• BIST 103.804
  • Altın 162,444
  • Dolar 3,9188
  • Euro 4,6119
  • Trabzon 20 °C

64 milyon açık!

Yer KULAK

Trabzon Büyükşehir Belediyesinin 2016 yılı bütçesi 64 milyon lira açık vermiş. Büyükşehir Belediyesinin 345 milyonluk gelirine karşı 409 milyon liralık gideri olmuş. Bütçe, belediye meclisinde onaylanmış.

61-milyon.jpg

Büyükşehir Belediyesinin 2016 yılı bütçesi 64 milyon açık vermişse, 2017 yılı bütçesi bu rakamın iki katı açık verebilir. Çünkü 2016 yılında Büyükşehir Belediyesi kasasına mülk satışlarında önemli miktarda para girdi. CHP Belediye Meclis üyesi Turgay Şahin, Büyükşehir belediyesinin kasasına son yıllarda mülk satışlarından 100 milyon liranın üzerinde para girdiğini söyledi.

Başkan Umre’den döndü!

Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Gümrükçüoğlu, geçenlerde Umre ziyareti için Suudi Arabistan’a gitmişti. Yakın arkadaş grubu ile umre yapan Başkan Trabzon’a geldi ve kolları sıvadı. Başkan Gümrükçüoğlu, birikmiş dosyalara göz attı ve Ramazan ayında yapılacak işlerin planlamasını yaptı.

başkan-umreden.jpg

Teröristlere destek verenler!

Maçka Belediye Başkanı Koray Koçhan, bölgede teröristlere destek verenlerin bulunduğunu söyledi. Koçhan, ‘Tahminimiz o ki, Maçka’da eylem yapan terörist guruba destek verenler var. Güvenlik güçlerimiz, bölgede arazi taraması yapıyor. Olay sonrası hava muhalefeti nedeniyle takip yapılması zordu. Ama güvenlik güçleri çok yönlü çalışıyor’ dedi.

teröristlere.jpg

Koray Koçhan’ın iddia ettiği gibi bölgede teröristlere destek verenler var mı yok mu, henüz netleşmedi. Ancak, bölgede eylem yapan teröristler taban desteği bulmadan bize göre de eylem yapamazlar.

Yatırım adası kime peşkeş çekilecek!

Arsin’den yazan Ahmet Eroğlu, TTSO Yönetim Kurulu Başkanı Suat Hacısalihoğlu’nun Yeşilyalı’ya haritacıları gönderdiğini ve bölgede ölçüm yaptıklarını belirterek, ‘Deniz doldurulacak ve yatırım adası yapılacakmış. Organize sanayi bölgesinde neyin yatırımını yaptılar ki dolgu alanında yapacaklar. Yatırım adasında haddane yapacaklarmış. Arsin’de sahilimiz kalmadı. Denizi vatandaşın vergileriyle dolduracaklar. Sonra kime verecekleri belli değil. Yatırım yapacağız diyene verecekler sonra Organize’de olduğu gibi arsa alan daha sonra satacak’ dedi.

yatirim-ardasi.jpg

Ahmet Eroğlu, yatırıma karşı olmadıklarını, istihdam sağlayanlara destek olunması gerektiğini ifade ederek, ‘Biz ne yatırıma ne de gerçek yatırımcıya karşıyız. Biz çevreyi kirletenlere, avanta peşinde koşanlara karşıyız’ dedi.

***********

ORTAK ÖZELLİK BATI DÜŞMANLIĞIDIR

Prof. DR. Yahya Sezai Tezel

1. Türkiye'nin Nato üyeliği, ülke güvenlik stratejisinden sorumlu hükümet ve TSK'nın İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında ülke üstündeki çok ciddi Sovyet baskısından kurtulmak için, büyük diplomatik mücadele vererek ve ABD'ye Türkiye'nin önemli bir müttefik olabileceğini ispat etmek için Kore Savaşı'na girerek elde edilmiştir.

2. Türkiye'nin Nato üyeliği başından itibaren ülkenin Lozan'da çözülmemiş ve Lozan sonrasında henüz gündeme gelmemiş ama gelebilecek sınır meselelerinden ötürü içinde sorunlar barındırıyordu.

