• BIST 94.896
  • Altın 279,440
  • Dolar 5,8598
  • Euro 6,5130
  • Trabzon 19 °C

Ankara’da iki gün!

Yer KULAK

   Almanya Büyükelçiliği’nin, geleneksel hale getirdiği, ‘Açık Kapı Günü’ ve Almanya Milli Günü resepsiyonuna katılmak için perşembe günü Ankara’ya gittik.
Almanya’nın Ankara Büyükelçiliğinin düzenlediği etkinliğe, ülke genelinde, farklı illerden 25 civarında gazeteci davet edildi. Açık Kapı Günü’nün amacı, yerel gazetecilerle tanışma, bilgi alışverişinde bulunma, elçiliğin çalışma yapısını görme ve Türk-Alman ilişkileri hakkında bilgi alma.
cf3a7da1-920a-4312-abc4-77301699ea45.jpg  Cuma sabah saatlerinde 25 gazeteci ile birlikte toplu olarak Almanya Büyükelçiliği’ne gittik. Elçilik yerleşkesi oldukça geniş ve çok iyi düzenlenmiş.
Büyükelçilik, Cumhuriyetin kuruluşundan iki yıl sonra açılmış. 1925’te… Çankaya ilçe sınırları içerisinde Atatürk Bulvarı’nın batısındaki elçilik yerleşkesi tam 65 bin metrekare. Devasa büyüklükte bir alan. Elçilik yerleşkesinde tahminim o ki, açıldığı günden bugüne ya küçük çaplı bir iki bina veya karavan yapıldı, o kadar. Büyükelçilik müsteşarı, yerleşkenin, Almanya’nın dünyadaki en büyük elçilik yerleşkesi olduğunu söyledi.
  Bahçeden Büyükelçilik toplantı salonuna geçtik. O sırada bir binanın önünde hatıra fotoğrafı çektirdik. Dış kapıdan içeri girdik. İkinci kapının açılmasını bekledik. İkinci kapısının açılması için ilk kapının kapanması gerekiyor. Eski taş binanın ikinci katındaki salona çıktık. Oval bir masa etrafında oturduk. Elçi Dr. Dirk Rotenberg Türk-Almanya ilişkileri konusunda bir sunum yaptı ve ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Güneydoğu’da görevden alınan belediye başkanları, Suriye ve diğer ülkelerden gelen göçmenler üzerine bir dizi soru ve cevap.  Almanya’nın göçmenler konusunda Türkiye’ye yaptığı yardımlar vs.
  Ardından tarım müsteşarı Peter Bohlen bir sunum yaptı.  Bohlen’in sunumu gerçekten ilginçti. Almanya’da tarlalarda, bahçede vs. kullanılan suyun, Türkiye’de kullanılan suyun üçte biri kadar olduğunu, damla suluma yapıldığını, süt ve mamulleri üretiminin Türkiye’nin neredeyse iki katı olduğunu belirten Bohlen, meyve ve sebzede Türkiye’de üretimin daha fazla olduğunu vs. anlattı.
Ardından elçilikte tek katlı iki karavanda hizmet veren vize bölümüne geçtik. Vize bölüm yetkilisi burada yapılan işlemleri anlattı. Yetkili, geçen yıl 90 bin vize verildiğini açıkladı. Vize bölümünde çok sayıda Türkçe ve Almanca bilen personel var. Vize bölümünde kutular içinde başvuru sahiplerine gönderilmek için bekleyen binlerce pasaport vardı. Vize sorumlusu, vize başvurusu yapanların uzun süre bekletilmediğini ve haftada beş gün vize verdiklerini söyledi. Ardından öğle yemeği. Yemekte elçiliğin üst düzey yetkilileri ile sohbet etme imkanı bulduk. Bu arada elçilikte çalışan Trabzon Boztepeli bir gurbetçinin oğluyla tanıştık. Babasının yıllar önce Trabzon’dan Almanya’ya gittiğini ve kendisinin Trabzon’a hiç gitmediğini söyledi.
  Yemek sonrası ekonomik işbirliği bölümü başkanı Manuel Pualus’un sunumuna katılmadık. İzin aldık, akşam resepsiyona katılacağımızı söyledik.
                                                 *****
  Saat 19.00 sularında elçiliğin Atatürk Bulvarı tarafındaki girişine geldik. Kapıda yoğunluk. Kimliğimizi ve davetiyemizi gösterdik, x-ray cihazından geçtik ve resepsiyonun yapılacağı alana doğru yürümeye başladık. Alana giden yola kırmızı halı döşenmiş. Yolun kenarında Almanya’nın Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde Türkiye’de yaptığı binaların resimleri vardı. İlk gözümüze ilişen Trabzon Lisesinin fotoğrafı idi. Almanya, Ankara, İstanbul başta olmak üzere ülke genelinde çok sayıda bina yapmıştı.
  Sabah toplantı yaptığımız binanın önündeki bahçede teşhir edilen biri otobüs üç farklı model ve renkte Mercedes…
  Binanın arka tarafından yer yer düz, yer yer meyilli her çeşit ağacın yer aldığı geniş bir alan. Bir futbol sahasında daha geniş desem abartılı olmaz. Bahçenin üst bölümünde bir sahne ve önünde misafirlerin oturacağı tahta masalar. Diğer bölgelerde küçük kokteyl masaları. Resepsiyonun yeme- içme işini ünlü Divan Pastaneleri üstlenmiş. Firma resepsiyon için herhalde birkaç yüz kişiyi görevlendirmiş. Alanın kenarlarında mangallar ve yiyecek- içecek servis yerleri. Girişte beyaz giysiler içinde şarap ikram eden kızlar, erkekler.
Piknik alanı bahçesinde yüzlerce kadın-erkek… Ankara’daki misyon temsilcileri, özel davetliler ve Alman firmalarının Türkiye’deki temsilcileri ve bu firmalara ürün satan Türk işadamları…
  Almanya Milli Günü resepsiyonun, tüm giderleri tahminim o ki Türkiye’de faaliyette bulunan Alman şirketleri ve temsilcilikler karşıladı. Mercedes’ten Siemens’e, Doğuş’a, Arkas’a vs. kadar onlarca firmanın amblemi hem davetiyelerde, hem de alanın belli yerlerinde.
  Resepsiyon, Türk, Alman ve Avrupa Birliği marşlarının art arda okunmasından sonra başladı. Sahne’deki Alman müzik ekibi, üç marşı da dört dörtlük icra etti diyebiliriz. Ardından büyükelçi ve hükümet adına resepsiyona katılan Mustafa Varank kısa birer konuşma yaptılar.
  Resepsiyona bizden önce gelen Tacettin Çebi, resepsiyona Almanca bilen Mapek hukuk baş müşaviri Selami Korkmaz ile gelmişti. Selami Bey, Erzurum Oltu’lu. Almanya’da doğdu ve hukuk tahsili yaptı. Korkmaz, elçilik yetkililerle yaptığımız sohbette bize yardımcı oldu. Gece geç saatlere kadar devam eden resepsiyonda iki saat kadar kaldık ve izin isteyerek ayrıldı.
                                                  *****
  Ankara’da kaldığımız süre içerisinde farklı kesimlerle de görüşmeler yaptık. Siyasetçisinden işadamına, bürokratına kadar. Bir sonraki yazımızda da bu izlenimlerimizi aktaracağız.
                                                                                                  ​​​​​​​​HASAN KURT
                                       ************************
 

