• BIST 99.292
  • Altın 238,088
  • Dolar 6,1768
  • Euro 7,2717
  • Trabzon 20 °C

ALTIN KOLYE VE BİZİM NESLİN UŞAKLARI

Sedat TUNALI

En sondaki sözümüzü girişe koyalım da, gereksiz küfür ve hakaret sarfiyatı olmasın;

Altın Kolye turnuvasını yeniden Trabzon futboluna kazandırma fikri kiminse avuçlarımızı patlatırcasına alkışı hak ediyor.

Bizim Neslin Uşakları çürüme emareleri gösteren Trabzon futbolunu yeniden diriltme ve kenti kimliğiyle buluşturma adına dev bir adım attı.Yakınlarımdan birinin de katılımı dolayısıyla neredeyse tüm maçları izledim, kendi adıma bana bu güzelliği yaşatan BNU'na bin teşekkür ve bin selam…

Turnuvanın her iki kategorideki yarı final ve final maçları da şahaneydi. Türk futbolunda 2011 de başlayan rezillik sonrası ülke futbolundan soğuyan bir futbolsever olarak yıllar sonra yeniden heyecan ve keyifle maç izledim.

Gelelim eleştiri ve önerilere;

1- Açılış ve kapanış seremonileri gereksiz uzunlukta oldu, futbolun asli unsurları olan çocuklarımız/ delikanlılarımız handiyse figürasyona dönüştü. Devletin 23 Nisan Törenlerinde bile bu kadar beklemezdik, insaf. Özkan hocamız hariç, "eskiye rağbet" kutsaması bıktırdı denebilir, artık köşesine oturması gereken "yükler", gölge etmemeliler. Gelecek yıllarda bu fasıl layığınca kısa tutulmalı.

2- Genç ve kanı kaynayan kardeşlerimizin topa ve ikili mücadelelerdeki sertlikleri ne kadar güzelse, fauller ve maç sonlarında birbirlerine hoşgörü ve kutlama o kadar eksikti, öyle ki BNU'nın sayın başkanı da bu konuda uyarıda bulunma ihtiyacı hissetti. Oysa olması gereken, çocuklarımıza daha en baştan bunun kademeli olarak öğretilmesi ve bu duygunun içselleştirilmesidir.

3- Bazı takım hocalarımızın, güzel oyun yerine sonuca odaklandıklarını görmek de hüzün verici oldu.  Örneğin yaşça her iki grubun arasında kalmış ve üst grupta mücadele eden Bilal Altıntaş hocanın takımını eline geçiren, 15-20 gol atma iştahıyla ifşa oldu. Bu yaştaki çocuklarımızı bunca ezme iştihası sorguya muhtaç. Belli ki eğiticilerin de eğitime ihtiyacı var.

4- Onca iyi niyete , Turgut abimiz Serdal kardeşimiz özelinde kutlanmayı hak eden organizasyon becerisine ve maçları izleme şansı bulan azınlığın komşu bahçeden erik çalmayla eş mutlu anlarına rağmen, turnuva yeri şehirden kopuk kaldı...BNU'cu

 kardeşlerimin de tanık olduğu gibi, şu veya bu şekilde bu şölen Yavuz Selim ya da benzeri bir alternatif yaratarak şehrin içine, halkın kolayca ulaşabileceği bir lokasyona taşınmak zorundayız. Bu şahane organizasyon, ancak halkla bütünleştiğinde gerçek amacına ulaşır ve ancak böyle olursa kalıcı olur. Bunca emek ve güzellik, ancak halkla buluşursa taçlanır. 

Ezcümle;

Altın Kolye Futbol Turnuvası şahane bir yeniden başlangıcın işaret fişeği olarak şehrin futbol tarihine kaydını düştü. Diler ve umarız ki, şehir sahip çıkar ve ebedi olur.

 

 

***********

Yavuz Selim Kınalı ve Arkadaşları.

Şu fotoğrafa iyi bakın. Futbol aklı kişisel ya da kurumsal çıkar hesaplarının önüne geçmiş her kültür, bu kareden en az 3-5 birinci sınıf profesyonel futbolcu çıkarır. Altın Kolye'de bu fotoğrafa benzeş onlarca foto çekildiğini, neredeyse tüm çocuklarımızın geleceğe dair umutları çoğalttığını da ekleyelim

Övünmek gibi olmasın ama bu şahane çocuklardan biri de şampiyon Toklu takımında oynayan çok yakın akrabam Yavuz Selim Kınalı oldu.

