• BIST 99.547
  • Altın 235,110
  • Dolar 6,0884
  • Euro 7,1578
  • Trabzon 24 °C

Aman planlamayın!

Eray Altındaş

Sevgili okurlar, sonbaharla birlikte bölgeye has yağmurlarda yüzünü göstermeye başladı. Ne acı ki, yağan yağmurlarla birlikte, yine su altında kalan caddeler, evler ve iş yerleri… Çamur deryasıyla boğuşan insanlar. Sizin anlayacağınız her aşırı yağış sonrası tekrarlanan can yakan kötü manzaralar!

Aslında bu gibi felaketlere karşı yapılması gerekenler, alınacak önemler, daha ilkokul sıralarındayken öğretiliyor…

Öğretmenler  “Doğanın dengesini bozmamalıyız… Bunun  için gayret sarf etmeliyiz…” diye küçük beyinlere mıh gibi işliyor.

O yaşlardaki minik yürekler, doğayı korumak adına büyük hızla atıyor. Öğrendiklerini etraflarındaki yaşlı ve gençlere tabiatın insanların yaşamında büyük payı olduğunu dilleri döndüğünce anlatıyorlar.

Sonra dünün küçükleri, büyüdükçe “dünya kirlenir”… Etiket ve mevki sahibi oluyorlar…

Koltuğa oturunca, öğrendiklerinin tam aksi yönde icraatlarını sergiliyorlar. Yaptıkları işlerle deyim yerindeyse tabiatın “anasını ağlatıyorlar…” 

Aynı zamanda kendi “anaları da ağlıyor” fark etmiyorlar.

Çünkü sel-heyelan olduğunda, bu müdürün evi deyip es geçmiyor. Taşan dere önüne çıkanları denize sürüklerken, ayrım yapmıyor!..

Canlar yanıp göz yaşları taşan derelere karıştığında, makam sahipleri de hemen suçluyu buluyor. Hep birden ağız birliği edip “Her zamankinden daha fazla… En az dört katı  yağmur yağdı” diyerek sıyırmanın peşine düşüyorlar.

Oysa her sene hemen hemen bölgede aynı felaket yaşanıyor…

Bir bakmışsın Trabzon, bir başa yıl Rize, daha sonraki yıl Artvin yağmura yenik düşmüş denize karışmış.

Ama hiç kimse yitip giden canlardan ders almaz. Yirmi dört saat sonar eski hamam eski tas yola devam!..

Halbuki sekiz yaşında öğrendiklerini 50’sine geldiklerinde tatbik etse bu acıların hiç biri yanmayacak.

Ağaçları söküp ev yapmak isteyenlere, oy korkusu çeken büyük ve küçük Belediye Başkanları  imar izni vermese, ölümler olmayacak

***

Aynı belediyeler dereleri ıslah ediyoruz diyerek, suyun yatağını demir ve beton ile cendereye almasa, su kendi yolunda akacak.

Dere ile denizin arasına kayaları döküp üzerinden yol geçirmeseler kimsenin burun dahi kanamayacak.

Ama belli ki hiç kimse bu güne kadar yaşanan afetlerden zerre miskal ders çıkarmamış. Dün ne yapıyorlarsa, bu günde aynı mantıkla çalışılıyor.

Daha fazla yer kaplamadan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seslenişiyle bölgedeki yetkilileri uyararak noktayı koyalım… “Eyy, atanmış seçilmişlerAman!.. Trabzon’u planlıyoruz, demeyin… Hiç inandırıcı gelmiyor…

Lütfen doğanın işine karışmayın…

 

Asfalt değil, yol yapın

Günümüzde en büyük sıkıntı trafikte araçlar içinde yaşanıyor. Özellikle Türkiye’nin mega kentlerinde akmayan trafik, yollarda saatlerce gidecekleri yere varmaya çalışan insanların psikolojisi bozuyor.

İstanbul’a gittiğim zamanlar, sırf yollardaki tıkanan trafik, Trabzon’a dönmem için iyi bir sebep oluyor.

Kalmam için tüm ısrarlara aldırış etmeden uçak biletimi aldığım gibi soluğu Kalkınma Mahallesi’nde alıyorum.

Açık söylemek gerekirse benimkisi yağmurdan kaçarken doluyu tutulmaya benziyor… Avuç içi kadar Trabzon’da bile günün belli saatlerinde İstanbul’u aratmayacak trafik sıkıntısı yaşanıyor. Dolmuşta beklememek için çoğu zaman gideceğim yere yürüyerek gidiyorum.

Buradan Trabzon’u seviyoruz ve onun için çalışıyoruz diyenlere sesleniyorum…

Yedi sene önce söz verdiğiniz vaatlerinizi biran önce yerine getirin…

Zaman kaybetmeden Güney Çevre Yoluna başlayın…

Şehrin göbeğinde “Ucube” gibi duran otogarı bir an önce kaldırın. Eskisine değil yeni yollara asfalt dökün… İşte o zaman sevginizi ispatlarsınız.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.