• BIST 110.932
  • Altın 175,132
  • Dolar 4,0581
  • Euro 4,9812
  • Trabzon 13 °C

AMERİKAN PASTASI

Osman Necip SEVİNÇ

Yıl 1992. ABD seçimleri Arkansas'ın Valisi Bill Clinton Demokratların başkan adayı olarak, mevcut cumhuriyetçi başkan George H. W. Bush ‘u yenerek 2001 yılına kadar sürecek ABD başkanlık koltuğuna oturdu.
Seçimde ibreyi Clinton lehine çeviren en önemli olay ne idi; hatırladınız mı?
1980’lerdeki İran’la ABD arasında Kontra olayı oldu. Amerikalı yetkililerin Tahran yönetimine gizlice silah sattığı, buradan elde edilen gelirler ile Nikaragua’daki solcu Sandinista hareketine para aktarıldığı ortaya çıkmıştı.
Bush ise CIA Başkanı olduğu dönemde bu olaydan haberi olmadığını iddia etmişti. Ancak kampanya sırasında yayınlanan bir kitap Bush’un olayla ilgili düzenli olarak bilgilendirildiğini ortaya koyunca Clinton seçim kampanyasında bunu koz olarak kullanıp seçimlerde bir adım öne geçmiş idi.
Peki, bu Amerika İran’a ve birçok ülkeye silah satabilir, gerillalara para akıtabilir, diğer devletlerde hükümet yıkabilir, isyan çıkarabilir. Her türlü pisliği yapabilir ve dünyada hiçbir devlet onlara karşı duramaz, itiraz edemez.
Ta ki ne zamana kadar? Evet bizimde şahit olduğumuz bugün bir uyanış bugün bir uyanış gerçekleşti ve ABD ile İsrail’e ilk defa kocaman bir tokat atıldı. Bu, dünyanın bir had bildirme tasarrufu idi. Türkiye’nin başını çektiği ve tüm partilerin de destek verdiği bir rest çekme tokadı idi.
Bu kısmı şimdilik ‘Eşkıya Dünyaya Hükümdar olmaz’ diyerek bitirirken, bu isimdeki dizide kimsesiz Yaşar’ı oynayan aktörün ağzından “dostum Yaşar” sözünü uzun yıllar sonra da olsa yine Türkiye’mizin söyleyeceğine inancımı belirtmeliyim. Çünkü her zaman Hakk’ın Batıl’a galebe çalacağı sözünü Yaratanımız vermiştir.
***

Gelelim uzun yıllardır dış politikada yakaladığımız başarıyı gölgelemeye çalışan tiplere. Ha bunlar nedir derseniz biraz açalım.
Türkiye dıştan ve içten maruz kaldığı saldırılara, izolasyon girişimlerine, sömürgeci tavırlara karşı gardını almakla kalmıyor, bu ABD gibi ikiyüzlü devletlere karşı sözle ve eylemle karşı duruyor.
Fırat Kalkanı Harekatı, Suriye’de garantör devlet konumu elde edilmesi, Katar’a müdahalenin önlenmesi, İdlib’e konuşlanma ve Afrin’in kuşatılması, PKK ile mücadelede İran’ın desteğinin kısmen de olsa alınması, Barzani’nin referandumunun geçersiz kılınması ve Barzani’ye bunun ödetilmesi, Kudüs krizinin çözülmesine liderlik edilmesi, Rusya ile yakınlaşma ve normalleşme gerçekleşecektir. Zaten Almanya ilk sinyali vermiştir. Bunları, bu vizyonu küçümsemek kendini Türk bilen hiçbir insana yakışmaz.
Ancak şu da bilinmelidir ki ülkeler arasında dostluklar, karşılıklı menfaatlere kazan kazanlara bağlı olarak devam eder arada kan bağı kültür bağı olanlar hariç sürekli dostluklardan bahsedilemez. Dostum Esed’in sonrası hiç göz ardı edilmemeli. Ayıdan post, Rusya’dan dost sürekli olmaz özdeyişi de unutulmamalı.  Hele Arap’a hiç güvenilemez.
Akılcı ve ezber bozucu hareketler ve etkili kullanılabilen diploması ile her ülke aklın yoluna getirilebilir. Amerika vahşi kovboylukta sona geldiğini görecektir. Zira Çin ve Rusya ensesinde, Avrupa Birliği ’de uyanmanın eşiğinde… ABD’nin dünyadaki sorunları çözücü görünümünün altında; ülkelerin düzenini bozup onlara silah satıp hegemonya altına alıp sömüren stratejisi artık gün yüzüne çıkmıştır. Büyük İsrail planı da bu süreçte darbeyi yemiştir. Türkiye’deki 1960-1980 darbeleri, FETÖ kalkışması hep Amerika’nın egemenlik oyunlarıdır. Yanlarında da yer alanlar vatanı kurtarmak adına kandırılmış kitleler olmuştur.
Rahmetli başbuğ Alparslan Türkeş, 60’lı yıllarda başbakanlık müsteşarı olduğundan daha makamına yeni gidip gelmelerinde aynı katın koridor ve salonlarında değişik tipte ve kıyafette insanları birçok defa görünce; ilgililere bunlar kim diye sormuş. Aldığı cevap ilginç...
“Albayım bunlar CIA ajansları” demişler.
O da “Ne arıyorlar burada, bunların maaşlarını kim veriyor” diye sormuş. İstihbaratçılar başbakanlığı sarmış ne ilginç değil mi? 1960’dan 2010’lara kadar geçen sürede de fazla bir şey değişmemiş ABD ülkemiz politikamızla iç içe olmuştur. Ancak ne zamanki FETÖ projesinde başarısız olmuş. Türkiye’yi idare edenlerin zılgıtını yemeye başlamış. İşte o zaman çileden çıkmış. Kudurma noktasına gelmiş, Cumhurbaşkanımızı baş hedef seçmiştir. Ülkemiz bu noktadan sonra gürültüye pabuç bırakmayacağını açıkça ilan etmiştir.
***

