• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • Trabzon 16 °C

40 yıldır turizm masalı

Eray Altındaş

Bundan kırk sene önce; “Turist gelecek, kalkınacağız. Bacasız sanayi…”  sözleri ile büyüdük. Yaşı elliyi geçenler çok iyi hatırlayacaklardır, altmışlı, yetmişli yıllarda limana büyük bir gemi yanaşıp bir de turist getirmişse folklor ekipleriyle karşılanırdı.

En çokta kılıç kalkan ekibi ilgiyle izlenir, kılıçları ile kalkanlardan çıkardıkları sesler büyük alkış alırdı…

Sonraları “Gelen yabancılar korkuyor.” denilerek bir daha kılıç kalkan ekibi gösteri yapmadı…

***

Aylardır Trabzon’da turizm konuşuluyor.

Bölgenin refahının ve bu şehrin zenginleşmesinin yabancıların bırakacağı parayla sağlanacağı, göçün önüne geçileceği dercediliyor.

Öyle anlatılıyor ki gelen elin ecnebisi ülkesinde kazandığı tüm parayı son kuruşuna kadar bu tarihi şehir Trabzon’da harcayacakmış gibi...(!)

Eskiden turist deyince hemen akla Avrupa’dan; Alman, İngiliz, Fransız, İtalyan ve birde okyanus ötesinden Amerikalı gelirdi.

Şimdilerde ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın deyimi ile “Türk’ün sağ gözü” olan Araplar başı çekiyor… 

Gerçekten Trabzon’a gelen Arap dostlarımız bizlerin beklediği ölçü de döviz bırakıyorlar mı? Merak ettiyseniz hemen söyleyeyim, anlatıldıkları gibi bonkör değiller.

Sıkı pazarlık yapıyorlar, parasının değerini biliyor. Daha memleketinden ayrılamadan önce hesap kitap yapıyorlar. Nerede yatacaklarını, ne yiyip, ne kadar harcayacaklarını, kendilerini getiren şirketle baştan konuşuyorlar.

Sizin anlayacağınız su gibi para harcamıyorlar. Günde üç öğün lokantalarda yemek yemiyorlar. Araba kiralayıp o dağ senin bu deniz kenarı benim gezip durmuyorlar. Bir kez lokantada yiyorsalar, diğer öğünleri kendileri pişirip kendileri yiyor, piknik yapıyorlar…

Haa,  Arpaların para babaları olan, gerçekten su gibi harcama yapanları yok değil!

Onlar Türkiye’ye özel uçaklarıyla, gösterişli yatlarıyla geliyorlar. Ama Trabzon’u değil…

Akdeniz ve Ege sahillerinde “cirit” atıyorlar.

***

Batılı yabancılar ve Arap turistler Trabzon’a gelmeden gezecekleri yer hakkında bilgi ediniyorlar. Nereye nasıl gideceklerinden tutun da neyin nerede olduğunu önceden ezberliyorlar.

Ellerindeki kartpostallara ve kataloglara bakarak yol iz takıp ediyorlar.

Trabzon’a ayak bastıklarında ve ziyaret etmek istedikleri yerlere gittiklerinde şaşırıp kalıyorlar.

Tarihi mekanların lokantaya, düğün salonuna veya camiye çevrildiğini gördüklerinde bir ellerindekine bakıyorlar bir de geldikleri yere!

Büyük halay kırıklığı yaşıyorlar!  

***

Gazeteci Ahmet Külekçi’nin Uzungöl’de yaptığı haber bunu fazlasıyla gözler önüne sermiş…

Uzungöl’de yaşanan olumsuz değişimi görmek istiyorsanız, googleye girmeniz yeterli olur. Uzungöl’ün beş yıl önceki haliyle şimdiki durumunu gözünüzle göreceksiniz. Hem turizm diyeceksin hem de tutunmak istediğin dalı kendi ellerinle yok edeceksin…

***

Sadede gelirsek, Trabzon’un mülkü amirleri; Sayın Vali Abdil Celil Öz, çiçeği burnunda B.Ş Başkanı O. Fevzi Gümrükcüoğluve Ortahisar Belediye Başkanı A.Metin Gençturistler gelsin, beş yıldızlı oteller yapılsın, bacasız fabrika çalışsın ama bunun yanında dumanı çıkan bacalar da inşa edilsin.

Sanayi çarkları dönmeden, reel üretim yapılmadan, bu şehrin  turizmle kalkınacağını, gençlerin doğdukları yerde iş aş sahibi olacağını sanıyorsanız  hem kendinizi hem de size güvenen kadim Trabzon halkını kandırırsınız.

Haberiniz olsun tam elli yıldır aynı masal anlatılıyor…

 

Çünkü hesap sormuyoruz

Bizde adet haline gelmiş, ölüm olmadan tedbir alınmaz!

Size birkaç örnek vereyim:

Bundan tam 15 yıl önce yani 1999 yılında Türkiye’de büyük bir sarsıntı oldu. Bir ilçe neredeyse yok oldu. Gölcük yerle bir oldu. Resmi rakamlara göre ölü sayısı 17.480 kişi, yaralı sayısı 23.781 kişi, sakat kalan kişi sayısı ise 505 olarak açıklandı. 285 bin 211 konut ve  42902 işyeri hasar gördü…

Ders aldık mı?

2011’de Van’da deprem oldu…

İnsanlar canlarını kurtarmak için kendilerini sokağa attılar. Depremde 279 kişi hayatını kaybetti. 1301 kişi yaralandı. 2462 bina yıkıldı. Vanlı yurttaşlarımız soğukta çadırlarda ve konteynırlarda aylarca yaşam mücadelesi verdi.

Ders aldık mı?

Bundan tam beş gün önce 14 Mayıs 2014 günü Soma’da maden faciası yaşandı. Üç gün yas ilan edildi. Analar, babalar, eşler, evlatlar, kardeşler kaybettikleri yakınları için göz yaşı döktüler, cenazelerini toprağa verdiler. Bakan Taner Yıldız’ın açıklamalarına göre ölen işçi sayısı ocaktan çıkartılamayanlarla birlikte 301 kişi…

Ders aldık mı?

Hayır!

Toplum olarak yaşadığımız acıları ve güzel günleri çok çabuk hafızlarımızdan çıkartıyoruz.  İnsana yaşarken değil, öldükten sonra değer veriyoruz.

Kader deyip sineye çekiyoruz… Hesap sormuyoruz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.