• BIST 97.988
  • Altın 241,948
  • Dolar 6,2610
  • Euro 7,3524
  • Trabzon 23 °C

ADAYLARIN KISA ANALİTİK ANALİZİ

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Fazla bir zaman kalmadı, o güne... 24 Haziran seçim günü olarak ilan edildiğinde toplumun önemli bir kesiminde beliren endişe, ulusal karakterimize uygun bir şekilde dağıldı ve süreci büyük bir hızla sindirdik. Adapte olduk yani. Toplum, adayların söylemlerini büyük ölçüde satın aldı ve safını belirledi. Kendini açık ya da kapalı olarak belli edenlerin dışında, genel gidişata göre kendini biçimlendiren üçüncü grup kitlenin sonucu belirleyeceği anlaşılmaktadır. Bu kitlenin anatomik özellikleri üzerinde ayrıca durmak gerekiyor.

Doğu Perinçek ile başlayalım… Türkiye’de konvansiyonel sağ-sol ayrışmasına ilk itiraz eden ve yeni bir kategori içerisinde belli ilkeleri buluşturma üzerinden siyasi taban oluşturan “milli sol”, son dönemde kendini anlatma zorluğu içerisine girmiştir. Antiemperyalist söylem, Perinçek’in önderliğindeki siyasi hareket tarafından alakasız bir şekilde kullanılmaya başlanmış ve teorik bir karşılığı olmayan bazı işbirliklerinden bahsedilmeye başlanmıştır. Dolayısıyla bu yaklaşım, özünde solun değerlerini taşımakta olan kendi tabanında da hayal kırıklıkları yaşatmıştır. Perinçek; Ermeni soykırımını inkâr etmenin suç olduğunu yasalaştıran birçok Avrupa ülkesine karşı Avrupa’da yürütmüş olduğu hukuk mücadelesini kazandığında elde etmiş olduğu popülaritesini sağlam bir siyasi temele maalesef oturtamamıştır. Bugün içinde bulunduğu konumun ve tarafın tanımlanmasında zorluklar vardır. Bu zorluklar doğal olarak seçim karnesine yansıyacaktır.
***

Temel Karamollaoğlu için söylenmesi gereken ve üzerinde durulması gereken çok şey vardır. Bırakın bir paragrafı, referandumdan bu yana göstermiş olduğu performans kitap dolusu bir malzeme oluşturacak düzeydedir. Türk siyaset tarihi, Temel Karamollaoğlu ile çok önemli bir kazanım sağlamıştır. Gönüllerde yerini almıştır. Fikri yalnızlık içerisinde olmadığını, Saadet Partisinin bütün siyasi kadrolarının aynı amaçla siyaset yaptığını zaman zaman göstermiştir. Özellikle genel başkan yardımcısı Birol Aydın’ın güven veren üslubu ve söylemi, siyaseten tutarlı yorumları, iktidarı bunaltan ekonomik analizleri Saadet Partisinin toplumdaki algısını tamamen değiştirmiş ve Türk siyasetinde güvenilir bir alternatif oluşturmayı başarmışlardır. Önümüzdeki seçimde Temel Karamollaoğlu sadece sıfır medya desteğinin kurbanı olacak, ama kredibilitesini de en üst düzeye çıkartacaktır.
***

Türkiye’nin yaşamakta olduğu çelişkilerin canlı örneği olan Selahattin Demirtaş sahada görülmediğinden kendisi hakkında ancak teorik bir analiz yapılabilir. Cezaevinde yatmakta olmasına rağmen, cumhurbaşkanlığına aday olmasına izin veren bir hukuk sistemi bütün dünya tarafından da ilgiyle izlenmektedir. Denilebilir ki hakkında hüküm yok ve yargılaması devam ediyor, bu nedenle adaylığında bir sorun görülmemiştir. Peki, aynı durumda olan herhangi bir başka adayın cumhurbaşkanı seçildiğinde ortaya çıkacak olan karmaşa nasıl çözülecek? Neresinden bakarsanız bakın trajikomik bir süreç yaşıyoruz. Demirtaş’ın “bir Türkiye siyasetçisi” olmayı başaramadığı sürece adının “%10 Selahattin” olarak anılması kaçınılmaz olacaktır.
***

