• BIST 110.115
  • Altın 272,462
  • Dolar 5,7673
  • Euro 6,4129
  • Trabzon 13 °C

AKIL TUTULMASI

Turhan EYÜBOĞLU

   Şu sıralar sanırım akla gelen ağır sözleri yumuşatmak için kullanılması gereken güzel bir başlık! Bilim ve irfan ile insanların arasına karanlık bulutların girdiği zamanlardır akıl tutulması!

   Bende çok olur örneğin! Sizde olur mu bilemem! Bilgisayarda yazmaya başladığımda elektrik kesilince ilk refleksimin "Bari televizyon izleyeyim!" olması durumudur akıl tutulması!

  Ha, bu arada akıl tutulması, aklı kaybetmekle aynı şey değildir! Akıl tutulması, inandığı şeyi savunurken kişinin tavırlarının bizzat inandığı düşünceye zarar veren bir hale gelmesi halidir. Şimdi gelelim asıl konuya!

  Gördüğüm manzara beni çok etkiledi. Dünyanın bir başka yerinde böyle bir şey olacağı aklımın ucundan bile geçmez. Anaları anlıyorum; evlat hasretini ve kandırılmışlığını feryat etmek için bir yer arıyorlar. Ne yapsınlar? Çaresizlik içindeler; ancak bu çare arama yeri hükümetin ısrarla terörist dediği bir partinin merdivenleri midir?

  Ya bunlara eşlik eden hükümetin bakanına ne demeli? "Akıl tutulması yaşanıyor!" diye içimden geçiriyorum. Bunun başka bir izahını bulamıyorum.

  Evlatlarını arayan anaların yanında devletin bakanı onlarla birlikte terörist dedikleri bir partinin kapısında oturmuş, o partiden medet umuyor! Yazık! Ben buna 'akıl tutulması' diyorum. Bir devletin bakanı, devleti bu denli aciz duruma düşürecek bu görüntüyü veriyorsa bunun anlamı nedir?

  Zavallı analar "Çocuklarımız kandırılarak kaçırıldı!" diyorlar; öyle zannediyorlar! Ben öyle olduğuna inanmıyorum; ama ana yüreği hep iyi düşünüyor. Ancak buna aracı olduğu söylenen partinin mi kapısında olmalılar, yoksa "Bize çocuklarımızı bulun; siz devletsiniz!" deyip devletin kapısında mı olmalılar?

  Bu analar devletin kapısına gittiler de devlet buna bir çözüm bulamadı mı? Bu analar da "Ne yapalım? Denize düşen yılana sarılır!" dercesine mi bu merdivenlere geldiler diye düşünmeden de edemiyorum. Ancak hala bir bakan da mı böyle düşünüyor? İşte bunu içime sindiremiyorum!

Analar, "Çocuklarımız kandırılarak kaçırılıyor!" diyorlar. Kaçırmaya aracılık yapan bir partinin kapısında nöbet tutarak "Çocuklarımızı bize getirin! Çocuklarımızı kaçırmayın!" diye feryat ediyorlar. Aynı nöbete devletin bakanı da katılarak görüntü veriyor. Allah aşkına bu akıl tutulması değil de nedir?

  Biri çıkıp da "Yahu siz devletin bakanısınız; sizin burada ne işiniz var?" demiyor! "Siz nasıl bu merdivenlere gelip terörist dediğiniz bir partiden medet umarsınız? Siz bir devletin bakanı olarak nasıl böyle aciz görüntü verirsiniz?" demiyor. Bu akıl tutulması değil de nedir?

  Siz devlet olarak bu tezgahı yıkmalı, bu işin içinde olanları devletin gücüyle tesbit edip adalete teslim edeceğinize gidip bu merdivenlerde kafanızı yarım sola eğmiş bir mağdur görüntüsü vererek aklımızın almadığı ve içimize sindiremediğimiz bu görüntüyü nasıl dünya ile paylaşırsınız? Bu akıl tutulması değil de nedir?

  Basın, bu akıl tutulmasına öyle hızlı bir dalış yaptı ki sanki devleti aciz göstermek için yarış halinde davrandılar! Bu haberleri ve bu görüntüleri dünyada izleyenlerin aklından bu soru geçmez mi sanıyorlar!

  Bu analar bu partinin kapısında nöbet tutarak onlardan yardım istiyorsa "İktidar, devleti yönetemiyor! Ne yazık ki analar olarak bize çare bulamıyorlar! Görmüyor musunuz devletin bakanı bile bizimle bu partinin merdivenlerinde yardım umuyor!" demezler mi?

 "Sizin artık çözüm üretecek ve devleti yönetecek ne aklınız ne de beceriniz kalmış!" izlenimi bu görüntülerle verilmiyor mu?

Bir siyasi partinin önünde oturarak eylem yapanlara devletin güçlü ve kudretli kucağını gösterecek olanların merdivende çaresiz şekilde oturmalarını ve dünyanın gözünde devletimizi itibarsızlaştırmalarını asla affetmeyeceğim!

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.