• BIST 110.477
  • Altın 275,921
  • Dolar 5,8011
  • Euro 6,4759
  • Trabzon 20 °C

Akçaabat’ın kaderi!

Yer KULAK

v-003.jpg  Trabzon’un bir dönemler en renkli ve en güzel beldelerinden biri Akçaabat idi. Bu güzel belde, geçmişte tütün beldesi olarak da bilinirdi. Yıllar önce Trabzon’da tütün denilince Akçaabat denirdi. Akçaabat, yine yıllar önce Trabzon’da yemek kültürünün merkezi idi. Son yıllarda Akçaabat’ta yöresel yemeğin yerini köfte aldı. Akçaabat, bahçeli konaklarıyla, evleriyle, zeytinlikleriyle ve kumsalı ile öne çıkan bir ilçe idi. Kısacası Akçaabat farklı bir ilçe idi.
İşte bu güzel ilçe, 1960’lardan bugüne tarumar edildi.
Akçaabat’ın yetiştirdiği değerlerden biri olan Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu, Yıldızlı, Söğütlü ve Akçaabat’tan deniz dolgu ile yapılacak olan yeni sahil yolu hakkında ilginç bir paylaşımda bulundu.
Dr. Ustaoğlu şöyle dedi;
‘Dayım derdi ki “yol çamurlu ise en az çamur neredeyse oradan yürü”. Ya bataklıksa!
Akçaabat sahil yolu geçişi bataklık oldu. Az çamurlu yol yok. Sahilden dolgu yolu yapılması bataklıktan çıkmanın en kolay en çabuk yolu. Bence yapılmalı. Sahili koruyalım diyenlere Akçaabat’ın en çok kullanılan dinlenme alanının dolgu alanı olduğunu hatırlatırım. Akçaabat merkezinin at arabasına göre yapılmış yollarının çevresinde altı katlı binalarını, altmış cm’lik kaldırımlarını, hamam çimeni ve çevresinin yok edilişini, dünyada çok az yerde bulunan granit siyah kumlarını, zeytinliklerini de hatırlatırım!
Sevgili kardeşim Hayrullah Ertem’in toplantısına katılmak istemiştim. Ama o nostalji toplantısında acı gerçekleri hatırlatmak istemedim. Dürbinar mahallesinde 3600 metrekarelik dede yerimizin içine üç yol sığdıran planlı geçişin Akçaabat’a ne kazandırdığını gördük. Bitişik 110 metrekarelik arsaya yapılan çift daire beş katlı ucube binaya baktıkça içim parçalanıyor. Beldemizi çirkinleştiren belde halkının kişisel hırsları ve onlara izin veren kamu görevlileridir.
Sahil yolu kişisel hırslarımızla katlettiğimiz Akçaabat’a ne zarar verecek? Bence dolgu yolu acilen ve behemahal yapılmalıdır. Timsah gözyaşlarının gereği yoktur. Yomra-Akçaabat arası raylı sistem, güney çevre yolu, güney çevreyoluna Akçaabat’ı sahile dik yollarla bağlayan bağlantı yolları da yapılmalıdır.
Son söz; maktulün başında en çok ağlayan katil olabilir!”
                                                        *****
akcaabat-2-001.jpgUstaoğlu, ‘Kişisel hırslarımızla katlettiğimiz Akçaabat’a ne zarar verecek’ diye soruyor ve ‘Bence dolgu yolu acilen behemehal yapılmalıdır’ diyor ve yazısını ‘Maktulün başında en çok ağlayan katil olabilir’ diye sonlandırıyor.
Haydar Hoca, her ne kadar mafyatik bir ifade kullanmış olsa da aslında gerçekleri dile getiriyor. 
                                               ******
Akçaabat’ta olaya Ustaoğlu gibi yaklaşan epey insan var. 
Bu isimlerden biri Ali Türen Öztürk’tür. Öztürk, “Tünel geçiş olmadıktan sonra başka yapacak bir şey yok” diyor. 
Yıldızlı-Akçaabat çıkışı arasında deniz dolgu ile yapılması planlan yol, bize göre yanlıştır.
Akçaabat içinden geçen yol, kumsal doldurularak yapılmış. Her ne kadar yoldan sonra dolgu yapılmış olsa da mevcut yolla birlikte Akçaabat’ın denizle ilişiği kesilmişti. 
Yeni yapılacak yolla da, Yıldızlı ve Söğütlü’nün denizle ilişiği kesilmiş olacak. 
Yarın, Akçaabat Rahman camisinin batı bölgesinde yine trafik yoğunluğu yaşanacak. Çünkü şehirlerarası yol aynı zamanda şehir içi yol olarak kullanılıyor.
Sahildeki trafik yoğunluğunu sıfıra indirmek için aslında yapılması gereken iş, çevre yoludur. Beşikdüzü-Of arasında 70 km.’si tünel geçişli 77 km.’lik çevre yolu, yalnız Akçaabat’ın, Ortahisar’ın değil tüm Trabzon’un sahildeki yerleşim yerlerinin trafik sorununu kökünden çözer. 
  Tünel geçişli çevre yolunun ilk adımı, Darıca-Sera gölü kuzeyi arasında yapılacak bir tünel yol ile atılabilir. Tünel’in Galanima çıkışında viyadükle sahile ve güneye bağlantı yapılır.  Tünel geçişli yol, deniz dolgusu ile yapılacak yoldan daha pahalı olabilir. Ancak, her yönüyle daha avantajlı ve bölge için daha yararlı olduğunu söyleyebiliriz.

