• BIST 100.237
  • Altın 279,559
  • Dolar 5,7344
  • Euro 6,3129
  • Trabzon 15 °C

97.YIL

Gürsel ÖZGÜR

  Askerlik; tarihi, kültürel, milli ve anayasanın oluşturduğu değerler sisteminin bir bütünüdür. Asker tarafından savunulması gereken ve savunulan bu değerler sistemi askerlik mesleğini milletimizin gözünde saygın ve güvenilir bir yere taşıyarak, adeta gönüllere sevgiyle kazımıştır. Askerin ortak hedefi; laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni, gücünü Atatürkçü düşünce sisteminden alıp, milli birlik ve beraberliği sağlayarak, koruma ve kollamaktı.
  Her meslek tartışmasız çok kutsal ve değerlidir, hepsi birbirine muhtaçtır ve birbirini tamamlar. Ancak; askerliği ayıran bir özelliği vardır ki; o da icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatını feda eyleyeceğine dair namusu üzerine ant içmesidir. Hayatını feda etme davranışı belirgin ve farklı bir özellik olması nedeniyle meşakkatli ve onurlu bir meslektir, hatta meslekten ziyade bir yaşam tarzıdır. Asla günümüzün en önemli değeri olarak kabul edilen para kazanma mesleği değildir, çünkü hayatını feda etmeye hazır olanlar için maddiyat çekici ve yönlendirici olamaz, manevi duygular öncelikli ve çok önemlidir.
   Türk Silahlı Kuvvetleri Mensupları farklı bir toplumdan değil, bizatihi milletinin bağrından çıkarlar ve milletinin emrindedirler. Aslında, ordu-millet el eledir, ayrı düşünülerek sivil-asker ayırımı yapanlar, askeri toplum haricinde bir yere konumlandırarak ötekileştirmeye çalışır ve zarar vermek isterler, kafalarının arkasında asker düşmanlığı ve memleketi ele geçirme gizli düşünce planı vardır.
TSK Mensupları yetiştirilme tarzı ve aldığı eğitimin gereği Atatürkçü düşünce sistemine gönülden bağlı olarak akıl ve bilimin yolunda yürüyen, dürüst, hukuka saygılı, disiplinli, cesur, inisiyatif sahibi ve vatanperverdirler. Tabii ki FETÖ nün sözde askerlerini kastetmiyorum. Eline kına yakarak vatan uğrunda canını hiçe sayarcasına ölüme giden ve kışlayı Peygamber ocağı diyerek kutsallaştıran yüce milletimiz şehit kanlarıyla sulanan bu vatanda fedakâr ve cesur evlatlarına sonsuz güvenmektedir. Bu güven duygusu geçmişten gelen bir kanaattir.
   22 gün 22 gece süren ve kanlı çatışmalara sahne olan Sakarya savaşından yani milletin ölüm kalım muharebesinden güvendikleri askerin üstün nitelikleri sayesinde zaferle çıkmış ve bu zafer sayesinde topraklarımızın paylaşılması projesi rafa kalkmıştır. Mustafa Kemal bu savaşı Melhame-i Kübra olarak nitelendirir yani en büyük kanlı savaş…
  Batı cephesinde fazla uçağımız yoktur ve çoğunun kanatları yırtıktır, işe yarayabilecek olan uçakların kanat ve gövde bezleri basıncın etkisiyle gevşemiş ve özelliklerini kaybetmişlerdir. Bunların, ancak emayit(bir tür cila) denilen bir sıvı ile gevşeklikleri gerdirilebilirse de elde emayit yoktur. Patates suyu, yumurta ve paça suyunun karışımından elde edilen sıvı, gövde bezlerine gerekli olan özelliği kazandırabilir düşüncesiyle bu işlem yapılır. Kahraman Pilotlarımız her havalanmalarında geri dönmeme bilinciyle uçarlar, ama hiç korkmazlar. Bu ulvi davranışın maddi karşılığı olamaz, Pilotları uçuran milli şuur, vatan sevgisi ve kınalanmış ellerinin kazandırdığı manevi ruhtur. 
