• BIST 85.994
  • Altın 228,921
  • Dolar 6,0264
  • Euro 6,8872
  • Trabzon 27 °C

Alt Akıl

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

15 Temmuz’da yaşanmış olan darbe girişiminin ülkeye vermiş olduğu özellikle psikolojik zararın altından henüz kalkmış olduğumuz söylenemez. Bu travmayı ve toplumsal yaşam üzerindeki etkilerini uzunca bir süre daha yaşayacakmış gibi görünüyoruz.

Çok detaylı analizlere girecek durumda değiliz. Ancak görebildiğimiz bazı tespitleri paylaşmak niyetindeyim. Her şerde bir hayır vardır misali; bu sarsıntıdan geriye kalan çok önemli bir toplumsal yarar elde ettiğimizi düşünüyorum. Ulusal bilincimizin yeterince gelişkin olmadığını dile getirmekte olan ve her zeminde bu bilinçlenmenin önemine değinen belirli bir aydın kesimin tezi; ABD’nin hiçbir zaman Türkiye’nin gerçek dostu olmadığı ve kendi bölgesel çıkarları doğrultusunda politika yürütmekte olduğudur. Gelmiş olduğumuz noktada bu ülkede akıl sahibi hemen herkesin ABD’nin gerçek yüzünü bu vesile ile açıkça anlamış olmasının önemli bir kazanım olduğunu ifade etmek gerekiyor.

ABD; özellikle Türkiye’deki yasal temsilcileri aracılığı ile Türkiye kamuoyunda oluşan bu doğru algıyı değiştirebilmek için bundan böyle epeyce mesai yapmak zorunda kalacak. Bunun ilk işaretlerini de geçen haftaki üst düzey temsilcilerin yapmış olduğu Türkiye ziyaretlerinde görmüş olduk. Bu konuya tekrar dönmek üzere şimdilik 15 Temmuz darbe girişiminin arka planına kısaca bir bakmaya çalışalım.

Türkiye’de demokrasiye yapılan bu saldırı üzerine iki temel görüş ortaya çıkmıştır. Bunlardan birincisi ABD gibi hesap kurnazı bir ülkenin rol aldığı bir darbe girişiminin asla başarısız olamayacağı, mutlaka sonuç alacak bir planlama ile hareket edeceğinden hareketle, bu operasyonun ABD’nin bilgisi ve kontrolü dışında FETÖ tarafından planlanmış olduğudur. ABD; FETÖ tanımlamasını kabul etmese de bu işte herhangi bir rolünün olmadığını resmi olarak açıklamıştır. Diğer görüş ise; darbe girişiminin bir üst akıl pozisyonunda bu işi Fethullah Gülen perdelemesi altında ABD’nin planlamış olduğunu ve Türkiye’deki bağlantılarını sağlam tutamadığı için ve de en önemlisi “halkın demokrasiye olan bağlılığı” sayesinde başarılı olamadıklarını dile getirmektedir.

Esasında bu görüşlerin her ikisi de doğru olup, konunun özünde yatan unsur “üst akılı” oluşturan bileşenler arasındaki mutabakat eksikliğidir. Üst akıl diye tanımlamakta olduğumuz planlayıcı mekanizmayı oluşturan temel unsurlar; 1-Pentagon (Savunma Bakanlığı), Dışişleri Bakanlığı, Beyaz Saray gibi siyasi merkezde yer alanlar, 2-Pratiğin içinde yer alan ve özellikle Türkiye’deki FETÖ’cü yapılanmayı şekillendiren, Türkiye’deki istihbaratı nano düzeyde izleyen CIA ve 3-Thintank diye bildiğimiz Amerikan siyasetinde profesyonelce yer alan düşünce kuruluşlarıdır. Üst akıl içerisinde yer alan bu unsurlar arasındaki mutabakat eksikliği çok geniş irdelenmesi gereken bir konudur. Ama kısaca dile getirebiliriz ki “zamanlama”, “Türkiye’deki siyasi yapılanma ” ve “toplumsal destek” gibi tematik noktalarda üst akıl içerisinde görüş birliği sağlanamamıştır.