Bizim Kınalı'nın temelleri çok sağlam atılmış, sadece işine ve oyuna odaklanmış bir buz adam. Kendine örnek aldığı futbolcu Tony Kroos olunca sorumluluk da o derece büyük. Yarı Final maçında takımı 1-0 gerideyken orta sahada kaptığı topu Kross kalitesinde bir şutla rakip ağlara bırakması şampiyonluğun fitilini ateşleyen gol oldu, biraz da Hami Mandıralı eli değerse, şut kalitesinin zirve yapması kaçınılmaz olacaktır. Trabzon futbolu bu gençlere güven ve sorumluluk vermediği sürece, geniş kitle, transfer haberleriyle mutlu, sezon sonu hüsranlarıyla da mutsuz olmaya devam edecek. 2 kere 2 dünyanın her tarafında hep dört ediyor...

**************

"Oğlumu İstanbul'a seçmelere göndereceğim"

Altın Kolye'den içimi acıtan en büyük gerçeklik bu oldu.

Sahada izlediğim ve çok beğendiğim bir evladımızın babası, tesadüfen yanımda maç izliyor, "şahane bilekleri var" dediğimde "o benim oğlum" dedi. Gözlerindeki onuru belki bizim evlat da benim gözlerime taşır, belli olmaz, ama o an aklımdan ilk geçen bu oldu, emin olun sizin için de pek farklı olmazdı sonuç, bir çift göz değil de güneşlenmiş hareler şenliği sanki

Sonra ben bir şey demeden devam etti

"Turnuvadan sonra İstanbul'a seçmelere göndereceğim"

Şok!?

"Neden?"

"Trabzon'da futbolcu yetişmez abi, yerler uşağı burada, soy adımız uygun değil, burada adalet yok"

 

Çocukluğuma çok hızlı bir yolculuk yaptım. Altın Kolye'de oynadığım yıllar geldi aklıma (2 turnuvaya katılmıştım ben de) Biz de iyi oyuncular olduğumuzu bilir inanırdık, ama Trabzonspor'a seçilenlerin bizden iyi olduklarına da inanırdık. (Bu arada Sadi Tekelioğlu hocamın beni istediğini ama o zamanki Doğanspor idarecilerinin "1 sene sonra" diyip vermediklerini bir kez daha hatırlatayım, hayır Türk futbolu kaybetti yani)

Ama çok belli ki ne oyuncular ne de ailelerinin Trabzon'da futbolun adaletine inançları kalmamış. İzlediğim oyuncuyu gideceği 3 hacimliden hangisi olursa olsun beğenmeme lüksü yok. Babasını suçlamak gibi bir hadsizliğim de olamaz.

AMA;

Trabzon futboluna yeni yetenekler kazandırma hedefiyle 40 yıl sonra yeniden can verilen Altın Kolye Futbol Turnuvasının en değerli ve gelecek vaad eden oyuncularından biri, ailesinin de desteğiyle futboldaki geleceğini Trabzon dışında arıyorsa,

Ört ki ölem Trabzon.

     Saha kenarında ödül törenini        izleyen belli ki bir amatör futbol emekçisinin , toplu foto çektiren BNU tayfasına bakarken kendi kendine kurduğu şu cümle de teoemizde asılı kalsın; "Oh oh eğlenun (zamazingo) , hepinuzun tuzi huri, biz uşaklara çorap alamayruk"

Bir cümle de Serdar Bali'ye ; Sıfatı ve düşünceleri ne olursa olsun hiç birine takılmadan, bulunduğu her ortama pozitif enerji veren  bu güzel ve kibir siz abiye uzun ömürler dileriz.

***********

Halit Şahin'e Yapılan Terbiyesizlik

Halit Şahin adında bir adam , 3 Temmuz'da şikeyi ve kendisine yönelik yerel ölçekteki haksızlıkları dile getirmek için Trabzon meydandan bir protesto yürüyüşü başlattı. Hamza Mısır ve İhsan Öksüz abi ile bu demokratik eyleme ilk 1 kilometresinde biz de eşlik ettik.

Sonra HŞ yol günlüğü ile sosyal medya üzerinden kendisinden haberler vermeye başladı. Yolda karşılaştığı kişi , olay ve yerler hakkında bizleri de bilgilendirdi, sağ olsun.

