• BIST 92.067
  • Altın 215,342
  • Dolar 5,3748
  • Euro 6,1163
  • Trabzon 18 °C

Ankara’dan gelen haber kupürü!

Ankara’dan gelen haber kupürü!
Hafta arası Ankara’dan, yıllar öncesinden tanıdığımız ve o gün bugün karşılaşmadığımız ve de konuşmadığımız Nadir Alpay’dan bir WhatsApp mesajı ile bir de fotoğraf aldık.

photo-2018-05-09-20-52-18-001.jpgAlpay mesajda “Hasan Bey telefonunuzu KTÜ eski mezunlarının Ankara yemeğinde Hasan Fehmi Bayraktar’dan aldım. Bu eski gazete kupürünü size göndermemi istediler. Ben de KTÜ Makine Fakültesi 74 mezunuyum. Futbol takımında olduğum için bu kupürü saklıyordum” diyordu.

Karadeniz Teknik Üniversitesi, bir dönemler İTÜ ve ODTÜ ile birlikte Türkiye’nin en iyi üniversiteleri arasında idi. KTÜ, aynı zamanda sporda da ülke genelinde başarılı idi. Üniversiteler arası futbol turnuvasında şampiyonluklar kazanmıştı. 1970’li yıllarda KTÜ Makine Bölümünde okuyan Nadir Alpay, üniversite futbol takımında da top koşturuyordu. Nadir Alpay, WhatsApp’tan bize gönderdiği gazete kupüründe, 1974 yılında Konya’da yapılan üniversitelerarası Türkiye futbol turnuvasında şampiyon olan KTÜ futbol takımının, ulusal gazetelerin birinde yer alan haberi ve fotoğrafı vardı.

Haberin girişi şöyle; “Sıkıyönetim sebebiyle Konya’da oynanan Üniversite Akademi ve Yüksek Okullar Türkiye futbol şampiyonasını yine Karadeniz Teknik Üniversitesi kazandı, bir defa daha en güçlü üniversite takımı olduğunu ortaya koydu…

KTÜ bir dönemler yalnız eğitim, öğretimde değil sporda da ‘1’ numaraydı… Bu gün ise kaç numara olduğu belli değil!

 

***

 

Amerika İzlenimleri!

Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel

Fareler ve İnsanlar: Amerikan toplumunun kabul edilemez bir yönü!

Büyükşehir alanı olarak 4 milyon nüfuslu Los Angeles’te 58,000 evsiz, yani sokakta yaşayan insan var. Bunların yüzde 40'ı Afrikalı Amerikalı yani Siyah. Hispanic/Latinollar ve Beyazlar % 25’lik paylara sahip. Asyalı yok gibi. Geceleri gelip temizlenip, yemek yiyip, uyuyabilecekleri barınakların yatak kapasitesi 12,000. Geri kalanı sokaklarda geceliyor. Kimiler çadıra benzetilmiş kapalımsı yerlerde yatıp kalkıyor. Önemli bir kısmı ise bir çula sarılıp, ayakkabılarını çalınmasın diye yastık gibi kullanıp, sokak kenarlarında, bina aralarında geceliyor. Bir kısmı "kişisel eşya" sayılabilecek "şey"lerini, çocuk arabası, marketlerdeki alış veriş arabaları ile sürekli olarak bir geceleme noktasından ötekine taşıyorlar. Evsizleri gündüzleri ve geceleri restoran, gıda malları süpermarketlerinin çevresindeki sokak çöp kutularını karıştırırken görüyorsunuz.

Şehrin 6East, 7East gibi sokaklarında kilometrelerce birbirine bitişik çadırımsı barınak, çula sarılmış uyuyan binlerce, on binlerce evsiz var. Fotoğraf makinası götürmedim. Cep telefonumu çıkarıp fotoğraf çekmeye de cesaret edemedim. Onlardan biri imiş gibi omuzlarımı çökerterek yürüdüm, bir saat kadar bu sokaklarda.

2016'da evsizlerle ilgili ciddi bir sayım ve araştırma yapılmış. Bu insanların hepsi bir anne babaya doğmuş. Evlilik dışında doğmuş olanları sadece anneleri görmüş olabilir. Kimilerinin muhtemelen evlilik içi ya da dışında doğmuş çocukları var. Kimsesizleşmelerinin, kimsenin onlarla akrabalık, arkadaşlık ve benzeri ilişkiler nedeniyle ilgilenmemelerine yol açan, anomi, yabancılaşma, toplumsal beşeri ilişki ağlarından kopup sokakta yalnız ve aç ve çaresiz kalmalarının nedenleri sorgulandığında iki büyük grup görülüyor. 13,000 kişi akıl hastası, 10,000 kişi uyuşturucu ya da alkol bağımlısı olarak tasnif edilmiş sayımda. 8,000 kişi aile içi şiddete maruz kalmış, 7,000 kişi fiziki sakat olarak işaret ediliyor.

Beni en çok derin bir üzüntüye sürükleyen gözlemim ise şu oldu. Bunların yaşadıkları kaldırımların köşelerinde, yağmur sularının alttaki lağım sistemlerine aktığı yaklaşık 10 santim yüksekliğinde, 1 metre eninde yarıklar var. Bu yarıklardan binlerce fare çıkıyor ya da içeri giriyordu. Fareler, çöp kutularından toplanmış yiyecek atıklarıyla yaşayan insanların arasında cirit atıyordu. Onların artıklarını yemek için.