                                              **********

metin-kondel-005.jpg  Sovyetler Birliği 1979 yılında Afganistan'ı işgal ettiğinde de bugün Suriye'de yaşananlara benzer bir savaş yaşanmıştı. Afganlı Mücahitler Sovyetlere karşı yaptıkları savaşı kazandılar ama içerideki siyasal çekişmeler yüzünden hem kendilerini hem de Afganistan'ı bitirdiler. Amerika o savaşta Afganlı mücahitlere silah yardımı yaptı. Hatta Hollywood Afganistan'a verilen o askeri destek için Sylvester Stallone'nin başrolünde oynadığı meşhur Rambo III filmini çekti. Amerika Afganistan'daki gruplara silah yardımını kesince onlar savaşı finanse etmek için uyuşturucu işine girdiler. O uyuşturucunun İran - Türkiye - Avrupa hattı da PKK terör örgütünü iyice büyüttü.
  Amerika o savaşla sadece Sovyetler Birliğini çökertmedi, uluslar arsası alanda kullanabileceği Taliban adlı bir radikal İslamcı örgüt türetti. O örgütten ise daha sonra Irak'ı işgal etmek için bir bahane üreteceği El Kaide'yi kurdu. 11 Eylül 2001'de New York'taki İkiz Kulelere düzenlenen saldırıdan El Kaide örgütü sorumlu tutuldu. Ve Irak'ı yöneten Saddam Hüseyin'in El Kaide'yle bağlantısı olduğu gerekçesiyle de Irak işgal edildi. Bütün bu klişe şeyleri tekrarlamamdaki amaç dünya ölçeğinde olup biten şeylerde hiçbir şeyin yeni başlamadığını sadece bir önceki en baskın faktörden türetildiğini hatırlatmak. İşte Amerika'nın Afganistan'daki Mücahitlerden türettiği ve hatta bir ara iktidara bile getirdiği Taliban'dan El Kaide'yi türetti. El Kaide'den ise Suriye'de mini bir dünya savaşı çıkartmak için IŞİD'i türetti. Sonra onun başına Amerika'nın Irak'ta önce tutuklayıp sonra serbest bıraktığı Bağdadi adlı birini getirdiler. Benim asıl dikkatimi çeken şey Suriye'de kanlı eylemleriyle dikkat çeken IŞİD'e daha sonra Türk medyasında DEAŞ denilmesini emreden bay en başkanın bu işlerdeki görünmez muktedirliği. Usame Bin Ladin öldürüldü. Eymen Ez Zevahiri öldü mü, bilinmiyor. Trump'ın dünkü açıklamasına göre IŞİD lideri Ebubekir El Bağdadi öldürüldü. Darısı onların şeker babalarının ve isim babalarının başına!  (Metin Kondel)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.