Son paylaşımlarından birinde, Osmancık çıkışında bir dinlenme tesisinde mola verdiğini, tesisin duvarlarının bordo- mavi renklere boyalı, çalışanlardan biriyle de sohbet ettiğini paylaştı. Çalışan'ın kısa süreli bir işi için tesisten ayrılışının ardından kendisinin de ayaklarını bir sandalyeye uzatarak dinlenmeye çalıştığını ve o sırada tesisi sahibi olduğu iddiasındaki bir kişinin kendisini sertçe uyararak tesisten kovduğunu iddia etti

Bunun üzerine benim ilk yorumum , söz konusu kişinin bordo mavi boyalara rağmen gizli bir şikecisever olduğu ve eğer iddia edildiği gibi Hopalıysa da bunun Hopa'yla değil, ilgili kişinin karakteriyle ilgili olduğu oldu. Bu karakteri şöyle özetleyelim; kendi kültürünü inkar, hazır bir kültür üzerinden eklektik ve sosyolojik olarak dip seviyede büyük kalabalıklara dahlolma! küçüklüğü...

 

Sonra belli oldu ki, ayniyle vakiymiş. Trabzonsporlulara düşen, en demokratik eylem biçimini seçip bu sahte Trabzonsporlu şikeciseverin mekanına yokmuş muamelesi çekmektir. Ne zaman dürüst olur mekanının sarı laciye boyar, ilk ben gidip çayımı içeceğim, zira adamlığa bir geçiş yapmıştır artık.

*******************

Hami Mandıralı

Trabzonspor alt yapısındaki tüm zincirleri doğuştan gelen yeteneğiyle kırarak A takıma kadar yükselen belki de tek yıldız olan Hami Mandıralı ile Maraş Caddesinde karşılaştık. Manevi ağabeyim Ali Terzi ile çay içiyorlardı ve olması gereken 1 çay daha söylemek oldu.

Epey konuştuk Mandıralı ile, Altın Kolye finaline neden gelmediğini sordum, " Ne zamandı final" dedi " dün" dedim. "Aramadılar ki geleyim, haberim yoktu, açılışta oradaydım sen de biliyorsun, hatta bir çocuk abi toplara nasıl vuruyorsun dedi, en ince detayına kadar gösterdim, yani ben de orada olmaktan mutluydum, ama demek unuttular ki çağırmadılar"

Hami 35-40 yıllık arkadaşım, ses tonundaki sitemi ben anlamazsam kim anlar?

Bir de tespitini paylaşalım Hami'nin "Yusuf Yazıcı'ya güvendim forma verdim, hala da güveniyorum, ama şunu bilmeli ki yana oynamakla, sağa sola orta kesmekle büyük futbolcu olunmaz, delerek, adam eksilterek katkı yapma yönünü mutlaka geliştirmeli"

     Acaba geçen sezon başında Yusuf'u başka takıma kiralık gönderen hocası Ersun Yanal bu gerçeği görmüş ve paylaş mıdır oyuncusuyla?

 

**************

 

Ganita Pazar'ı

 

Kalepark yeniden halka açılır mı, açılırsa nasıl olur tartışmaları bir yanda dursun da biz şunu dileyelim;

Sakın ola Ganita bahçesini modernleştirmeye çalışmayın, Trabzon'un "değişmeyen" bir yeri kalsın elimizde.

Arka masadakilerin fındık fiyatına dair sövgüleri doluşsun bir yandan kulağıma, diğer yandan Zeynep'i isteyenlerin nasıl da onun dengi olmadığına dair Kisarna replikleri.

Şarki Şimalden Poyraz uçursun kitap sayfalarımı, Garb-ı Şimalden Karayel, yağmuruyla dolsun bahçeme, Yıldız kıskansın Zeynep'i ne essin ne gürlesin bir zaman, zaman dursun sonra, yaralı bir kuşun dondurmada bulduğu teselli olsun Ganita, karamba karambita!

 

*************

 

Afrikalı Bir Adam Ve Yeşil Taka

 

Kemerkaya açıkları, Karadenizli bir balıkçı nasibini almış yalı yolunda, saat karanlıklara vurmamış kendini, yani daha vakit var avlanmak için, ama belli ki günlük nevale çıkmış, viya viya limana dönüyor. Kim bilir nasıl  "yisyiri" mezgitler almıştır adadan.

 

Sahilde yalnız bir genç adam, siyahi. Gözleri Karadeniz'le dolmuş, neler arıyor  kim bilir ufukta.

Şu yeşil sandal da ben de olsaydım diyor belki, belki "ne güzel bir sonsuzluk şu deniz" düşüncesinde,

belki de bir türlü unutamadığı Sageah aklındaki, Nairobi'nin en güzel kızı yani. Yenilmiş ruhlar teselliyi hep mi sahillerde arar sahi?

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.