Bu insanların nerede tuvalet ihtiyaçlarını giderdiklerini, yıkanmak isterlerse nerede yıkandıklarını, çamaşırlarını, giysilerini yıkayıp yıkamadıklarını düşündüğümde, aralarında yürürken duygusal çöküntü yaşadım.

***

Kapitalizm öncesinde, köyün, kasabanın aşiretin fakiri, delisi vardı elbette. Ama mahalle aşırı fakirine, delisine, kimsesiz kalmışa bakardı. Çocukluğumu hatırlıyorum, Bozburun'daki hayatımı hatırlıyorum. Trabzon'da Deli Yusuf'u, Bozburun'da Altı Parmak Durmuş'u, Gıdı Gıdı'yı hatırlıyorum. Sokakta yatmazlardı. Aslında Bozburunlular yaşlılarına iyi bakmazlar. Fakir köy kültürlerinde üretken olmaktan çıkmış, zamanında ölmeyi becerememiş ve uzun yaşamış yaşlılara çok şefkatli davranıldığı söylenemez. Norayama'nın Türküsü adlı çarpıcı Japon filmini hatırlayın. Ama sülale, mahalle, aşiret, kimsesiz kalmış garibanın kimsesi olurdu.

Dünyanın en zengin, zenginliğe en şımarık bir şekilde gösteriş harcaması yaparak lüksün ötesinde yaşayan insanların bulunduğu ABD'de, bunların en çok temerküz ettiği Holywood/San Fransisko'daki tablo, benim Amerikan kültürü, siyaseti hakkında her ziyaretimde giderek artan beğenmeme, esastan yanlış bulma duygumu arttırıyor.

İnsanın, homo sapiens sapiens ırkı olarak, küçük gruplar halinde yaşayan, bir gruba mensup olmayanın yaşama şansının olmadığı bir ape ırkı olduğunu biliyoruz. Ama hem bu apelerde, hem de başka apelerde, aslan kaplan gibi yırtıcı memelilerde, denizlerde yunuslarda empati yeteneği olduğunu da biliyoruz. Zor durumda kalanın yardımına koşmak memeliler başta olmak üzere birçok hayvan ırkında var.

Amerikalılar, San Fransisko/Holywood vesaire özelinde Kalifornialılar, 60,000 insanın düştüğü bu insan olma altı (sub-human) durumu görüyor, biliyor ama umursamıyorlar. Biraz iyice bir restoranda iki kişi şarap da içerse en az 150 dolar harcıyor. Yemek yedikleri restorandan beş altı yüz metre ötede insanların farelerle çaresizlik, terkedilmiş içinde süründüklerini düşünmemeye alıştırmışlar kendilerini.

***

40 milyon nüfuslu Kaliforniya'nın 60,000 insanına yıkanabilecekleri, yemek yiyecekleri, gece uyuyabilecekleri insani şefkati kurumsallaştırmamış olması, zenginleşelim beyler, yeni araba, daha lüks araba, daha büyük ev, daha pahalı restoran, daha pahalı şarap oyununa dayanan hasta tüketim fetişizmi kültürlerinin sonunu getirebilecek bir fenalıktır.

Avrupa'da da toplumların bir sürü eleştirilecek yanlışları var. Ama altta kalanın canı çıksın mantığının dünyanın en yüksek ortalama adam başı harcama düzeyini üretmiş Amerikan kültürünün ahlaksızlığıdır. Zor durumda kalanı görmeyen, kimsesiz kalmış insana siyasi süreçler içinde üretilmiş kurumlar aracılığıyla el uzatmayan iktisadi sistem, insan olma sorumluluğunun geliştirilmesini bir hayli zorlaştıran boktan bir iktisadi sistemdir. Kapitalizm sosyal demokrasinin temel dünya görüşü ile terbiye edilemezse savunulması adeta imkansız bir bencil, şefkatsiz, insafsız insan ortaya çıkarıyor. Amerika'da olduğu gibi!

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Volkan abi aday olur mu?05 Aralık 2018 Çarşamba 09:22
  • AKP’li vekiller TS’yi unuttu!04 Aralık 2018 Salı 09:54
  • Ağaoğlu’nun sitemi!03 Aralık 2018 Pazartesi 09:17
  • BAYBURT’TAKİ ÇİRKİN GÖRÜNTÜ!02 Aralık 2018 Pazar 08:42
  • Ahmet Metin Genç de gidici mi?01 Aralık 2018 Cumartesi 10:10
  • Trabzonspor’un yeni yönetimi!30 Kasım 2018 Cuma 08:15
  • Atama Başkan adayı neden eleştirilir?29 Kasım 2018 Perşembe 09:32
  • Sosyal medyadan…28 Kasım 2018 Çarşamba 09:18
  • ÖĞRETMENLER GÜNÜ ÇILGINLIĞI27 Kasım 2018 Salı 08:47
  • Haydar Başkanı unutmayın!26 Kasım 2018 Pazartesi 09:26
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.