Son birkaç yılda Türkiye’de muhalefetin içine düşmüş olduğu darboğazın aşılmasında bir umut olarak ortaya çıkan Meral Akşener için çok şey söylenebilir. Gerçekten de MHP içerisinde vermiş olduğu mücadele ve sonrasındaki süreçte, Türkiye’de önemli bir siyasi figür olmayı başarmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçim tarihinin erkene alınmış olmasının en çok Meral Akşener’i etkilediği kanaatindeyim. Kalıcı ve etkili bir muhalefet partisi olma yolunda emin adımlarla ilerlerken, siyasetin azizliğine uğramış durumdadır. Önderliğini yapmakta olduğu İyi Parti hareketi tam olgunlaşamadan ve muhalefetteki boşluğu tam olarak dolduramadan kendisini önemli bir seçimin ortasında bulmuştur. Akşener’in en göze batan olumsuz yanı, toplumu ikna etmede kullanmakta olduğu figürlerde aşırıya kaçıyor olmasıdır. İnanç, bayrak, ulus gibi kavramların mümkün olduğu kadar doğal davranışınız ve söyleminiz dâhilinde kalması gerekir. Aksi takdirde ikna gücünüz zayıflar. Umuyorum ki, uzun soluklu siyasette kendisi gereken çıkarımları yapacaktır. Ancak medya dezavantajına ve her şeye rağmen ciddi bir seçim sonucu alacağını düşünüyorum.
***

Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan için ne söyleneceğinin değil, nasıl söyleneceğinin önemli olduğunu artık büyük bir kesim farkında. Kendisinin siyasi çizgisinin ve söyleminin değerlendirmesini yapma niyetinde değilim. Kısaca söylemeliyim ki Recep Tayyip Erdoğan; 16 yıllık siyasi mücadelesinde yorgun bir görüntü vermeye başladı. Bilinen karizması ile toplumu yine etkilemeye devam ettiğine şüphe yok. Fakat kontrol edebildiği değişkenler son dönemde azalmaya başladı. Kendi oluşturduğu medya gücü ile birlikte, mağduriyet başka zeminlere kaydı. Eğer kaybederse bunun en büyük nedeni medyanın tamamen Ak Parti’ye bağlı hale gelmiş olmasıdır. Zira Recep Tayyip Erdoğan’ın artık topluma anlatabileceği yeni bir hikâye kalmamıştır.   
***

Muharrem İnce mükemmel olmamakla birlikte CHP’nin çıkartabileceği en iyi adaydır. Ama böyle dönemlerde adayın kimliğinin ötesindekiler önem kazanmaya başlar. Türkiye’nin halen içinden geçmekte olduğu süreç, toplumun artık bir değişimin peşinde olduğunu açıklıkla göstermektedir. Muharrem İnce’nin tipik bir Anadolu çocuğu olması, ortalama bir vatandaş profili sergilemesi, hazırcevaplığı, mücadeleci ruhu, Kürt seçmenin gönlünde bir şekilde yer etmiş olması (ki Türkiye’de en zor siyasi işlerden bir tanesidir) gibi bazı avantajları vardır. Ancak mitinglerinde gereğinden fazla tekrara kaçması, söylenebilecek onlarca yeni şey varken iki saat önce söylemiş olduklarını tekrar etmesi, medya ile gereksiz didişmeye girmesi ve en önemlisi meydanlarda “Allah şahidim olsun ki…” dememesi gibi bazı stratejik eksiklikleri de vardır. Her şeye rağmen, Türkiye’yi kendisine inandırmayı başarmış gibi görünmektedir. Toplumda bir coşku yaratmış olduğu kesin. Özellikle Trakya, İstanbul, İzmir, Aydın, Manisa, Marmara civarı, Batı Karadeniz’de ezici düzeyde; Ankara, Antalya, Ordu, Giresun, Isparta gibi yerlerde ilk sırada destek göreceği anlaşılmaktadır. 
***

Yazının başında varlığından bahsetmiş olduğumuz ve her zaman kararsız kategorisine atmış olduğumuz yaklaşık %10’luk kitle, bence bu seçimde en kararlı kitle durumunda olup yükselen adayın yanında yer alacaktır. Güçlünün ve umut verenin… Muharrem İnce’nin 23 Haziran’da İstanbul’daki performansı son düğümü atacaktır.  

Bu güzel ülke çok daha iyi yerlerde olmalıydı…      

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.