• BIST 96.455
  • Altın 223,037
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • Trabzon 20 °C

Ali Kalkan sendromu ve İlhan Kesici!

Prof. Dr. Yahya Sezai TEZEL

 

İlhan Kesici’nin adaylığının konuşuluyor olması için CHP’nin vekilleri ve parti yöneticilerinin kafayı yemiş olması gerekiyor. Kesici sadece Demirel ailesinin damadı olduğu için DPT Müsteşarlığı gibi üst bürokratik görevlere getirilmiş Masonik derin devlet geleneğinin çocuğudur.

Ben İlhan Bey'le birkaç kez Wilton Park konferans/work shoplarında birlikte bulundum. Kendisi endüstri mühendisidir. Eğer İlhan Bey iktisatçı ise ben Yahya Tezel'in bedenine ve kimliğine girmiş Pavarotti'yim. Bir Witon Park çalışma konferansında sıra onun konuşmasına geldiğinde ben onun yanında oturuyordum. Bizim Dışişleri Bakanlığından bir memur yanına geldi ve okuyacağınız metnin son hali budur dedi ve kağıtları bıraktı. O da o metni kullandı.
Türkiye'yi yıllardır bir olgiaryi yönetti. Bu oligarşinin bir ayağı Masonluktur. Öteki ayağa TSK ve Dışişlerinde kendilerini Türkiye'nin sahibi sanan ve birbiri ile evlilik ilişkileri ile kenetlenmiş aileler ağıdır.
Annem Nuriye, ondan çıktığımı görenler var. Babam Ahmet. Ona da hık demiş burnundan düşmüş gibi benziyorum.
Benim çocukluğumda Trabzon'da bir Halk Gazetesi çıkardı. Kurtuluş Savaşı ortamında Faik Ahmet Barutçu falan çıkarmış. Lise öğrencisi iken ben gazetenin başında bir Ali Kalkan bey vardı. Evlenmemiş orta yaşlı biriydi. Navy Blue kruvazile blazer ve gri kaşe pantol giyerdi. Şık kıyafetleri ile bir İngiliz gentlemani havasındaydı. Ben, Blazer ve Gri Kaşe çapraz çizgili şık kıyafetleri ilk onda gördüm. Heybetli bir duruşu vardı. Trabzon'un fikir adamlarından biri sayılıyordu. Babam CHP’li idi, il yönetiminde çalışıyordu. Ali Kalkan başka CHP'lilerle birlikte sık sık babamın mağazasına gelirdi. Siyaset konuşulurdu. Zaman içinde fark ettim ki Ali Kalkan'ın hikmeti, çok uygun eslerle hımm, mmmmm, yaaaaa ... demekti. Ben buna sonra Üniversite yıllarımda Ali Kalkan sendromu dedim. İlhan Kesici Bey rolünü çok iyi oynamış, büyük birikimi olduğu imajını onu piyasalayan ağların desteği ile harika oynamış bir Ali Kalkan’dır. Harika biliyormuş gibi yapar, Mış gibi yapmak ustasıdır.
Eğeer Besim Tibuk liberal idi ise, gene iddia ediyorum ki ben Yahya Tezel'in vücudu ve kimliğine girmiş Pavarottiyim. Besim Tibük bir Cumhuriyet reformları ve devletçilik karşıtı Kayserili eşraf ve TSK vesayeti karşıtı idi.
İlhan Kesici de Demirel ailesine damat olduktan sonra kendisini beğenmeyecek olan Süleyman Demirel tarafından DPT müsteşarlığına getirilmiştir.
1980'den AKP hükümetlerinin iktidar olmaya başlamasına kadar babalarının malı gibi, Hazine ve DPT müsteşarlıkları, Merkez Bankası guvarnörlüğü, DİE Başkanlığı vesaire vesaire kuruluşlarının tepesindeki makamları işgal etmiş, birbiri ile akrabalık ilişkileri ile kenetlenmiş oligarşinin mensubudur. Akrabalık ilişkilerini benim anlatmama gerek yok.
Bozerler, Öztraklar, Göleler,  Ege'ler, Tigreller vesaire vesaire. İlhan Kesici MHP geleneğinden gelir. Hu çekiyor mu çekmiyor mu bilmiyorum. Ama ne zaman CHP'li, sosyal demokrat, ya da demokrat olduğunu gerçekten birinin yazması lazım!
Türkiye ne dışarıdan ne içeriden siyaseti aleni oynamayan güç odakları ve ağlar tarafından yönlendirilemez. Dağıtılabilir ama yönlendirilemez.  

***
Ben kimseyi masonlukla yaftalamıyorum. Söz ettiğim şey Türkiye'de siyasete meşru siyaset platformlarının dışından, perde arkasından müdahale eden masonik yapılar.
Mason demiyorum masonik yapı diyorum. Tanık olduğum hayatımı inkar mı edeyim. Ben mason değilim, olmadım, olamazdım, gizli bir dernek... Yani kendilerine göre mason olmayanlarla paylaşmadıkları ritüelleri var. Bana göre saçma. Türkiye dışında Avrupa'da da masonluk ile siyaset arasında bağlar var. Katolik kilisesi ile siyaset arasında bağlar var. Ben Süleyman Demirel'in de kurucu üyesi olduğu balkan siyasi kulübünde kurucu üye ve yöneticilik yaptım. Süleyman beyi çok sempatik buldum. O da beni tamamen ayrı bir siyasi gelenekte yaşamama rağmen sevdi. 10 yıl, yılda iki kere birçok Balkan ülkesi eski yeni siyasetçisinin katıldığı çalışmalarda vardım. Masonluk Türkiye'de 1960 sonrasında ama özellikle 1980 sonrasında siyaset üstündeki derin devlet vesayetinin ayaklarından biriydi. Bunu gördüm. Tanık oldum. Siz bana kızacaksınız diye yalan mı söyleyeyim. 100 masondan 98 i yemek yemek, sohbet etmek aşamasında kalır. İhsan Doğramacı, Süleyman Demirel, Mehmet Haberal, Bozkurt Güvenç gibi birbirinden çok farklı eksenlerde yaşıyormuş gibi olan kişiler arasındaki bağ nedir?
Türkiye'de nurculuğu en çok himaye etmiş ve hatta kendini nurcu olarak tanıtmış Süleyman Demirel CB olduğunda kendine baş danışman olarak niye marksist bir eksenden gelen Bozkurt Güvenç'i seçti? Cevabını kendiniz kendinize vermeye çalışın.
Tekrar ediyorum ben kimseyi mason diye yaftalamadım. Siyasetteki masonik yapılardan söz ettim. Yani içinde olmayanların göremeyeceği, sessiz ve gizli işleyen dayanışma, kayırma ve kamusal alana müdahale yapılarından söz ettim.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.