• BIST 89.695
  • Altın 145,930
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Trabzon 7 °C

AKP’nin iftarlarının parasını kim veriyor?

AKP’nin iftarlarının parasını kim veriyor?
Yerin Kulağı...

Adalet ve Kalkınma Partisi Trabzon teşkilatının, ilçelerde verdiği iftar yemeklerinin parasını kimin, kimlerin ödediği merak ediliyor. CHP il başkanı Yavuz Karan, ‘AKP Trabzon teşkilatı Ramazan ayında verdiği iftarlara en az yarım trilyon lira para ödeyecek. Bu para nereden geliyor. Bu yemeklerin parasını kimler ödüyor? İl Başkanı Adnan Günnar, Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Gümrükçüoğlu yemeklere ödenen paranın kaynağını bir açıklasalar’ dedi.

 

CHP ve MHP parasızlıktan iftar veremiyor!

CHP ve MHP Trabzon teşkilatı parasızlıktan iftar yemeği düzenleyemiyor. CHP il başkanı Yavuz Karan, ‘Bir iftar yemeğinin maliyeti 15-20 bin lira. Merkez ve ilçelerde 20 iftar versek, 300-400 bin lira ediyor. Bu parayı nereden temin edeceğiz’ derken MHP Trabzon il başkanı Muammer Demeli, AKP iftar yemeklerinin parasını parti yöneticilerinden, partililerden toplamıyor. İftar yemeklerinin faturaları birilerine gönderiliyor. AKP iftar yemeklerini bile propaganda aracı olarak kullanıyor’ dedi.

 

Kombine bilet satılmıyor!

Trabzonspor Kulübünün satışa çıkardığı kombine biletlere pek rağbet edilmiyor. TS Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun, kombine bilet satışı için Trabzon valisi ve Büyükşehir belediye başkanından yardım isteyeceği bildirildi. Trabzonspor’da yöneticilik yapan isimlerin bile kombine bilet almadığını söyleyen bir yönetici, ‘Eski yöneticiler İbrahim Hacıosmanoğlu’na kızabilirler bu normal. Normal olmayan kombine bilet almamaları. Bu arkadaşlarımızın Trabzonsporluluğu demek ki yöneticilikleri ile ilişkili’ dedi.

 

Akyazı’nın zirvesinde 7 yıldızlı tesis!

Akyazı beldesinin denize ve Trabzon kent merkezine bakan kesiminde önümüzdeki günlerde 7 yıldızlı bir turizm tesisi yapılması planlanıyor. Trabzonlu iki işadamı tarafından satın alınan yaklaşık 20 bin metrekarelik alanda 7 yıldızlı devre mülk konut ile havuzlu lüks bir otel yapılması hedefleniyor. Akyazı’daki tesisi yapacak olan işadamlarından biri ‘Şu anda değişik projeler üzerinde tartışıyoruz’ dedi.

 

Temel Kahveci’den Anılar (2)

Temel Kahveci’nin sosyal medyada arkadaş ve dostları ile paylaştığı anılarından bazılarını köşemize alıyoruz. Kahveci, 12 Eylül öncesinde Trabzon Emniyet Müdürlüğü zindanlarında yaşadığı bir olayı arkadaşları ile paylaştı. ‘Bayram Ali’ başlıklı anı şöyle;

‘Sabahın ilk ışıkları yeryüzüne vurmadan evvel Bayram Ali'yi anlatmak istiyorum. Eğer ben onu anlatmazsam onu anlatacak başka birisi olmayacaktır. Onun hatırasına saygı duyarak size Bayram Ali'yi anlatmak istiyorum.. Yeni yakalanmış, Trabzon Emniyetine getirilmiştim... Diğer ayrıntılara girmeden sadece Bayram Ali'yi anlatmak için konuya bodoslama dalacağım. Benden önce yakalanan 6 solcunun sorgusu bittikten sonra sıra bana gelmişti. 12 saat sorguda kalmış oldukça eskitilmiş şekilde hücreme konmuştum. Henüz 12 Eylül darbesi yapılmamıştı.