Bu unsurlar arasında en öne çıkanı, darbeyi aceleye getiren kuşkusuz CIA’dir. CIA; TSK içerisinde beslemiş olduğu darbeci yapılanmaya aşırı güven duyarak ve sahip olduğu önceki deneyimlerine de güvenerek, gereken onayı almadan düğmeye basmış ve ABD açısından büyük bir hata yapmıştır. Bunu tarih de böyle yazacaktır.

Gelelim bizim alt akla… Başarısız darbe girişiminden sonra durumu temize çıkarmak ve Türkiye’de adeta her kesimin görüş birliğine varmış olduğu “darbeci ABD” imajını düzeltmek görevi benim alt akıl olarak nitelendirdiğim Ankara Büyükelçisi John Bass’ın üzerine kalmıştır. John Bass’ın selefi Ricciardone’den sonraki atanması sürecinde, aylarca bu görev için bir değerlendirme yapıldığını ve kılı kırk yaran bir incelemeden sonra bölgeyi iyi tanıyan John Bass adı üzerinde karar verildiğini çok iyi hatırlıyoruz. John Bass üst düzey zekâya sahip tam bir Türk analistidir. Türkiye’deki havayı ve günceli anlık olarak ve en doğru şekilde ülkesine raporlandırır. ABD’nin Türkiye ile ilgili bütün değerlendirmelerinin arka planında alt akıl olarak Bass yatmaktadır.

Nitekim emininim ki; geçen hafta ABD başkan yardımcısı Joe Biden’ın Türkiye ziyareti öncesinde haftalarca çalışarak hazırlık yapan John Bass; Biden’ın Türkiye’de kullanacağı söylemi, yapacak olduğu değerlendirmeleri, kullanacağı vücut dilini bile önceden Dışişleri Bakanlığı’na raporlandırarak bu ziyaretin en ikna edici şekilde olması ve imajı düzeltmesi için Biden’ın formatlanmasına çalışmıştır. Ama bu konuda ne kadar başarılı olduğu tartışmalıdır.

Bir kere ABD’nin FETÖ’cü darbe girişimini toptan reddetmesi yerine daha akılcı bir söylem kullanılabilirdi. Örneğin yukarıda dile getirmiş olduğumuz üst akıl mutabakatsızlığını çok daha zekice ve diplomatik dile özgü şifreler ile dile getirmeyi çok iyi yapabilirlerdi. “Bizim, kesinlikle bu darbe girişiminden önceden haberimiz yoktu” demek yerine, “ABD içerisinde bu darbe girişimi ile bağlantılı olduğu düşünülen tüm birimler üzerinde bir inceleme yapmanın gerekli olduğuna inanmaktayız” gibi suya sabuna dokunmayan diplomatik bir söylem kullanılabilirdi. Bu bağlamda alt aklın kendi görevini hatalı yapmış olduğunu anlıyoruz. 

Biden’ın Başbakan Binali Yıldırım ile yapmış olduğu ortak açıklamada, elinde kâğıt kalem not alan John Bass; Biden’a verilmiş olan direktifleri ne kadar dile getirmekte olduğunu, kullanılan sözcüklerdeki isabet oranını tek tek kaydetti. Bunları da raporlandırmış olduğu malumunuzdur.  

Sevgili alt akıl John Bass; görüyorsun ki Türkiye dünyanın en zor görev alanlarından bir tanesi… Bundan sonra ne yaparsın ne edersin bilmem ama işin oldukça zor. Hem Ortadoğu’da ABD’nin çıkarlarını Türkiye’ye karşı savunmak, hem de Türk insanında ortaya çıkan darbeci ABD algısını etkisizleştirmek gibi zor bir iş seni bekliyor. Bakalım ne kadar dayanacaksın.

Bu arada senin üst akıl içerisindeki yerini de söylemeden geçmeyelim: Bence sen CIA’ye direndin ve Pentagon gibi bu işin zamanlamasının uygun olmadığını düşünerek siyasi yapılanmanın gereken olgunluğa henüz ulaşmadığını raporlandırdın, ama işe yaramadı. CIA; darbeyi belki başaramadı ama TSK gibi güzide bir kurumu itibarsızlaştırmayı başardı.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.