• BIST 93.297
  • Altın 209,323
  • Dolar 5,3620
  • Euro 6,0658
  • Trabzon 12 °C

Ahmet Uğur Zihni Kıbrıs’ta!

Yer KULAK

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, DP genel başkanı olduğu dönemde AKP’ye ve Recep Tayip Erdoğan’a yönelik sert eleştirilerde bulunurdu. Soylu, DP genel başkanı olarak Trabzon’a geldiğinde yanında Süleyman Aydoğdu, Ahmet Uğur Zihni eksik olmazdı. Soylu, konuşmadan önce Ahmet Uğur mikrofonu eline alır bir iki cümle söyler sonra sahneye Süleyman Aydoğdu çıkardı. Ahmet Uğur Zihni, geçenlerde Kıbrıs’a gitti. Kıbrıs’ı bir baştan bir başa gezen Zihni, türbe ve camileri de ziyaret etti. Dün, Ahmet Uğur Zihni ile birlikte geçmişte siyaset yapan bir isim, ‘Bizim doktor geçmişte cami, türbe önünde çektirdiği fotoğrafları paylaşmazdı. AKP’de yönetici olduktan sonra namaza başladı, camilerin önünde çektirdiği fotoğrafları sosyal medyada paylaşır oldu’ dedi.  Ahmet Uğur Zihni, cami önünde çektirdiği fotoğrafları değil Kıbrıs’ta ziyaret ettiği Namık Kemal Zindanı’nın görüntüsünü yayınladı. 
Ayrıca, Ahmet namazında niyazında bir kardeşimiz, cami içinde de türbe kapısında da fotoğraf yayınlayabilir.

ahmet-ugur-zihni-(1)-001.jpgahmet-ugur-zihni-(2)-001.jpg

Fasulye mi fındık mı?

Eskiden fındık fiyatını Fiskobirlik aracılığıyla hükümetler belirlerdi. Fiskobirlik devre dışı bırakıldıktan sonra fındık fiyatının belirlenmesinde az da olsa TMO etkili olmaya başladı. Aslında TMO’nun açıkladığı fiyat ile ihracatçının belirlediği fiyat arasında pek de fark yok. Hatta ihracatçının fiyatı çoğu zaman daha fazla!
Ortahisar Uğurlu ve Karakaya Mahalleleri ortaokulunun eski müdürlerinden Orhan Kurt, görevden alındıktan bir süre sonra emekli oldu. Orhan Kurt emekli olduktan sonra iki dönümlük fındık bahçesini söktürdü ve fasulye, mısır, patates ve sebze üretmeye başladı. Kurt, ‘İki dönüm yerden 300 kilo fındık alırdım. Yevmiyeyi, bakımını hesapladığımda bana beş kuruş kalmıyordu. Sökülen fındıklıkta ürettiğim sebzeden üç kat daha fazla para kazanıyorum. Yarım dönümlük alanda 200 kilo tane fasulye yaptım. Sonra aynı yere güz fasulyesi diktim. Birkaç dönümlük fındık bahçesi olanlara tavsiyem sökmeleri ziraat yapmalarıdır’ dedi. 

findik-004.jpg

Tarım toprağı ve Ziraat Mühendisleri

Trabzon Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Cemil Pehlivan, tarım toprağının denize dökülmesini eleştirdi ve ‘Tarım toprakları binlerce yılda oluşuyor. Tarım topraklarını korumamız ve bu toprakları atıl durumdaki Islah projelerinde kullanmamız gerekir’ dedi.

tarim-topragi.jpg
Tarım topraklarından önce aslında tarım alanlarının korunması gerekir. Ne yazık ki son yarım yüzyılda yalnız Trabzon’da değil tüm şehir ve ilçelerde tarım arazileri imara açıldı. Tarım arazilerinde ve diğer yerleşim bölgelerinde yapılan inşaatların hafriyatları için döküm alanları gerekir. Artık bu devirde istisnalar dışında arazi sahipleri, arazilerine toprak dökülmesini istemiyor. Zaten bölgedeki arazilerin büyük bir bölümü eğimli olduğu için buralara da hafriyat dökülemiyor.  İnşaat hafriyatı belediyelerin belirlediği dolgu alanlarına ücret ödenerek dökülüyor.  Ziraat Mühendisleri Odası ve mensupları, tarım toprağına gösterdikleri bu ilgiyi tarım alanlarına ve üretime gösterseler,  Trabzon ziraatına daha fazla katkı yaparlar diye düşünüyoruz.

************

Trabzon artık deniz şehri değil, sadece deniz gören bir şehir oldu. Trabzon, özelliğini ve güzelliğini kaybetti. Ve şimdi; yüzüne kezzap atılmış güzel bir kadının acısını yaşıyor bu şehir. Bu acıyı hissedebilenler elbette güzel olan insanlar. Kötüler acı hissetmezler... Sartre “Hepimiz suçluyuz!” derken sanki bu sözü Trabzon için de söylemiş. 
Evet hepimiz bir parça suçluyuz bu konuda. Coğrafyanın sunduğu bu nimeti yok etmek de bu şehrin ve bu ülkenin yöneticilerine düştü. Oysa denizin kıyısında olmak Trabzon’u Trabzon yapan en önemli nitelikti. Şimdi nitelikleri azalmış bir şehir durumuna düştü Trabzon. Olan oldu, ileriye bakalım demek; bundan sonra olacak olanlara da aynı mantıkla yaklaşmak demek.
“Bundan sonra olmasın” demek daha iyi bir tavır olacaktır. İnsanların, o şehirde yaşayanların görüşleri alınmadan tepeden gelen dayatmalarla “ben yaptım oldu”larla, “bu ülkeye komünizm lâzımsa onu da biz getiririz”lerle, hani o hep karşı çıkılan “Kemalist yukardan gelen dayatmaların” bin misliyle, kendi kimliğini kaybeden bir şehir halini aldı. Sanırım birileri bu esere bakıp gene “ben yaptım oldu” deyip övünüyordur. Yazılar eskiyor sorunlar daha da büyüyor ne yazık ki...  
(Sinan Öztürk)

******************

Gürcistan sınırına yakın Muratlı Camii. Yüzyıl önce etrafında var olan Müslümanların canlı evreni neredeyse tümüyle göçmüş. Bir ikindi vakti camiye girdiğimizde içeride imam dâhil kişilik bir cemaat vardı. Sanki onlar ayrı bir evrende caminin hemen karşısındaki kahvede pinekleyenler bambaşka bir evrendeydiler. İmamın anlattığına göre Çar’ın askerleri bu köyü işgal ettiğinde caminin sanat değeri olan birçok şeyi Rusya’ya götürmüşler. Köylüler daha fazlasının alınmasına müsaade etmemişler. Rusların Of’u işgal yıllarını konu edinen bir kitapta okuduğum kadarıyla Ruslar Çaykara’nın Şur köyünde tıpkı Muratlı Camii gibi bir camiyi ateşe verdiler. O zamanlar bir yerdeki camii hayatın merkeziydi; her kritik şeyin başladığı ve nihayete erdirildiği merkezdi. Köylerdeki amme işleriyle ilgili kararlar alan ihtiyar heyetleri bulunurdu. Muratlı camii o göçmüş evrenden geriye kalmış çaplı bir yapı. Diğer bir yönüyle Çarlık Rusya’sına karşı sınıra yakın bir köyde her şeye rağmen varlığını koruyabilmiş manevi bir karakol. Ama bu güzel yapının sadece üç dört neferi kalmış. Diğerleri ise körler ülkesinde sağır ve dilsizler. 
(Metin Kondel)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.