• BIST 105.101
  • Altın 147,354
  • Dolar 3,4874
  • Euro 4,1874
  • Trabzon 25 °C

AK Parti Kazandı, AKP Kaybetti!

AK Parti Kazandı, AKP Kaybetti!
Günümüzde algı kavramının önemi yadsınamaz.

Şüphesiz ki her kimlik kendini tanımlamış olduğu özellikleri ile anılmak ve bu şekilde bilinmek ister. Ancak son dönemde özellikle politikada yaşanmakta olan rekabet ve hırs, her konuda olduğu gibi kimlik sınırlarını da yıkmakta, herkes kendisine karşı görüşte olanları kendi koyduğu sıfatlar ile ifade etme yolunu seçmektedir.

 

Günümüzde “AK Parti” ve “AKP” tanımlarının taşıdığı anlam hemen herkesin zihninde belirli bir imajın doğmasına neden olmaktadır. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuralına uygun olan AKP kısaltmasını bu parti taraftarları ve bizatihi Başbakan, büyük bir tepki ile reddetmekte ve bu kısaltmayı kullananları partiyi küçümsemekle suçlamaktadırlar. Öte yandan “AK Parti” tanımı, partiye gönül veren insanlar tarafından memnuniyetle ve heyecanla kullanılmaktadır.

 

Bu ayrışma, Adalet ve Kalkınma Partisi’ni ne olduğundan daha ileriye götürmekte ne de geri düşürmektedir. Buna rağmen algı yönetimi uzmanlarının da önerisi ile AK Parti kısaltması büyük bir ısrarla kullanılarak yerleşik bir hal almıştır. Hatta partinin gerçek adının belirli bir kesim tarafından unutulmakta olduğunu bile söylemek mümkündür.

 

Seçim sürecinde yaşanmış olan yoğun propaganda ortamında, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarda olmanın da vermiş olduğu avantajı kullanarak seçmen kitleleri üzerinde belirli ölçüde etkili olmayı başarmıştır. Sembolik bir anlatımla ifade etmek gerekirse; AK Parti’li olmak, ülkede otoyol yapmak, şehir hastaneleri inşa etmek, TOKİ ile kentleşmek, sağlıkta dönüşmek, her kente üniversite açmış olmak, üçüncü köprüyü yapmak, dünyanın sayılı büyüklükte bir havaalanı inşa etmek anlamına gelmektedir. AK Parti’li olmak, dünyaya kafa tutmak, evde yaşlı bakımına destek olmak, inançlı olmak, Kürt açılımı, ortalama 11000 dolar ulusal gelire sahip olmak, HES yapmak, çimento fabrikası yapmak, kumanya paketi/para dağıtmak demektir. İktidarı AK Parti diye tanımlamak, yargıyı düzenlemek, askeri sindirmek, üniversiteyi disiplin altına almak demektir.

 

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ülkede yürütmekte olduğu politikaları onaylamayan, ülkenin geleceği adına kaygı duyan kitleler için tepki vermenin en kısa yolu ise “AKP” tanımını kullanmaktır. Ağzından AKP sıfatı çıkan bir kişi için siyasi duruş ve kimlik çok net olarak belli demektir. Adalet ve Kalkınma Partisi’ni AKP diye niteleyen kişi için; ülkede yolsuzluk, rüşvet ve talan devletin en üst katına kadar çıkmış demektir. AKP’li olmak, yatırımları yandaş yararına yapmak, medya patronlarından havuza para aktarmak, çevreyi talan etmek, “Taksim Meydanı”nı beton cehennemine çevirmek, gelir dağılımında uçurum yaratmak, inançlar üzerinden siyaset yapmak demektir. AKP’li olmak demek, üç yardımcı doçentle bölüm açmak, gençleri üniversitede oyalamak, yargıçları telefonla tehdit etmek, orduya kumpas, sağlıkta gizli sömürü, taşeronluk sistemi demektir. En önemlisi; AKP demek, ülkenin birliğinin ve bütünlüğünün emperyalist politikalara elverişli hale gelmesi demektir.

 

Geçirdiğimiz yerel seçimlerde AK Parti ve AKP arasındaki bu mücadeleyi bu ülkede muhalefetin de basiretsizliği ile maalesef bizlere yaşattılar. Aslında söylemek istediğim; bizler, farklı siyasi partiler ve bu partilerin politikaları arasında bir yarış falan izlemedik. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kendi minderinde AK Parti ile AKP arasında yapılan güreşi izledik. Doğal olarak sonucu zaten başından belli olan bu mücadeleyi de yine iktidarın kendisi kazanmıştır. Halk; AK Parti sıfatı altında sunulan politikaları, muhalefetin AKP sıfatı altında eleştirmekte olduğu aynı politikalara tercih etmiştir. Oysaki böyle mi olmalıydı…

 

Muhalefetin “AKP küçümsemesine” sıkışmak yerine kent yönetimleri adına ortaya koyabileceği 5 temel slogan ve bunu zengin bir içerikle destekleyen sağlam bir politik söylem çok daha etkili olabilirdi. İzmir Seferihisar’ın efsanevi başkanı Tunç Soyer’in yerleştirmeye çalıştığı “Citta Slow-Yavaş Kent” modeli, yaşayan bir örnek olarak muhalefet tarafından önemli bir koz olarak kullanılabilirdi. Ama kim bilir koskoca muhalefet nasıl ince hesaplara kurban edildi. Ben kısmen biliyorum da iş işten geçti maalesef…

 

* * *

 

Bu köşe aracılığı ile seçim öncesinde de belirtmiş olduğum gibi bazı sahte partililere tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum; aslında ömrüm boyunca içselleştirmiş olduğum siyasi duruşumun, seçim öncesinde kısa bir süreliğine olan dışavurumundan hiç kimsenin rahatsız olmasına gerek yoktur. Kendi sayfamdan da ifade etmiş olduğum gibi: “…Ben o "defteri" kapattım. Kurtlar sofrasında yokum. Kurduğunuz tuzaklara da hiçbir zaman düşmeyeceğim.
Benim yolum; dürüstlük, samimiyet ve mertlik yoludur…”

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Güler misin Ağlar mısın?18 Eylül 2017 Pazartesi 18:05
  • Ders zili çaldı, ilk ders: sağlıklı beslenmeyi öğrenmek18 Eylül 2017 Pazartesi 12:55
  • KORKMA, Öğretmenim Atatürk’ü anlat18 Eylül 2017 Pazartesi 12:26
  • SIBYAN MEKTEBİ18 Eylül 2017 Pazartesi 11:44
  • Reina'nın Yıkımı Havadan Görüntülendi18 Eylül 2017 Pazartesi 11:31
  • 4 ile sağanak yağış uyarısı!16 Eylül 2017 Cumartesi 15:52
  • ÖLÜMSÜZ OLMAK14 Eylül 2017 Perşembe 11:35
  • FİGÜRAN14 Eylül 2017 Perşembe 11:26
  • 1 dolar itirafı13 Eylül 2017 Çarşamba 18:13
  • "KPSS yetmez AK Parti Seçme Sınavına da girmen gerek"13 Eylül 2017 Çarşamba 18:04
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.