Uyanık olacağız, birlik olacağız, biz olacağız, diri olacağız, bu güzel vatanın hiçbir noktasına düşman çizmesinin basmasına müsaade etmeyeceğiz. Kuvayı millîye ruhu yeniden canlanmış, vatansever Türk Milleti uyanmış, Fatih’in torunları, Atatürk’ün askerleri haklılığın gücü ile şahlanmıştır. ABD’li Yahudi bankacı işadamı David Rockefeller şok itiraflar ile Türkiye’ye Adnan Menderes zamanında “Marshall Yardımı” ile el attıklarını söyledi…
“Menderes başında bizimle gayet güzel bir diyalog kurmuştu ve bizden Marshall Yardımı adı altında sürekli borç alıyor ve ülkesinde yatırımlar yaparak sanayi yapısını geliştiriyordu. Ancak günü geldiğinde borç ödemek için tekrar tekrar borç istemeye başladı. Fırsat ABD için gelmişti. Kendisinden kapitülasyon benzeri taleplerimiz oldu. Menderes bunu hiçbir zaman kabul etmeyeceğini söyleyip bizden uzaklaşmaya başladı. Yaptığı asfalt yollar, camiler… Kalkınma hamleleri ile yerini sağlamlaştırdığını sanıyordu. Bir darbe ile bu işe bir son verildi. (verdik.) Sonun öyle bitmesini istemediğimiz halde, çalışma arkadaşları ile birlikte idam edildi. Sadece Celal Bayar kurtuldu! Çünkü o bir masondu ve yakın arkadaşı Papa 23.John Vatikan’ın baskısı ile onu idamdan kurtardı” diyor.
16 Nisan 1964 Kıbrıs davamızda Amerika yardım silahlarının kullanılamayacağını bildirir ve İsmet Paşa da, “Yeni bir Dünya düzeni kurulur, Türkiye de bu düzende yerini alır” der. Vee gidiş o gidiş…
İsmet Paşa ki istiklal harbinden önce Mustafa Kemal Paşaya Amerikan mandasına girelim talebini ileten kişidir. Ama bu Amerika! Onunla yatağa bile girsen dostu olamazsın, onun için sadece Amerika Birleşik Devletlerinin sömürgeci menfaatleri ve günlük adamları vardır.
Aynı şeyler; Bülent Ecevit’in de, Necmettin Erbakan’ın da başına gelmiş, Süleyman Demirel defalarca gitmiş gelmiştir. Bu haydutların Türkiye siyasetinden Yahudi sermayesi ile kurulan gazeteleri başta olmak üzere vesayetçi, zevatlar ile ellerini hiç çekmemişlerdir. Bu satırların yazarı dahil çoğumuzu kandırmışlardır. Tabi 30-40 yıl evvelinin iletilmiş noksanlığından da sonuna kadar istifade etmişlerdir.
Allah A.B.D’nin müstehakını versin. Güçlü olan haklı değildir. Haklı olan  güçlüdür. Bütün yukarıda andığım liderlere yapılan haksız iftira ve zulmün “Dünya 5’ten büyüktür. Dünya 1 den 128 defa büyüktür” diyen Recep Tayyip Erdoğan’a yapılmak istenmemesi mümkün mü?
Ey Amerika… Aklın tutuldu… Bu millet liderine sahip çıkıyor ve inadına Erdoğan diyor, unutma!
Tabi çizgisi devam ettiği sürece…  

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.