• BIST 112.122
  • Altın 175,002
  • Dolar 4,0406
  • Euro 4,9882
  • Trabzon 13 °C

AFRİNE SANATÇI! DESTEĞİ

Dr. Hasan AKYÜZ

       İngiliz Milli futbolcu David Beckham 2010 da Afganistanda 9 bin İngiliz askerinin bulunduğu   “ Camp Bastion “u ziyaret ederek moral verdi. Beckham 45 derece sıcakta çatışma ihtimalinin olduğu bir ortamda ağır makineli tüfeklerin başında askerleriyle beraber fotoğraf çektirdi. Kampta güne askerlerle birlikte İngiliz kahvaltısı yaparak başladı. Yaptığı açıklamada Afganistan’ı ziyaret etmeyi uzun süredir istediğini ve kendisinin İngiliz olmaktan gurur duymasını sağlayan İngiliz askerlerini takdir ettiğini söyledi.
        Bizim sanatçı! grubu sanıyorum çatışma bölgesi Afrin uzak geldiği için olsa gerek Hataya kadar gidip oradan seslenerek savaşan askerimize moral vermişler. Uçaktaki fasıl ve türkü çığırışlarından, neşelerinden anladıkki onlarda moral gani...Yalnız uçakta bir ara Süperstarımız Ajda fenalaşmış, uçağın Hataya değil Afrine ineceği söylenince panik atak geçirmiş garibim, şaka olduğunu öğrenince rahatlamış.  Haklı tabi, Pahalı güneş gözlükleriyle selfi çekilirken üçyüzotuzüç deyip poz vermek varken ne işleri olur askerlerle makineli tüfek başında poz vermeyle filan...
        Hatay mutfağından mükellef yemeklerle donatılmış sofralara kurulup resimler çektirdiler Afrinde savaşan askerlerimiz görsünde moral bulsun diye. Ne yani Becham ın  yaptığını yaparak askerlerle beraber kahvaltı mı yapsalardı fakir gibi...
        Ama inanın askerler Anadolu çocukları değilde İngiliz olsaydı yaparlardı.
        Felsefe yapayım derken bipolar uçuşmalar yaşayan Hilal Kaplan da ekipte idi. “Diyorlar ki Devlete katil deme . Olur. Seri katil”,  "Türk bayrağı  demeyelim, Demirtaş'ın da dediği gibi sadece Devlet bayrağı diyelim “ “Öcalan yaşatmayı seçti.” gibi müthiş tespitleri olan Hilal Kaplan ın orada ne işi vardı anlamadım. Acaba ordunun Türk bayrağı altında savaşan Türk ordusu olduğunun , Öcalanın eklentileri ile savaşıldığının  farkında değilmi?  Peki seri katil dediği Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Harekat komutanı , bizlerin saygı duyduğu Korgeneral İsmail Metin Temel ile birlikte poz vermesine ne demeli ?
        Nagehan Alçının ekipte olmasına hiç değinmeyeceğim, çünkü bu tezatı ifade edebilecek lügat yok, etik çaresiz kalır.  
       Rüzgara göre şekilden şekile giren bu insanları gördükçe Ayhan Durmuşun şu dizeleri geliyor aklıma;
       “Bir duruşu olmalı insanın, tüm olumsuzluklara rağmen hiç bozulmayan...
        Birey olduğunun bilinciyle sürdürmeli yaşamını, sürülerden uzak durmalı...”
        
        
       2003 yılında Avusturya asıllı Amerikalı ünlü aktör Arnold Schwarzenegger, Amerika'nın Kurtuluş Bayramı 4 Temmuz'u patlamaların devam ettiği Bağdat'ta geçirerek, Terminatör filmindeki final sahnesiyle Amerikan askerlerini selamladı, moral verdi.
      Arnold Schwarzenegger Avusturya asıllı fakat Amerikan olabilmiş, özümsemiş. Öyle ki Amerikanın 4 Temmuz kurtuluş gününde bombanın kurşunun kol gezdiği Bağdata gelmiş ve askerinin yanında olmuş ona moral vermiş. Beckham ise Afganistan da askerlerini ziyareti sırasında yaptığı açıklamada kendisinin İngiliz olmaktan gurur duymasını sağlayan İngiliz askerlerini takdir ettiğini söyledi.
        Bizim moral ve motivasyon grubunda ise Türk olduğu halde kendilerine Türk denilmesinden rahatsızlık duyan  insanlar Türk askerine savaşmaları için moral vermeye gidiyor , enteresan…
       Türkiyemizin terminatörü, kurtlar vadisinin gülü, her bölümde on onbeş adam kesen  Necati şaşmaz  Arnold gibi savaşın ortasına gidip askerlerimize Polat Alemdar pozlarıyla destek vermedi, uzaktan zurna eşliğinde el salladı ama olsun… Hem Arnold 4 Temmuz Amerikanın kurtuluş gününde terminatör pozlarıyla gösteri yapmışta ne olmuş ? Biz de 29 Ekimde kahraman Peşmergeyi topraklarımızdan geçirip Kobaniye taşıyıp onlara moral vermiştik. Bazı çevreler için 29 Ekimde topraklarımızdan silahlarıyla kobaniye geçmeleri hiç önemli olmadı ama geçerken yedikleri lahmacunların parasını bizim ödememiz pek dokundu nedense.
          Yapılan eleştirilere cevap olarak Sayın İbrahim Kalın açıklamalarda bulunmuş. “1915’te Çanakkale zaferinden birkaç ay sonra Mehmet Emin Yurdakul, Ahmet Ağaoğlu, Ömer Seyfettin gibi dönemin önde gelen yazarlarının  davet üzerine Çanakkale’ye gitmiş olduklarını. Ayrıca İstiklal Harbi sürecinde Mustafa Kemal Atatürk’ün kendisinin sanatçılar ile temas içinde olduğunu bildiklerini söylemiş.
        Sayın Kalının tespitleri doğru fakat karşılaştırma hakkaniyetli değil. Çanakkale ye giden yazarlarla Hataya giden heyettekileri karşılaştıramazsınız. Ağaoğlu, Yurdakul ve Seyfettinle sahnede atlayıp zıplamayı sanat zanneden, kendi köşelerinde rüzgara göre yazı yazan insanları aynı kefeye koyamazsınız. Ayrıca Atatürkün önüne sanatçı diye bu insanlar çıkarılsaydı sanıyorum çıkarılanlara bir şey söylemezdi ama çıkaranların ağzına kürekle vururdu herhalde. Lütfen kıyaslamayı hakkaniyetli yapalım.
         Bence aktivitenin en flaş elemanı arkadan Genelkurmay Başkanının tepesine çıkıp selfi yapan asker. Özgüven patlamasımı, dejenerasyonun resmimi, imaj çöküntüsünün sonucumu anlayamadım.
       Bizim ordunun en büyük gücü disiplinidir. Savaşma gücünü disiplininden alır. Bu selfi disiplin kaybının resmidir. Bu resim beni ve benim gibi düşünenleri çok üzdü, ama eminim Yunan savunma bakanını çok sevindirmiştir.
       

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.