• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 18 °C

Affetmek Allah’a mahsustur…

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

İstikrarlı, büyük ve kurumsal olmak ne demektir sizce?
Yap-boz nedir?
Uygulama, yönetmelik nedir?
Çelişki ve haksız uygulama nedir?
Hak, hukuk, dava ne demektir?
Tüm bu kelimeler son günlerde sıkça duyduğumuz kelimelerdir.
Aslında bu sözcüklerin hepsi toplumda kişilere bağlı olmadan yönetilmeyi işaret eder. Biz bu kelimeleri arar olduğumuz için dolayısıyla da sıkça duyar olduk.
Peki ölüm nedir?
Ölüm doğal bir sürecin kaçınılmaz sonudur.
Yaşadığımız her şey sanki ölüm yokmuş gibi devam eder.
Kimse ölümü önemsemez ama aniden gelebilir.
Sonra da bize şaka yaptı denilir.
Siyasilerin demeçlerinde, reklamlarda, panolarda, alış-veriş merkezlerinde, bankalarda, hastanelerde, marketlerde hiç ölümle ilgili bir ibareye rastlamayız.
Sanki hayat sonsuzmuş gibi hep güzellikler vaat edilir. Oysa ölüm çat kapı gelebilir.
Kimsenin kendi ölümünü düşündüğü yok. Herkes sonsuza dek yaşayacak. Hatta çeşitli varsayımlarla tekrar dünyaya başka bedende geleceğini savunanlar öğretiler bile var. Ama sonuçta ölüm yok oluştur.
Ölüm sessizliktir.
Acıdır.
Yastır.
Vazgeçiştir; Tüm sevdiklerinden hatta her şeyden.
Ölüm bana çok soğuk ve korkunç gelir. Yazarken dahi içimin acıdığı, gözlerimin dolduğu korkunç bir sondur. Artık para, mal, mülk, değerli bulduğun her şeyden, sevgiden, itibardan hatta ömürden caymaktır.
Ölüm sessizliktir.
Konuşamamaktır. Dünyaya hükmedenler bir gün mutlaka sus pus olacaklardır. Bu kaçınılmaz son her gün birilerinin kapısını çalıyor; Hiç usanmadan, bıkmadan hatta atlamadan. Es geçmeden; Kıyak olmadan.
O yüzden herkes kendi yolunda gitmeli, kimseyi kırmadan, incitmeden, hak, hukuk çiğnemeden, kendi gözleriyle yaşayabilmeli dünyayı.
Ben yaşamın kendisine sonsuz saygı ve derin bir güven duyuyorum.
Ama yaşamda var olan insanlığa ise güvenmiyorum. Yaşamı yaşanılmayacak hale getiren insanlığın ta kendisidir.
Her gün duyduğumuz ölüm haberleri ile etkileniriz. Hele de her gün gelen şehit haberleri insanın yüreğini dağlıyor. Hani Allah’ın verdiği canı sadece Allah alırdı. İnsanlığa ne oldu da keyfe keder kendi gibi yaratılanın canına kast eder oldu. Hangi cüretle…
Vicdanı yok olmuş bir dünyada yaşıyoruz.
Sürekli aydınlığı kapatmaya çalışanların dünyasında yaşıyoruz.
Umut ve özlem kelimelerinin her gün yok oluşunu izliyoruz.
Geçenlerde kaybettiğimiz bir yazardan bahsedeceğim. Allah rahmet eylesin
Öldü Türkiye ayağa kalktı.
Bir ölünün ardından, savunanlar, hakaret edenler hatta kavga edenler olarak üçe ayrıldı Türkiye.
Binerce şehit, hiç günahı yokken öldürülen insanlık, her gün bir cinayete kurban giden kadınlar için kimse sesini çıkarmazken bir yazarın ardından ülke ayağa kalktı. Sahi neden?
Yandaşları günah çıkardı. Kızanları küfür etti.
Sonuçta bir ölü var. Saygıdan susmak gerek.
 Ama her şeyi ötekileştirdiğimiz, bizden değilsin mantığı gibi Tıpkı Türkan Saylan’a yapılanlar gibi, yine insanlar birbirine kin sustu. Susmuş bir ceset üzerinden.
Madencilere Taziyeye giden devlet büyüklerinin ve orada “halkı tartaklayan korumamalarının tekmesine kurban olayım” diyen bir insanın arkasından savunmaya geçmek ne kadar doğrudur bilmiyorum hatta Can Dündar’a namus dersi vermeye çalışan bir şahsiyetle ilgili ne söylemek gerekir diye düşünürken sanırım en doğrusu rahmet okumaktır. Günahların affı sadece Allah’a mahsustur. Bilerek isteyerek kasti yapılan ve can acıtmak için yapılan her davranış her sözün bir karşılığı vardır. Bunu da tüm İslam âlemi bilir.  
Onun davası şimdi Allah ile. Devlet ve sistem ile olan davası sona erdi…
Umarım Allah rahmet eyler…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.