• BIST 115.147
  • Altın 163,214
  • Dolar 3,8058
  • Euro 4,6547
  • Trabzon 8 °C

ANLATILMAZIN ANLATILMAZLIĞI!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Yazılmışları silmek, yaşanmışlıkları yok saymak mümkün mü?

Hayatımızdan, yaşadıklarımızdan bir gölge gibi çekilmek mümkün mü?
Oysa küçük ayrıntılar dahi olsa yaşanmışlıklar silinmez hayatımızdan.

Hayatımızda yaşadığımız yıkıntı, çöküntü yani içimizdeki enkazlar bile bizimdir. Silinemez.

Geçen sene Ramazan bayramının dört günlük tatilini Bozcaada ve Cunda’da geçirmek istedik. Ve Balıkesir’e gittik.

Kayınvalidem, kayınpederim ve biz.

Eşimin çocukluğu Balıkesir’de geçmiş. Kaldığımız üç gün boyunca orada yaşadıkları evi aradık.

Ayrıntılarda saklı olan geçmiş ve geçmişin güzellikleri günümüze nasıl da anlam katıyor.

Eğer aradığımızda geçmişimizi bulamıyorsak yansıması bulanık ve acı oluyor.

Balıkesir’de çocukluğun geçtiği o ev dışında her yeri bulduk. Sokağı, okulu, hastaneyi, camiyi hatta belki eski bakkal değil ama bakkalı bile… Evin yerinde yeller esiyordu.

Sokaklar ve evlerdir hayat saçan.

Sokağın içinde meskenler yükselmiş ama çocukluğun meskenine dokunulmuş ve başka hayatlar ömür sürmeye başlamış. 

İçimizde var olan manevi enkazlar bizim bugün üzerimize gelen duvarlardan kurtulmamızı sağlıyor. O sokağın yaşanmışlığı yaşamadığım Balıkesir’de bile bana neler neler anlattı...

Geride kalanlar ya da geçmişten almayı unuttuğumuz her şey zamanla bizde enkaz bırakıyor.

Enkazı yaratan insanlardır.

Biz neyiz biliyor musunuz?

Akıp giden zamanda her an kayıp gidecek bir yıldızız.

Burası Türkiye, bugünlerde akıp giden zamanda konuşulan tek şey var; o da güç yani para.

Depremde enkazın altından çıkıp hayata tutunanlar hayattan kaçar oldu.

Çünkü deprem enkaz, yıkıntı ve çöküntüydü yani depresyondu.

First Lady bir açıklama yaptı; “Artık yeni bir kavşaktayız. Türkiye’nin doksan yıllık enkazını kaldırdık. Fakat enkazın altından büyük meseleler çıktı”

Cumhuriyet enkaz mıdır?

Neden hep çamur at izi kalsın mantığı güdüyoruz ki?

Mustafa Kemal Atatürk’ün 90 yıl önce yapmış oldukları ve çizdiği yol devrimdir. Tarihtir. Enkaz değildir.

Geçmişimiz ve özgürlük yazgımız enkaz değildir.

Enkaz diye ima etmeye çalıştığınız Türkiye Cumhuriyeti midir?

Eğitimi yıllardır enkazdan çıkaramadınız.

Bu konu ile ilgili de bir vakıfta konuşma yapar mısınız?

Bu Cumhuriyete yaptığımız garip bir veda mıdır?

Söylenecek söz yok.

Hoşça kal mı diyoruz geçmişe?

Neler oluyor bize?

Bizler ne görüyor ve izliyoruz?

Aliye İzzetbegoviç’in dediği gibi “Anlatılmazın anlatılmazlığını” yaşıyoruz. Ben bu yaşananları tarif edemiyorum.

Anlayamıyorum.

Televizyonlardaki figüranların halkı kandırmasına, evlilik müessesesini ayaklar altına alanlara, ekranları enkaza çevirenlere de bir şeyler söyler misiniz?

Söylenecek o kadar çok söz varken. Neden ilkelerimiz?

Birilerinin yıllardır ettiği duaları bugün zorla mı yaşayacağız.

Türkiye’nin var oluş sebebi ve devamı ebediyen Cumhuriyet’tir.

Bugünkü ortak değerimiz Cumhuriyete sahip çıkmaktır. Ona kötü gözle bakıp yıkıp, dökmek ve kırmak değildir.

Tekrar tekrar yazdığımız Cumhuriyet ilkesini yeniden ve büyük bir gururla tekrar yazacağım.

Cumhuriyeti kuran yaşatan cumhurdur.

Halktır. Ahalidir. Millettir.

İktidarın millete ait olduğunu savunur cumhuriyet.

Cumhuriyet ilkesinde tüm halk ırkı, dini, dili, cinsiyeti ne olursa olsun ayrım gözetmeksizin kanunlar önünde eşittir.

29 Ekim 1923 yılında ilan edilen Cumhuriyet, Anayasamızda değişmesi ve değiştirilmesi hiçbir surette mümkün olmayan ve teklif dahi edilmeyen maddelerden biridir.

Yani dokunulmaz olandır.

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.