Gündüzün bir saatlerinde birinci şube müdürü muteferrikada, yanında 5-10 polisle dolaşıyordu. Benim yanıma gelerek, sanırım işkencelerden sonraki tavrımı ölçmek için, nasılsın dedi? Benim bütün korkum, bu işkenceler sonrası bir arkadaşımın ismini verir miyim, korkusuydu. Kendi adıma korkacak bir şeyim yoktu çünkü ben artık bir ölü sayılabilirdim. Henüz 12 eylül gelmemişti.. Müdürün yakasına yapışarak kendimce tehditlerde bulundum. Tehditlerim ciddiye alınacak boyuttaydı çünkü emniyete karşı eylemlerimiz de biliniyordu. Seni biz sorgulamıyoruz, m.i.t sorguluyor diyerek gitti. İnanmış mıydım? Asla! Üç gündür varlığından haberdar olmadığım bitişik hücredeki birisinden ilk defa bir ses duydum: Gardaşum, senun suçun nedur? Şaşırmadım değil, kimsin dedim. Ben Bayram Ali dedi.

Bayram Ali ile böyle tanıştım. Ordan burdan konuşunca ÜLKÜCÜ OLDUĞUMU SÖYLEDİM; o da ülkücü olduğunu, İstanbul Ümraniye’de bazı olaylara adının karışması yüzünden memleketi Trabzon’a gelirken otobüsten alını anlattı. Uzun zaman Almanya’da madenlerde çalıştığı için vücudu bitmişti. Alması gereken ilaçlarını terörist diye vermiyorlardı. Bizim bölüme bakan polisi çağırarak, Bayram Ali’nin ilaçlarını istedim. Kem küm ederek vermek istemediyse de ilaçları aldık. Bir çuval ilaç diyeceğim, yalan olacak ama büyük bir poşet ilaç! Gözlerim açıkken polisler isteklerime pek hayır diyemiyordu. Sanırım işkencecilerden olmadıklarını göstermek için. Oysa her gece sabahlara kadar işkencelerde anam ağlıyordu ama Bayram Ali bu bölümü görmüyor, bilmiyordu. O beni sadece gündüzleri görüyor, Emniyetin Müdürü sanıyordu.’

***

Bayram Ali’nin benimle birlikte morali düzeldi, artık köşesine sinmiyor, marş söylüyor, şiir okuyor, arada da Karadeniz türküleri söylüyordu; anlayacağınız keyfi yerindeydi. Ben ise acılardan çok duyduğum korku yüzünden boğazım kurumuş bir şey yiyemez olmuştum..

Heygidi Karadeniz doldida taşamayi

Etmeyelum sevdaluk

Edenler yaşamayi...

.......

Mırıldandığı o günden beri unutmadığım türkülerinden 

Ceviz yaprağı ensuz

Duramayirum sensuz

Ander kalsun gaybana

Nasil uyursun bensiz.

......

Dediğim gibi gündüzleri keyfimiz iyi idi. İyi polisler gündüz, kötüleri gece geliyordu. Bayram Ali'nin suç yeri İstanbul olduğu için ona sorgu yapılmıyordu. İstanbul’dan bir ekip Bayram Ali’yi almak için yola çıkmıştı. Gündüz gelen iyi polislerden biri müjde verdiğini sanarak Bayram Ali'ye durumu bildirmişti. Bitişik hücreden seslendi bana: Gardaşum, İstanbul polisi beni almaya geliyor…

Nolmuş geliyorsa Bayram abi? Zaten mecbur gelecekler, senin suç yerin orası.

‘Benim kemiklerimi kırarlar orda, nolur beni göndertme!’

Beni Emniyet Müdürü sanıyordu dediydim ya gerçekten öyle sanıyordu.

Sonraki gün İstanbul ekibi gelmişti. Dışardan yemek için köfte getirmişlerdi, kendim yiyemediğim için Bayram Ali'ye yer misin dedim. Yiyemem dedi. Anladım ki onun da boğazları kurumaya başlamıştı. Su ile ıslatarak ye, dedim. Mecburen öyle yapıyordum, başka türlü boğazdan geçmiyordu.

