• BIST 97.988
  • Altın 242,464
  • Dolar 6,2605
  • Euro 7,3554
  • Trabzon 22 °C

ANNELER

Gürsel ÖZGÜR


Kız çocukları babalarını, erkek çocukları da annelerini birazcık daha fazla sever derler. Çoğumuz bu tezi kabul etmez, ama gerçeklik payı belki de vardır. Var mıdır? Neden olduğunu bilemiyorum. Ancak görüşüme göre; babaların ve annelerin rol model olmalarından ötürü hareketlerine çok dikkat etmeleri, hemcinsine kötü örnek olmama adına mesafeli olmaları ve eleştirel olarak yaklaşmalarıdır.
Babam zamanının büyük kısmını işine ayırdığından bize pek zaman ayıramazdı. Annem evde olduğundan bizimle haşır neşir olurdu. Askeri Liseyi kazandığımda beni üzgün görünce ‘’oğlum istemiyorsan gitme’’ demişti. İzine geldiğimde kapılarda karşılar, çocuk gibi sevinir, oğlum, aslanım geldi derdi. En çok o sesi ve sözleri özledim.
Yaşarken kıymet bilememe, zaman ayıramama veya bulamama gibi bahanelerimiz oluyor, belki de hep var olacaklarına inancımızdan kaynaklanıyordur. Yokluklarına da bu yüzden alışamıyoruz, zaman ilaçtır derlerse de zaman geçtikçe özlemleri sanki daha da artırıyor.
29 Ağustos 2007 tarihinde kalp krizinden kaybettiğimde rütbe terfi törenlerinin olduğu askerler için çok önemli bir gündü. Askerler omuzlarına yıldız takarken, benim kutup Yıldızım hatta tüm Yıldızlar kaymıştı. Anne sevgisini anlatmanın tarifi olası değil. Bir tek O aklınıza geldiğinde, yok olduğunu hatırladığınızda ve Ona dokunamayacağınızı anladığınızda boğazınız adeta düğümlenir, nefesiniz daralır, gözleriniz dolar.
‘’Cennet annelerin ayakları altındadır’’ hadisinden de anlaşılacağı üzere bütün annelere itaat etmek, saygı göstermek her çocuğun öncelikli görevidir.
30 AĞUSTOS
Umarım ve dilerim bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı Törenleri şanına yakışır ve emperyalizme vurulan şamarı anlamlandıracak şekilde en üst düzeyde katılımla Atatürk ve silah arkadaşlarının anılması ve Kuvayi Milliye ruhuyla kutlanır. Emperyalizme karşı duruşun çok önemli bir örneği olan ve mazlum milletlere de örnek teşkil eden Kurtuluş Savaşının son darbesi 30 Ağustos tarihinde vurulmuş ve yeni bir devlet kurulmasının temelleri atılmıştır. 
Bu zor günlerde ne Amerika ne Rusya ne AB, tam bağımsız Türkiye demenin tam da zamanıdır. Dünyadaki liderler birer birer yok olurken Atatürk ve kazanımlarının dimdik ayakta durması, fikirlerinin hala geçerli olduğunun da göstergesidir. Çeşitli saldırılara uğramasına rağmen tüm vatandaşlar sahip çıkarak gerekli dersi vermiştir. Mustafa Kemal’in temellerini milli bir duruşla ilim, irfan üzerine kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine dönme vaktidir.
Dünyaya meydan okumak; çalışmaktan, bilimden, fabrika bacalarını tüttürmekten, kaliteli çağdaş bilimsel eğitimden, toprağını verimli işlemekten, hayati önemi haiz varlıklarını satmamaktan ve ahlakı egemen kılmaktan geçer.
Bunun için yönetim kadrolarını oluştururken duygusal davranarak eş, dost, akraba, yandaşlarla değil, akli davranarak liyakatli, işinin uzmanı, bilgili, kültürlü, eğitimli ve vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır felsefesini şiar edinenlerden teşkil etmeye çalışılmalıdır. Partili olma kimliğinden ziyade tek geçer akçe yapılacak işin en iyisinin bulunmasıdır.
CHP
Sanırım çoğumuzun Atatürk’ün kurduğu ve üzerine titrediği partisi ile ilgili endişeleri var. Bu endişeleri bertaraf etmek aslında çok kolay ama nedense aynı senaryolar ve hatalar tekrarlanıyor. Sorunun kaynağını bilmeyen yok. Düzeltmesi gerekenler bir türlü devrimci ruhu yansıtıp gerekeni yapmıyor veya yapamıyorlar. İnsanın aklına anayasa hukuku uzmanı Duverger’in ‘’Tüzük ve Yönetmeliklerde özellikle boşluklar bırakılır ki yazanlar tarafından bu boşluklardan yararlanılsın’’ ifadesi geliyor. Öyle olmamasını diliyorum. Ancak tüzük ve yönetmeliklerin artık yeterli olmadığı ve önemli değişikliklerle yenilenmesi gerektiği gün ışığı gibi ortadayken iki günlük tüzük kurultayı ile yasak savarcasına bu ihtiyacı geçiştiremezsiniz.
Kurultay, çoğunluğun düşündüğü gibi bence de olmalıydı, imza sayısı önemli değil, eksikleri doğal delegelerle tamamlamalıydı. Şimdi tartışmalar dinmiyor, yapılmaması yanlıştı ama ısrarı sürdürmekte yanlış. Parti içinde, ben veya biz kazanacağız diye başka kişi ve grupları dışlama politikası yapmaya çalışanlar, kendileri veyahut ikisi de dışarıda kalır. Böylece parti de zarar eder. (Sefer Özgür-21 Ocak 1999)
En az 1 ay süren tüzük kurultayı yapılmalıdır. Ancak siyasi kaygılardan ve çıkarlardan uzak olarak doğrunun yazılması şeklinde bir kurultay olmalı ve düşünceler özgürce ifade edilerek ortak akıl oluşturulmalıdır.
Dini Bayramımız olan Kurban Bayramımız ve Atatürk’ün 30 Ağustos 1922 Zaferinden sonra  ‘’ Bu alanda akan Türk kanları, bu göklerde uçuşan şehit ruhları, devletimizin, cumhuriyetimizin ölümsüz koruyucularıdır’’ diyerek taçlandırdığı Zafer Bayramımız kutlu olsun…
Sağlıcakla kalın, saygılarımla.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.