• BIST 81.870
  • Altın 148,365
  • Dolar 3,7929
  • Euro 4,0489
  • Trabzon 13 °C

AFFETMEM ASLA SENİ!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Halk bir sessizliktir.

Ben bu sessizliğin, bitmez, tükenmez avukatı olacağım.

Dilsizler için konuşacağım.

Halkın dili haline geleceğim.

                         Victor Hugo “Sefiller”

 

***

 

Dünya nüfusu hızla ve her geçen gün daha da artıyor. Korkum bu kadar insanı besleyecek beslenme maddelerinin bu gidişle son bulmasıdır. Korkum toprağın isyan edip insanlığa gıda vermeyecek olmasıdır. Ya güneş ve yağmur da isyan ederse…

Dünya nüfusunun hızla artışına “son” diyecek bir şeyler yapılmalı. Mantıklı çözüm yolları araştırılıp uygulanmalıdır. Türkiye’de artan nüfus işsizliği ve birilerine bağımlı yaşamayı da beraberinde getiriyor. Gıda tüketiminin eşit olarak dağıtılmadığı insanlık aç kalmamak için çeşitli sebepler arıyor.

Bunu en iyi hükümetler kullanıyor. Bana oy ver sana patates, ekmek, gıda yardımı yapayım. Bana oy ver vergi borcunu sileyim ya da taksitlendireyim. Bana oy ver kredi borcunu rahatlatayım. Bana oy verirsen seni görürüm…

Köyden şehre göç eden halk şehirde aradığını bulamayınca ve çok da çocuk sahibi olunca, geçinmeyi kolay yoldan ya da böyle oy karşılığı sağlıyor. Hiç “Sosyal Market” duydunuz mu?

Belediye destekli kurulan yardımlaşma evlerinin adıdır Sosyal market. Bağışlarla ve zengin yandaşlarla ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları karşılanıyor.

Toplumun belli bir kesimini ilgilendiren bu ihtiyaç sahipleri markette yaptıkları alış-veriş karşılığında ki bedel ise; Sadece oy.

Demokrasilerde kişinin zayıflığı ya da yokluğu idaricileri sevindirmemeli. İdarecinin görevi zayıflığı kullanmak değil, yok olan neyse o konuda yardımcı olabilmektir.

Adalet ya da hakkaniyetli olmak “herkese ihtiyacı olanı temin etmektir.”

Fakiri daha fakirleştirip muhtaç etmek ve zengini daha zengin yapıp yine kendine bağlamak adil olan değildir. Demokrasiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Eşitlik ilkesinin çiğnendiği bir sistemde adı ister sosyal, ister bireysel market olsun karşılığı sadece bağlanmaktır.

Ağustos’ta Cumhurun vekili seçilecek. Sürekli bir aday ismi zikrediliyor. Fakat inanın her isim açıklandıktan sonra çok gülüyorum. Bu kadar mı halka uzak isimler tercih edilir. Halkın teveccühünü alacak isim halkın takdir ettiği isim olmalıdır.

Başbakan kendinden emin tavırlarla ve tehditleri ile hatta dalgasını geçerek şehir turlarına başladı. Yine ülkenin her karış toprağı Kuzeyden güneye, doğudan batıya bizlerin parasıyla arşınlanacak. Her ne kadar halkın karşısına “af”larla çıksa da kanmayın. Sonrası malumunuz zamdır. Bu gelenek hiç şaşmadı.

Önce Cumhurbaşkanı, ardından meclis başkanı, ana muhalefet ve bazı bakanlar uzun tutukluluk süresi için “Artık fazla oldu. Canımız acıyor” şeklinde açıklamalar yaptılar. Ardından Balyoz’dan af sesi çıktı.

Bu vicdan ve adalet sorunu bu şekilde çözüme mi ulaştı? Peki bu davadan ölenlere sebep olanları kim affedecek? Yaşadığımız bu sorunun adı ülkemizin geleceğini çaldılar sorunudur.

Onca insanın geleceğini çaldılar sorunudur. Tutukluların ailelerinin ve çocuklarının her şeyini çaldılar sorunudur. Bunların geri dönüşü var mı?  Ey oy sen nelere kadirsin.

Bu kadarla bitmedi eski Kara kuvvetleri komutanı Tahsin Şahinkaya ve dönemin Genelkurmay başkanı Kenan Evren de “ Devlet Kuvvetleri aleyhine cürümler” başlıklı 146. maddeden müebbet hapse mahkum edildi. Ayrıca rütbelerin sökülmesi kararına da varıldı. Tiyatro izler gibi izlediğimiz bu sonuç insanların aklına bir sürü soru getirse de asıl hesap oy hesabıdır.

Bütün bu aflar ve cezalar verilirken yine tek günah keçisi vardı oda “paralel devlet.” Her şeyin müsebbibi ve sorumlusunun tek adresi paralel devlet midir?

Şimdi bu insanlar erdem sahibi mi oldu? İç huzura mı kavuştular? Her şey unutuldu mu? Bütün bu olanlar artık görmezden mi gelinecek? Affedenler huzurla mı tanıştı? Kızgınlık, kırgınlık ve nefret sona mı erdi? Her yer, her şey güllük gülistanlık mı oldu? Ben neden bu duyguları hissetmiyorum. Ben neden huzurlu değilim. Bunca yaşanan acının sonu af ise bu insanlara yapılan bu işlemin adı neydi?

Azınlıkta olan mütevazi halk, liderinde yaratıcı zekayı arıyor. Çünkü yaratıcı zeka mütevazi hayat sürmekle yetinendir. Ama bu da bu dönemde çok ütopiktir. Yaratıcı ve mütevazi bir lider bu dönem için zaten kurtarıcı olandır. Ama hem halkı için bir şeyler düşünecek, çabalayacak, hem de onları anlayıp yanlarında olacak lider maalesef geçmişte kaldı. Nesli tükendi… Dönem her şey benim için var. Ben ne dersem o olur. İstediğim ak, istediğim karadır dönemidir.

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
  • MHP sürpriz yapabilir!
  • Antalya’da sabah sporu!
  • Metin Kara’yı topa tutacak!
  • TBMM’deki oylama MHP’nin geleceğini belirleyecek!
  • DSİ 22. Bölge’de neler oluyor?
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.