2.1. Birinci sorun Lozan sırasında İngiltere'nin sömürgesi statüsünde olan Kıbrıs'tan çekilmesi meselesi sırasında açığa çıktı. Yunanistan'da Karamanlis ve Türkiye'de Menderes hükümetleri bir çözüm üstünde anlaştılar. Ve iki cemaatli Federalimsi bir Kıbrıs devleti kuruldu. Ama Kıbrıs ve Yunanistan'ın dinci milliyetçi Helenleri bu çözümü emri vaki ile iptal edip Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamak istediler. Kıbrıs'ta iki Nato üyesi arasında ilan edilmemiş bir savaş hali ve diplomatik uzlaşmazlık yaşandı ve bugün de yaşanıyor. ABD federal devleti ağırlığını bu uzlaşmazlıkta zaman zaman Yunanistan'dan yana ve Kıbrıs'a Türk askeri müdahalesin sırasında da Türkiye'den yana koydu. Bu uzlaşmazlığın yönetiminde sosyalist milliyetçi ve Batı (Nato) karşıtı Ecevit (ve kısmen Süleyman Demirel) hükümetleri, Yunanistan'ın AB'ye tam üyelik müracaatı yaptığı sırada Türkiye'nin de tam üyelik müracaatı yapmasını engelleyerek büyük hata yaptı. Yunanistan ve sonra Kıbrıs tam üye oldu. AB bir kurum olarak bu uzlaşmazlıkta ister istemez Türkiye'nin karşısında yer aldı.

2.2. İkinci sorun Lozan'da çözülmemiş Musul Kerkük sınırının Türkiye'nin aleyhine ve İngiltere'nin himayesinde kurulan Irak devletinin lehine sonuçlandırılmasının içinde gömülüydü. Osmanlı İmparatorluğunda tek bir emperyal yapı içinde sınırlara bölünmeden yaşayan Kürtler İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Suriye, Irak ve Türkiye arasında bölünmüş olarak yaşamaya başladılar. Yüzyıllardır İran'ın sınırları içinde kalmış olan Kürtlerle birlikte büyük bir Kürt nüfusunun içindeki birçok siyasi hareket Birleşik Büyük Kürdistan devletinin kurulması fikrine angajeydiler. Bu 1925'ten itibaren Türkiye'deki Kürt isyanları, 1960 sonrasındaki gelişmelerde Türkiye'deki sosyalist akım ve örgütlenmeler içinde Kürtçülük hareketleri ve sonunda PKK ile Türkiye'nin gündeminin belki de temel meselesi halinde tecelli etti.

3. 1960 sonrasında hem TSK'da hem Dışişleri Bakanlığında Türkiye'yi Batı iktisadi, siyasi ve askeri sisteminden koparmayı temel siyasi hedef olarak gören ulusalcı sosyalistler ideolojik olarak ve memur kadrolarının meslek içinde eğitilmelerinde önemli rol oynadılar. Örnek olarak Mümtaz Soysal yıllarca Dışişleri Bakanlığının meslek içi eğitim çalışmalarını yönetti. Gene örnek olarak Uluç Özilker'i gösterebileceğim birçok Marksist ya da Marksiyen dünya görüşüne sahip diplomat Bakanlığın iç ve dış kritik görevlerinde bulundular.

Türkiye'nin dış politika ve strateji kurumları 1960 sonrasında ABD, Nato ve Avrupa Birliği ile ilişkilerinde sabah nikah dairesinde evlenme akdini imzalamış gelinin akşam kocasına "ıııhhh" diyerek bakire kalmaya yönelim bir strateji izlemesine benzetilebilecek, tutarsız, şizofrenik bir tercihsizlik + kararsızlık + ilkesizlik politikası ile Abdulhamid'in yedi kocalı Hürmüz politikasına benzer yaklaşımlarla herkesi aynı andı idare etmeye çalıştı.

Temel hata, bence temel hata, dünya nüfusu ve hasılasında yüzde bir kadar paya sahip Türkiye'nin, mesela Rusya, mesela Hindistan, mesela Çin gibi, ABD ve Nato karşısında kendi oyununu oynayabilecek bir güce sahip olmasının realist olmadığı tespitinin yapılmamış olmasıydı.

Türkiye'de MHP'li ulusalcılar, Ülkü Ocakları, BBP'nin Alperen Ocakları, bütün İslami tarikatlar, CHP, bütün sosyalist hareketler, öteki partiler, TSK'nin ve bürokrasinin şimdi içi boşalmış sol kadroları ulusal çıkarlarını Batı askeri, siyasi, iktisadi, kültürel ittifak sistemi içinde gözeten bir Türkiye fikrini asla benimsemediler. Birbirinin gözünü oyacak hareketler Batı Karşıtlığı duygusu ve nefretini paylaşmakta birleşiyorlardı.

Sonuç! Sonuç mu? Bilmiyorum.

Aptallıkların, maliyet zarar hesabı yapamamanın, trade off kategorisini içselleştirememiş olmanın, öfke ejakülasyonu ile siyasi sonuç alınabileceğine dair cinnet ima eden kültürün mutlaka faturasını bu kültürle dünya meselelerini söçmeye çalışanlar öder.

Ne demiş Nietzsche? Ah ne olurdu bildiklerimi düşünmemeyi becerebilseydim.

 

yahya-sezai-tezel.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.