• BIST 95.852
  • Altın 189,011
  • Dolar 4,6622
  • Euro 5,4311
  • Trabzon 23 °C

AK Parti Kazandı, AKP Kaybetti!

AK Parti Kazandı, AKP Kaybetti!
Günümüzde algı kavramının önemi yadsınamaz.

Şüphesiz ki her kimlik kendini tanımlamış olduğu özellikleri ile anılmak ve bu şekilde bilinmek ister. Ancak son dönemde özellikle politikada yaşanmakta olan rekabet ve hırs, her konuda olduğu gibi kimlik sınırlarını da yıkmakta, herkes kendisine karşı görüşte olanları kendi koyduğu sıfatlar ile ifade etme yolunu seçmektedir.

 

Günümüzde “AK Parti” ve “AKP” tanımlarının taşıdığı anlam hemen herkesin zihninde belirli bir imajın doğmasına neden olmaktadır. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuralına uygun olan AKP kısaltmasını bu parti taraftarları ve bizatihi Başbakan, büyük bir tepki ile reddetmekte ve bu kısaltmayı kullananları partiyi küçümsemekle suçlamaktadırlar. Öte yandan “AK Parti” tanımı, partiye gönül veren insanlar tarafından memnuniyetle ve heyecanla kullanılmaktadır.

 

Bu ayrışma, Adalet ve Kalkınma Partisi’ni ne olduğundan daha ileriye götürmekte ne de geri düşürmektedir. Buna rağmen algı yönetimi uzmanlarının da önerisi ile AK Parti kısaltması büyük bir ısrarla kullanılarak yerleşik bir hal almıştır. Hatta partinin gerçek adının belirli bir kesim tarafından unutulmakta olduğunu bile söylemek mümkündür.

 

Seçim sürecinde yaşanmış olan yoğun propaganda ortamında, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarda olmanın da vermiş olduğu avantajı kullanarak seçmen kitleleri üzerinde belirli ölçüde etkili olmayı başarmıştır. Sembolik bir anlatımla ifade etmek gerekirse; AK Parti’li olmak, ülkede otoyol yapmak, şehir hastaneleri inşa etmek, TOKİ ile kentleşmek, sağlıkta dönüşmek, her kente üniversite açmış olmak, üçüncü köprüyü yapmak, dünyanın sayılı büyüklükte bir havaalanı inşa etmek anlamına gelmektedir. AK Parti’li olmak, dünyaya kafa tutmak, evde yaşlı bakımına destek olmak, inançlı olmak, Kürt açılımı, ortalama 11000 dolar ulusal gelire sahip olmak, HES yapmak, çimento fabrikası yapmak, kumanya paketi/para dağıtmak demektir. İktidarı AK Parti diye tanımlamak, yargıyı düzenlemek, askeri sindirmek, üniversiteyi disiplin altına almak demektir.

 

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ülkede yürütmekte olduğu politikaları onaylamayan, ülkenin geleceği adına kaygı duyan kitleler için tepki vermenin en kısa yolu ise “AKP” tanımını kullanmaktır. Ağzından AKP sıfatı çıkan bir kişi için siyasi duruş ve kimlik çok net olarak belli demektir. Adalet ve Kalkınma Partisi’ni AKP diye niteleyen kişi için; ülkede yolsuzluk, rüşvet ve talan devletin en üst katına kadar çıkmış demektir. AKP’li olmak, yatırımları yandaş yararına yapmak, medya patronlarından havuza para aktarmak, çevreyi talan etmek, “Taksim Meydanı”nı beton cehennemine çevirmek, gelir dağılımında uçurum yaratmak, inançlar üzerinden siyaset yapmak demektir. AKP’li olmak demek, üç yardımcı doçentle bölüm açmak, gençleri üniversitede oyalamak, yargıçları telefonla tehdit etmek, orduya kumpas, sağlıkta gizli sömürü, taşeronluk sistemi demektir. En önemlisi; AKP demek, ülkenin birliğinin ve bütünlüğünün emperyalist politikalara elverişli hale gelmesi demektir.

 

Geçirdiğimiz yerel seçimlerde AK Parti ve AKP arasındaki bu mücadeleyi bu ülkede muhalefetin de basiretsizliği ile maalesef bizlere yaşattılar. Aslında söylemek istediğim; bizler, farklı siyasi partiler ve bu partilerin politikaları arasında bir yarış falan izlemedik. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kendi minderinde AK Parti ile AKP arasında yapılan güreşi izledik. Doğal olarak sonucu zaten başından belli olan bu mücadeleyi de yine iktidarın kendisi kazanmıştır. Halk; AK Parti sıfatı altında sunulan politikaları, muhalefetin AKP sıfatı altında eleştirmekte olduğu aynı politikalara tercih etmiştir. Oysaki böyle mi olmalıydı…

 

Muhalefetin “AKP küçümsemesine” sıkışmak yerine kent yönetimleri adına ortaya koyabileceği 5 temel slogan ve bunu zengin bir içerikle destekleyen sağlam bir politik söylem çok daha etkili olabilirdi. İzmir Seferihisar’ın efsanevi başkanı Tunç Soyer’in yerleştirmeye çalıştığı “Citta Slow-Yavaş Kent” modeli, yaşayan bir örnek olarak muhalefet tarafından önemli bir koz olarak kullanılabilirdi. Ama kim bilir koskoca muhalefet nasıl ince hesaplara kurban edildi. Ben kısmen biliyorum da iş işten geçti maalesef…

 

* * *

 

Bu köşe aracılığı ile seçim öncesinde de belirtmiş olduğum gibi bazı sahte partililere tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum; aslında ömrüm boyunca içselleştirmiş olduğum siyasi duruşumun, seçim öncesinde kısa bir süreliğine olan dışavurumundan hiç kimsenin rahatsız olmasına gerek yoktur. Kendi sayfamdan da ifade etmiş olduğum gibi: “…Ben o "defteri" kapattım. Kurtlar sofrasında yokum. Kurduğunuz tuzaklara da hiçbir zaman düşmeyeceğim.
Benim yolum; dürüstlük, samimiyet ve mertlik yoludur…”

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Tüzüklerin Efendisi!21 Haziran 2018 Perşembe 11:40
  • Ankara’da sağanak20 Haziran 2018 Çarşamba 18:18
  • O Yunan Askerlerle ilgili karar19 Haziran 2018 Salı 17:49
  • Büyük şok yaşadılar19 Haziran 2018 Salı 17:48
  • Tırı gelin arabası yaptılar19 Haziran 2018 Salı 16:37
  • Şehit Uzman Çavuş Baştan'ın Son Mesajı Yürek Burktu19 Haziran 2018 Salı 12:45
  • İçin İçin Yanıyor Yanıyor Bu Gönlüm19 Haziran 2018 Salı 11:53
  • Herşey bir dakikada oldu18 Haziran 2018 Pazartesi 13:12
  • Yavru köpeğin ölümüne neden olan kepçe operatörü tutuklandı18 Haziran 2018 Pazartesi 12:59
  • Bir vahşet haberi daha16 Haziran 2018 Cumartesi 14:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.