Çakma Trabzon günleri!
 5f94087b-7448-44f2-a682-4c53f1843f52.jpg Yıllar önce okumak için İstanbul’a giden ve üniversiteyi bitirdikten sonra bu mega kente yerleşen, değişik bankalarda üst düzey görevlerde bulunan Yeşil Kundura’nın bir dönem genel müdürlüğünü yapan ve kısa bir süre önce emekli olan İbrahim Urcu, önceki gün bakanların ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da katılımı ile açılışı yapılan Trabzon Günlerini etkinliğinin yapıldığı mekana gitmişti.
İbrahim Urcu’nun izlenimleri şöyle;
“İstanbul’da yapılan Trabzon günlerine katılarak kısmen de olsa memleket hasretini gidermeye çalıştığım çok olmuştur.
Yakın zamanda yenisi de yapılacaktır.
Trabzon yemekleri diye satışa sunulan başta döner olmak üzere hamsi ve tüm yemekler lezzet ve kaliteden çok uzak olduğu gibi Trabzon’un adına da yakışmamaktadır.
Bu günleri düzenleyenlerin tereyağından peynirine, ekmeğinden pidesine kadar katılımcıları denetlemesi ticari zihniyetle insanların sağlığı ve damak tadına yakışmayanları men etmesi gerekir.
Adı Trabzon günleri ise gerçek Trabzon lezzetlerini sunan kişiler teşvik edilerek katılımları sağlanmalıdır.
Aksi ise bugüne kadar yapılanlar gibi ‘Çakma Trabzon Günleri’nden ileri gidemez”.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.