Bayram Ali dediğim, 40’ı geçmiş Almanya'dan malülen emekli olmuş bir büyüğüm aslında. Maden ocaklarında çalışmaktan ciğerleri ve başka yerleri de bitmişti. Bir poşet ilacı bu yüzden kullanıyordu. Tek ümidi bendim... İstanbul'a gitmekten nasıl korktuğunu anlatamam. Bir çocuk gibi yalvarıyordu; Sen istersen beni göndertmezsin!.. Gidersem ordan sağ çıkamam!.. Durumumu Bayram Abiye nasıl anlatacaktım ki? Anlatamadım da... Polisler gelip ellerini kelepçeledikleri halde son bir ümitle veda anında bile gözlerime bakıyordu... O bakışı, öyle bakmayı bilmeyenler anlayamaz! Hiç öyle bakmadım ama ben anlıyordum, hem de en derininden anlıyordum.

Bayram Ali gitti!.. Ondan öğrendiğim türküleri onsuz kendi kendime mırıldanıyor, bu yolculuğumun nerde, nasıl biteceğini öylesine hayal ediyordum...

Cezaevine gittikten sonra Zeki Çiçek(aynı davadan yargılanıyorduk) Mamak’tan askeri cezaevinden geldi. Sohbetin bir yerinde Bayram Ali'yi nerden tanıyorsun, dedi. Şaşırarak, sen nerden tanıyorsun dedim?

Bayram Ali'yi İstanbul MHP davasına eklemişler, oysa suçu siyasi değildi; Mamak askeri cezaevine gittiğine göre Emniyetten sağ çıkmıştı...

Ama Mamak’tan sağ çıkamamıştı.

Ruhun şad olsun Türkülerimin efendisi adam.

 

Kuyumcu Sezer’in başına gelenler!

Trabzon’un sevilen kuyumcu esnafından Abdullahman Sezer dün sabah saatlerinde bir kazaya maruz kaldı, başından ciddi şekilde yaralandı. Uzunsokak’taki dükkanını açtıktan bir süre sonra Kuyumcular Çarşısı Ferit Pasajı’na geçen ve atölyeye çıkmak isteyen Abdurrahman Sezer, birden neye uğradığını şaşırdı. Atölyeye çıkan merdivenin başında her zaman açık tutulduğu halde her nedense dün insan boyundan daha aşağıda yarı kapalı olan kepenge biraz da dalgınlıkla tüm hızıyla başını çarptı. Başından kanlar boşalan kuyumcu Sezer, derhal İmperial hastanesine kaldırıldı. Kanaması güçlükle durdurulan Abdurrahman Sezer bir süre kontrol altında tutulduktan sonra taburcu edildi. Abdurrahman Sezer, ‘Her zaman açık olan kepenk indirilmiş. Benim başıma gelen başka insanların da başına gelebilirdi. Bu tür yerlerde yürüme güvenliğinin sağlanması, insan akışının rahatlığı için önlemler alınması gerekir. Bir görevli bulundurulması bile yeterli olur. Allah korusun kör de olabilirdim, belki daha sert çarpsan ölebilirdim’ dedi.

Abdurrahman Sezer’e geçmiş olsun dileklerimizi bir kez daha iletirken, pasajda bundan sonra bu tür kazalara davetiye çıkartmayacak şekilde gerekli önlemlerin alınacağını tahmin ediyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • Türkiye'den 'Sincar' hamlesi!23 Mart 2017 Perşembe 09:30
  • NEDEN DİLENİYORUZ?22 Mart 2017 Çarşamba 09:56
  • Türk balıkçılar ABD pazarında!22 Mart 2017 Çarşamba 09:45
  • Talipoğlu'nun ölümünde krem şüphesi!22 Mart 2017 Çarşamba 09:32
  • Bugün hava nasıl olacak?22 Mart 2017 Çarşamba 09:30
  • Dink davasında tutklama talebi!22 Mart 2017 Çarşamba 08:52
  • Tayfun Talipoğlu hayatını kaybetti!21 Mart 2017 Salı 09:23
  • Akar, İtalya’ya ziyarette bulunacak!21 Mart 2017 Salı 09:22
  • Polis önemli bir detayı atlamadı!18 Mart 2017 Cumartesi 20:42
  • Türk askeri o ülkede!17 Mart 2017 Cuma 09:46
  • YERİN KULAĞI
    • Trabzon futbolu bitmiş!
    • Koray Aydın’ın ekibi!
    • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
    • Birinci yalnız kaldı!
    • İnternet sitesinin anketi!!
    • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
    • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
    • Evde yatıp para kazanacaklar!
    • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
    • MHP’de iki çift bir tek!
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.