• BIST 116.593
  • Altın 162,639
  • Dolar 3,8063
  • Euro 4,6601
  • Trabzon 11 °C

ADALET İÇİN!..

Ö. Faruk Altuntaş

            Bardağı taşıran damla CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanması oldu. Ve nihayet Kılıçdaroğlu başkanlığında CHP, sokağa indi; Ankara’dan İstanbul’a Adalet Yürüyüşü’nü başlattı. Çok gecikmiş de olsa iyi yaptı.

 Soldayım ve demokratım diyen bir parti açısından sokağa çıkmak için bardağın taşması gerekmiyordu. Sokak, demokratik toplumların nabzıdır, vicdanıdır. Sokaktan korkanlar, vicdanların sesini bastırmak isteyenlerdir.

Ana muhalefet partisi CHP’nin, her adımda demokratik meşruiyete vurgu yapan yürüyüşünü, “AKP hükümetinin bir lütfü” olarak nitelendiren AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, sokağın kimsenin “lütfü” değil, vatandaşlık hakkı olduğunu, 15 Temmuzda sokağa çıkanları ya da daha eskilere gidersek, başörtüleri için sokağa çıkanları göstererek hatırlatmak isteriz.

                                                   ***

Gösteri ve yürüyüş hakkı, demokratik toplumların olmazsa olmazı ve en temel değeri olan ifade özgürlüğünün bir tezahürüdür. Bu nedenledir ki, hem TC. Anayasasının 34. maddesi ile hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11.  maddesi ile güvence altına alınmıştır. Nasıl, düşünce ve ifade özgürlüğü olmadan demokrasiden söz edilemezse, toplantı ve gösteri yürüyüş hakkı olmadan da düşünce ve ifade özgürlüğünden ve demokrasiden söz edilemez.

Anayasa’nın 34. maddesi ile, “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir” hükmü benimsenmiştir. Bu anayasal ve hukuksal esasa göre, AİHM içtihatları da gözetildiğinde açık ve net olarak şunu belirtmek gerekir:

Demokratik devlette, silahsız ve saldırısız olmak kaydıyla toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin olarak devletin iki yükümlülüğü vardır. Birincisi negatif yükümlülük olarak, rahatsızlık verse de toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılmasına katlanma ve seyirci kalmadır. İkincisi pozitif yükümlülük olarak, güvenliği sağlamaktır; toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılmasına başkalarının engel olmasına fırsat vermemektir.  

Ancak demokratik devletten uzaklaşılır ve despotik devlete doğru gidilirse, toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı, kademe kademe,  hak olmaktan çıkarak, Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi “lütuf” ve “incelik” konusu haline gelir.   

Demokratik toplumlarda ise kaynağını anayasadan ve evrensel demokratik değerlerden alan bu hak, iktidarların “Lütfü”nde değildir. AKP Genel Başkanı / Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da lütuf göstermesi gerekmez; ancak saygılı olması gerekir. Şimdilerde yapmakta olduğu gibi, tehdide yönelmesi ya da yapılmakta olan tehditlere örtülü olarak dahi olsa cesaret vermesi, taşıdığı sorumlulukla hiç mi hiç bağdaşmaz. 

                                               ***

CHP adına yapılan açıklamada, bu yürüyüşün;

 “ ‘ananı da al git’ denen çiftçinin, ürünleri sömürülen tarım emekçilerinin, ‘bana mı sordun’ diye azarlanan, baskıyla korkutulan memurların, kıdem tazminatı çalınmak istenenlerin, kadro sözü verilip, kandırılan taşeron işçilerin, şiddete uğrayan, yıpranma payı bile çok görülen sağlıkçının, milyonlarca işsiz gencin, işe alımlarda haksızlığa uğrayanların, KPSS ile, torpil ve yandaş mülakatlarla hakkı gasp edilenlerin yürüyüşü,”

“Bu yürüyüş tekmelenen Somalı’nın, fıtrat diye ölüme terk edilen madencinin yürüyüşü,”

“Gezi’de coplanan, gaz sıkılan, öldürülen gençlerin, Berkin’lerin, Ali İsmail’lerin yürüyüşüdür. Kumpaslarla iftira atılanların, tutuklananların, Türkan Saylanların, Ali Tatarların yürüyüşü,”

“Parası olmadığı için okulu bırakmak zorunda kalan öğrencinin, öğretme aşkıyla yanan ama atanamayan öğretmenin, KHK’lerle sorgusuz sualsiz haksız yere ihraç edilerek işsiz ve aşsız kalan akademisyenlerin yürüyüşü,”

 “Parmaklıklar ardındaki 160 gazetecinin, 15 yılda iş cinayetlerinde ölen 20 bin işçinin, geride kalan asker çocuklarının yürüyüşüdür. ‘Bana 400 milletvekilini verin, bu iş huzur içinde çözülsün’ diye tehdit edilen milletin, referandumda ‘HAYIR’ çıkmasına rağmen YSK ile oyları çalınan halkın yürüyüşü” olduğu belirtilmiştir.

Bunlara yapılacak tek ilave, bu yürüyüşün geç kalmış bir yürüyüş olduğudur… 7 Haziran seçimlerinden sonra hükümet kurma görüşmeleri adı altında oyalama yapılıp ikinci parti olarak CHP’ye hükümet kurma görevi verilmediğinde; 7 Haziran seçimleri ile Milletin gösterdiği iradenin kabul edilmeyip 1 Kasım’da seçime gidildiğinde; Parlamentoda üçüncü derecede milletvekili bulunduran HDP’nin eşgenel başkanları tutuklandığında; içeri tıkılan gazetecilerin sayısı onlarla ifade edilmeye başlandığında; OHAL KHK’ları olağanlaştırılıp Meclis devre dışı bırakıldığında da yürünmeliydi.

 

  

       

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.