• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Trabzon 17 °C

Adresi olmayan insanlar…

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Türkiye’de hem yeni hem de eskiyi bir arada yaşama girişimine “Arabesk “dendi.

Arabesk film ve müzikleri “ilkel doğu” ile aydınlanmış bir nevi “batılılaşmayı” anlatılır.

Minibüs müziği de denilen “Arabesk” 70’lerde köyden kente göç edenlerin dertlerini anlatıyordu. Bugünde Suriyelileri anlatıyor.

 Bugün Türkiye’nin yaşadıkları tam bir “Arabesk“tir.

Arabesk karamsarlığı anlatır ve hissettirir.

Arabesk hep yanımızda oldu, ama hiç bu kadar yakın olmadı.

Fazıl Say’ın “Arabesk” dinleyenleri vatan haini ilan etmesi çok tartışıldı. Polemik yaratıldı. Ama bugün yaşadıklarımız, Arabesk sosuna bulanmış vahim bir durum hadisesidir.

Kavram kargaşasını çokça yaşadığımız bugünlerde bu görüntüler öz kültürümüzden uzaklaşmanın yansımalarıdır.

Suriyelilerin yurdun her bir tarafını işgal etmesi, sanki ülke babalarının ülkesiymiş havasında olmaları ise gittikçe Araplara benzeyen bizleri tam bir arabesk karışımı yapmıştır.

Türk halkının korunması, can ve mal güvenliğinin güvence altına alınması Suriyelilerle beraber artık hak getire…

Pusulamız olmadan girdik bir yola Allah hayırlı eylesin inşallah.

Biz ne tür bir risk, tehdit ve tehlike ile karşı karşıyayız?

Bizim güvenliğimiz kimlere emanet?

İstanbul’da, Trabzon’da, Adana’da, Gaziantep’te ve yurdumun dört bir köşesinde tehlike işareti veren Suriyeliler kimin himayesinde?

Suriyelilerle yaşanan gerilimin ardından dünyanın gözünü diktiği Hatay’da ki yabancılara toprak satışına ne demeli? Bunların hepsinin yalan ve hayal olmasını isterdim. Eğer öyleyse ne olur birileri bizi uyandırsın. Çok uyuduk…

Kapkaç, taciz, cinayet ve daha bir sürü sıkıntı yaşadığımız Suriyelilerde sınırlarının nerede bittiğini algılama sorunu var.

Yaşadığımız sitelerin dışında dilencilik ya da başka bir şeyle uğraşan bu siyah tenli, kocaman gözlü insanlardan korkar olduk. Çocuklarımızı markete gönderemez olduk. Benim ülkemde başka bir millettin bana gözdağı vermesinin manası nedir?

Ya bulaşıcı hastalıklara ne demeli… Sessiz sedasız yapılmaya çalışılan çocuk felci aşısı bunun en önemli örneğiydi.

Bulaşıcı hastalıklar ülkemizde ciddi bir sorun olmaya başladı.

Keşke Suriyeliler tüm yurda yayılmasaydı. Sanırım olan oldu; Ve şimdi herkes aşıya.

Daha da kötüsü İstanbul’da Suriyelilerin Türk çocuklarını dövmesi ve tartaklamasına ne demeliyiz?

Gazi Antep’te mağdur olan halka ne demeli?

Ya İzmir’de kıyafeti yüzünden tacize uğrayan genç kız ve daha nice örnek…

Bir ülke halkının oylarıyla “Yönetme Görevine” lyık görülenlerin tek gayesi ülkesinin kaderini olumlu yönde değiştirmek için çaba sarf etmek değil midir?

Suriye olayında ABD ile ortak hareket edip, dost bir ülke iken hasım olmak bizim suçumuz mu? Kendin ettin, kendin buldun. Ya biz? Şimdi Suriyelilerle uğraşma görevini neden biz üstlendik? Biz onları istemedik ki… Kim istediyse buyursun saraylarında, alış-veriş merkezlerinde, inşaat şirketlerinde, otellerinde, medyalarında çalıştırsınlar. Ama lütfen bizden yani bu ülkenin öz be öz halkından uzak olarak…

Kaygılarım, endişelerim hatta korkularım var. Tehlikelerle hiç bu kadar karşı karşıya kalmadık. Gerilemenin önüne geçmek artık çok güç sanırım.

Peygamber Efendimizin çok güzel bir sözü var. “ İnsanların en iyisi, insanlara en çok yararı dokunandır.” Bu yarar güç ve maddi yarar yani menfaat değildir. İnsanlığın ilerlemesi, iyi olması için fayda ve üstünlük sağlayandır. Yetkililere sorarım:

“İnsanlara nasıl bir yarar sağladınız?”

11 Eylül 2001’den çıkarılacak olan ders şudur? Tüm Müslümanların fişlendiği ve sözde demokrasi vaadi ile tüm Ortadoğu’ya sahip olmak. Dün Lübnan, Afganistan bugün Irak, Suriye yarın kim bilir neresi? Oysa senaryo hep aynı değil mi? Verimli ve vaat edilmiş topraklara sahip olmak; Kardeşin kardeşe düşürüldüğü ve iç karışıklığın cereyan ettiği ülkeler yaratmak ve sonra seyretmek.

Var olan ama son günlerde daha da tırmanan mezhep kavgaları, açık kapalı olayı, dini baskılar vs gibi olayların önüne nasıl geçilecek? Gittikçe artan “mahalle baskısı” daha ne tür sonuçlar doğuracak acaba?

Yaşadığımız kültürel bunalım bizleri iyice Araplaştırdı.

Zaten Arap hayranlığının tavan yaptığı ülkemiz şimdide Araplarla cebelleşir oldu.

Oysa dünyada ki en tehlikeli insan, adresi olmayan insandır.

Oysa Ortadoğu ülkeleri arasında batıya onurlu bir savaş veren ve kazanan hatta çağdaş bir tek rejim kuran Mustafa Kemal Atatürk değil miydi?

O yüzden ılımlı diye işaret edilmedin mi?

Ortadoğu’ya laik, çağdaş, medeni olmayı sen öğretecektin. Şimdi ne yapıyorsun?

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.