• BIST 107.529
  • Altın 270,938
  • Dolar 5,7121
  • Euro 6,3247
  • Trabzon 14 °C

Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun

Turhan EYÜBOĞLU

  Bana göre rakı masasında, dinlenince bir anda dertlenip, hızlı içim safhasına geçirten, kadehlerin arka arkaya gelmesine sebep olan bir şarkıdır. Bazen aklıma "Bizim, şarkıları dinlediğimiz gibi, şarkılar da bizi dinliyor olsaydı gerçekleşebilecek eylem ne olurdu?" diye geliyor. Bu şarkı:

  "Dur kardeşim, ne yapıyorsun? Benim anlattığımla senin anladığın şey bir değil, şaşırma!" der miydi acaba diye de düşündüm! Bu şarkı hele bir fasıl akşamının sonuna doğru dinlenirse geceye noktayı koyduracak şarkılardan biridir diye düşünüyorum.

  Annem, Zekai Tunca’dan dinler, onunla beraber söylerdi. Ben de canlı olarak Fadıl Yoloğlu’ndan dinlemeyi çok istediğim şarkılardan birisidir. İstek yapacaksam ilk bu şarkıyı isterdim Fadıl’dan. Bana göre harika söylüyor bu şarkıyı! Siz ondan dinlediniz mi bilmiyorum.

  Neyse, ben fazla uzatmadan bu şarkının hikayesine geçeyim. Şairimiz uzun dönem çalıştıktan sonra emekli olmuştu. Karısını çok severdi. Şarkılar üzerinden birbirleriyle haberleşebilirlerdi. Ortak çok şarkıları vardı ve çok da anıları birikmişti. Ne zaman bir şarkı dinleseler onun onlarda bıraktığı izi her ikisi de içinde hissederlerdi.

  Şair, 1989 yılının yaz aylarında eşiyle bir nedenle tartışmış ve çok üzülmüştü. O gün hava çok güzeldi; yazlıkta olmalarından ötürü tartışma sonucu evin verandasına çıkmış, eşi ise salonda kalmıştı. Verandadan salon tamamen göründüğü için oturduğu yerden eşini izleyebiliyordu.

  Şair, tartışma sonucu kendi kendine düşünüyor ve bu arada eşinin hareketlerini de oturduğu yerden izliyordu. Kırılan gönüller daha bir hassas oluyordu ve eşinin tüm mimiklerini, yaptığı hareketleri takip ediyor, içi sıkılıyor, gönlü daralıyordu.

  Fakat karısının yüzünün şekline şemaline bakmaktan da kendini alamıyordu. Bu hareketler, şairin beynindeki kelime hazinesinin kapağını açmış gibi kelimeler kafasında dolaşmaya başlamıştı. Kelimeler yüreğine doğru yolculuğa başlamış, birbirlerini itercesine sıralanmak istiyor; ancak bir türlü sıralanmıyorlardı.

  İçinden "Çoktan unuturdum, ben seni çoktan!" diye geçiriyordu ki komşu evin plağından gelen şarkının sesiyle karısıyla olan bir anısını hatırlamış, o anıya dalıp gitmişti şair. İçinden "Ah bu şarkıların gözü kör olsun!" diye geçirince yüreğine doğru yolculuğa başlamış olan kelimeler az da olsa birbirlerini itmekten vazgeçmiş, bir asker disipliniyle sıralanmaya başlamışlardı.

  Eşiyle yaşadığı onca yıllık hayatın anıları gözünün önünden birer film şeridi gibi geçiyor, birlikte dinleyip keyif aldıkları, tadına vardıkları duygusal şarkılar kafasının içinde sahne alıyordu.

  Karısıyla duygu buluşmasını yakaladığı o şarkıların, sevgilerinin harcını kardığını ve onları birbirlerine daha çok yakınlaştırdığını fark etmişti. Her küstüğünde o şarkıların bir araya geldiğini fark etmiş, şarkıların, sevgisini, hüznünü ve küskünlüğünü açıkça ortaya döktüğünü kırk beş yıllık evliliği boyunca öğrenmişti.

  Verandada muhakkak bir defter ve kalem bulundururdu. Oturduğu yerden uzanıp defteri ve kalemi aldı. Oradan izlediği karısının çizdiği portrenin başka bir portresiyle ona seslenmek istediği için yüreğinde sıraya girmeye çalışan mısraları düşündü.

  Oturduğu yerden başını evin önünde bulunan masmavi denize doğru çevirdi. Kalabalık bir martı sürüsü uçuyordu. Onlara uzun uzun baktı. İçinden "Nasıl oluyor da o kanat uzunluğuyla kanatları birbirlerine hiç değmiyor!" diye geçirdi ve yüreğindeki mısraları bir martı sürüsünün ahenkli uçuşu gibi onları birbirine değdirmeden sıralamaya başladı.

Şair Şahin Çandır’ın güftesi oluşmuştu kafasında artık! Defterden bir beyaz sayfa açtı ve yazmaya başladı.

Öyle dudak büküp, hor gözle bakma
Bırak küçük dağlar yerinde dursun
Çoktan unuturdum ben seni çoktan
Ah bu şarkıların gözü kör olsun

Güzelsen, güzelsin yok mu benzerin
Goncadır ilk hali bütün güllerin
Aklımda kalmazdı yüzün ellerin
Ah bu şarkıların gözü kör olsun

Bir gülüşün var ki kaş çatar gibi
En sıcak sözlerin azarlar gibi
Hiç bağlanır mıydım çocuklar gibi
Ah bu şarkıların gözü kör olsun

Sonunda tuz bastın gönül yarama
Nice dağlar koydun, nice arama
Seni terk edip de gitmek var ama
Ah bu şarkıların gözü kör olsun

Üstad Şahin Çandır bu güftesi meşhur olduktan sonra bakın bu şarkı için neler söylemiş:

"Şarkılarla, duygular coşarlarken küs sevgililer, aşıklar belki de yine sitem dolu bir şarkıda bir araya gelecektir. Nitekim, birçok sevgilinin sevgiliye özlemini şarkılarla dile getirdiğini, beni ve eşim Ayten'i de hep o dillere düşmüş şarkıların bir araya getirdiğini ve müşterek şarkılarımızın bizi bizle buluşturduğunu, dargınlıklarımızı yok ettiğini her birimiz az çok yaşamışızdır. O güzel şarkılar olmasa ve duygularımıza tercüman olmasalar birbirimizi kolayca affedebilir miydik sanki? Şarkılar bizi bizle buluşturmaya, sevgililerin barışmasına da vesile olmaya devam edecektir."

Üstadım, ellerinden öper, saygılar sunarım.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.