  Peki, soralım, ormanlarımız, içlerindeki o kadar canlı ile yanarken yani adeta milletin ciğerleri kavrulurken neredeydi o asil pilotlar. Aslında o pilotlar duruyor, hazırlar ama yöneticilerdeki eksik olan Mustafa Kemal’in liderlik kabiliyeti ve kuvayı milliye ruhunun kaybolması asil ruhları uyandıramamıştır. O halde, bu sözde yöneticiler onurlu bir şekilde çekip gitmeliler.
  30 Ağustos günü yapılan Başkomutan Meydan Muharebesinde Türk Ordusu hızla ilerleyerek takip harekâtı sonucunda 9 Eylülde İzmir’in de kurtuluşu ile Batı Anadolu işgalden temizlenmişti. İşte bu yönüyle, içinde bulunduğumuz Ağustos ayı çok değerlidir, Sevr’in paramparça edilişinin ispatlanışıdır. Askerlerin terfi törenleridir, Zafer bayramıdır, geçit törenleri ve fener alayları ile kutlanmasıdır, şölendir kısaca… En üst düzeyde katılımın olduğu ve yabancı ataşelerin imrenen gözlerle resmigeçit yapan disiplinli ve vakur askerlerimizi izlediği törenlerdir. Bu zafer Kuvayı Milliye zaferidir, bu zafer ordu- millet bütünleşmesinin zaferidir.
  Günümüzde maalesef ordu düzmece davalarla yıpratılmış ve özelliklerinde kısmi bozulmalar olmuştur, ancak eski günlerine dönecektir. Vesayetten kurtulduk şeklinde böbürlenenler aslında binlerce yıllık cevhere zarar verirken başka bir vesayet yaratarak Millete değil kendi ikballerine hizmet etmişlerdir. 
‘’Her evresiyle düşünülmüş, hazırlanmış, yönetilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış bu harekât, Türk Ordusunun, Türk subay ve komuta heyetinin yüksek güç ve kahramanlığını tarihte bir daha belirleyen çok büyük bir eserdir. Bu eser Türk Ulusunun özgürlük ve bağımsızlık düşüncesinin ölümsüz anıtıdır. Bu eseri yaratan bir ulusun çocuğu, bir ordunun Başkomutanı olduğum için sonsuza kadar mutlu ve bahtiyarım.’’
  Bütün bu anlatım, Mustafa Kemal’in kendi sözleridir. Gerçek Başkomutan olarak muharebe sahasının etki alanında bizzat bulunmuş, yönetmiş, maiyetini inandırmış, muhaliflerini de zaferi kazanacağına ikna etmiş ve öngördüğü zamanda arkadaşları ile beraber düşmanı yenerek dünyada emsali görülmemiş bir zaferin mimarı olmuştur. Güçlü kavramlar güçlü insanlarda anlamlanır, yoksa güdük ve anlamsız ve de komik durur. Yani; makam ve mevki içlerini doldurduğunda anlamlanır. M. Kemal makamdan güç almamış tersine makam O’ndan örnek almıştır. Başkomutan Mustafa Kemal deyince çok anlam ifade eder ama Başkomutan Hacıanesti ile yan yana hiçbir anlam taşımaz. Çünkü Yunan Orduları Başkomutanı Hacıanesti ordularını İzmir’de bir yatın içinde yönetmiş ve hak etmediği unvanın sorumluluğunu da taşıyamamıştır. Başkomutan var, başkomutancık var…
  30 Ağustos Zaferinin 97. Yılı; coşku, heyecan ve sevinçle kutlu olsun, Şehitlerimizi rahmet ve saygı ile anıyor, Gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Emperyalistler çok denemişlerdir, deneyeceklerdir, deniyorlar, ama asla milli birlik ve beraberliğimizi bozamayacaklar… Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.