cihan’ı da aradı… ‘Sayın Cihan, üniversiteden istifa ettin mi? Trabzonspor ile 5 yıllık sözleşme imzalandın mı?’
Cihan, ‘Evet, imzaladım. Ben akademisyenim. Devlet bu hakkı bize verdi. Ayda 10 saat derse girme mecburiyetim var. Derse giriyorum. Trabzonspor’dan aldığım paranın bir kısmını döner sermayeye yatırma zorunluluğu var. Ben de yatıracağım. Benim gibi Türkiye’de çok sayıda akademisyen spor kulüplerinde görev yapıyor’ dedi.
Tarafların açıklaması bu şekilde… Yorumumuzu yarın bu sayfada okuyabilirsiniz. 

**********

Vatan mahsun, ben mahsun... Babamın bir başka İstiklal Harbi dönemi kartpostalı.
Osmanlı İmparatorluğunda 19’uncu yüzyıl sonlarına kadar ne siyasi merkez kurumlarının ne de Müslüman reaya yığınlarının kültüründe "nation" karşılığı "millet" ve "fatherland" karşılığı "vatan" kategorileri/kavramları yoktu. Millet kategorisi biat etmiş dini nüfuslar için kullanılıyordu, "Ermeni milleti", "Yahudi milleti", "Ortodoks Rum milleti" gibi. İnsanlara memleketin neresi diye sorduklarında, bugün hala çok kere olduğu gibi, doğdukları ilçeyi, bölgeyi söylerlerdi, memleketim "of", memleketim "Ergani" gibi. Millet "kelime"sine "nation" karşılığı bir içerik verilmesi, bu kelimenin bu içerikle kullanılması 19'uncu yüzyıl ortalarından öncesine geri götürülemez. Bunun içindir ki "Türk milliyetçiliği"nin tarihi çok yeni ve sığdır. Türkler ya da kendilerini bir "nation"a mensup olmak anlamında Türk sayanlar milliyetçiliği, Osmanlı İmparatorluğu devleti şamar üstüne şamar yiyerek arazilerini ve nüfuslarını kaybederken, Osmanlı devletini yenerek bağımsızlığını kazanan "Sırp", "Helen", "Romen", "Bulgar" milliyetçilerinden öğrenmişlerdir.
Namık Kemal "fatherland" karşılığı olarak "vatan" kelimesinin mucidi sayılabilir. Vatan Yahut Silistre tiyatro oyunu Türkiye siyasi kültüründe bir dönüm noktasıdır. "Arş yiğitler ars vatan imdadına" ve "Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini / Yok mudur kurtaracak bahtı kare maderini" haykırışları onun, Arap emperyalizmine değil, Türkiye devletine adanmış vicdanlara işlemiştir.
Aşağıdaki kartpostalda kafa ve ruh karışıklığımızın temel çelişkisini yansıtan iki resim var duvarda. Biri "Arabistanı" fethederek "Halifeliği" Osmanlı devletine kazandırdığını sandığımız Yavuz Sultan Selim'in, öteki "ilk vatan şairi" Namık Kemal'in resimleri.
Kartpostalın arkasındaki altında imza olan el yazısı dahil yazıları okutmamıştım. Mükemmel eski yazı bilen arkadaşımdan (arkadaşlarımdan) rica ediyorum. Okurlarsa çok sevinirim. 
(Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.