• BIST 96.121
  • Altın 240,654
  • Dolar 6,2046
  • Euro 7,2854
  • Trabzon 20 °C

Anneler Günün Kutlu Olsun Annem

Turhan EYÜBOĞLU

Son zamanlarda sık gelemediğim için beni bağışla! Bu aralar yürüyüş de yapamıyorum; yoksa yürüdüğümde her gün yanına uğradığımı biliyorsun. Evet, niye yürüyemediğimi merak ediyorsun! Kaner'in kızları geldi; yani benim Sarı Tilkim ve Eylül’üm. Senin ise torununun kızları... Sen, Kaner henüz büyük kızının yaşındayken ona 'Sarı Tilkim' derdin. Şimdi ise ben Kaner'in kızına aynı ismi taktım: Sarı Tilki. Şimdi anlıyorum ona 'Sarı Tilkim' derken aldığın keyifi; ama şimdi anlıyorum!

Akıllı ve anlayışlı bir kız... İnanıyorum ki yaşasaydın bu küçük kızınla gurur duyardın. Artık ilkokula gidiyor, arkadaşlarıyla uyumlu bir şekilde oynuyor. İsimlerini tek tek sayıyor. Tank'la Linda kapıştığında 'Bu Linda'yı Tank'ın yanından ayırmak lazım!' diyor. 'Tank'a kötü davranıyor!' diye de arkasından ekliyor. Bu gözlemine ne diyorsun anne?

Aklını kimden aldı bilmiyorum; ama acıma duygusu ve hümanistliğini senden almış olmalı. Biliyorsun babam bu konularda daha serttir! Evet, evet, 'Annesinin tarafından da almış olabilir!' diyorsun ve her zamanki gibi ortayı bulmak istiyorsun. Evet, doğru! Onların tarafı da hayvansever. Keşke onunla sen konuşabilseydin! Çocuklarla konuşma konusunda hep iyiydin. Çocuklar hep severdi seni. Kardeşlerinin çocukları, torunların ve akrabalarının çocukları... Senden bahsederken hep gözlerindeki sevinci görüyorum.

Kenan, bayramlarda bize geldiğinde bilhassa da Nurşen'in su böreğini yerken 'Kamuran yengeminki kadar güzel!' der gülüşürdük. Anlayacağın Kenan böreğin standardını seninkine benzemesi ile ölçerdi. Ha, unutmadan bir de çorbanı çok sevdiğini söylerdi. Gerçi bilirsin Kenan boğaz seçmez, hemen hemen her şeyi yerdi; ama her ne hikmetse senin yaptıklarını bir türlü unutmadı.

Hep derdin 'Bir annenin kızı olmalı. Kızı olmayan anneler yetimdir.' Tabii ki bizim bunu anlamamız çok zor! Ancak inanıyorum ki bu lafını anlayan çok anne vardır. Bu lafı anlamam zor da olsa o kadar zihnime yerleşmiş ki bir konu olduğunda hep bunu söylerim; hem de hiç umulmadık yerlerde! Bir gün çalıştığım yerde, Türkiye toplantısında anlatmıştım senin adını da vererek. Çok önemli bir toplantıydı. Toplantıyı senin sözünle bitirmiştim. Toplantı sonunda çok alkış almıştım, sebebini o zaman anlamasam da. Toplantı sonunda anlattıklarımdan bir cümle dahi duymamıştım, senin sözünün dışında! O zaman anladım alkışın sebebini!

İşte böyle anne! Maçka, Mayıs ayının başında.. Nisan’da hiç yağmur yağmadı. Toprak susuz kaldı; sen de fark etmişsindir. Mayıs yine yaptı yapacağını, sisten uçaklar birkaç gün uçamadı. Ankara’da Trabzon günleri vardı. O günlere katılmak isteyenlerin çoğu gidemedi sis yüzünden. İşte, bildiğin Trabzon Mayıs’ı oldu hava!

Evet anne! Trabzon'dakiler başladılar yine söylenmeye. Bu havaların yüzünden 'Gidemuyruk gideceğumuz yere.' Senin de dediğin gibi 'Ay'ı görüp ay'a; güneşi görüp güneşe tapıyoruz!' Bir türlü şu iklimlerin yaptıklarına uyum sağlayıp memnun olamadık. Halbuki bizde hep böyle havalar olur. Ancak balık hafızalı olmamızdan bunları unutur, olur olmaz konuşmalarımıza devam ederiz. Bildiğin gibi Tamer Umman'da çalışıyor, altıncı yılı bitti. Buradaki sıcaklık oradaki sıcaklığın faizini vermez! Sıcaklık 50-55 derecede ve nem alıp başını gitmiş! Neredeyse Tamer'in el ve ayaklarında perde oluşacak. Ama biz burada yattığımız yerde 'Çok sıcak!' deme ukalalığını gösteriyoruz.

Anne dediğin gibi, her gün yeni bir doğum gibi! Bir ağacın doğumu, bir çiçeğin açması, bir domatesin oluşumu, bir mısırın püsküllerinin görünmesi, bir salatalığın çiçekten meyveye dönüşmesi... Anlayacağın anne, her gün doğan güneşin altında milyonlarca ihtimalin şekillenmesi. Ama ya bir daha güneş doğduğunda bir ihtimal kalmamışsa... Veyahut şöyle diyeyim anne, ya bizim için ölüm ihtimali o gün doğumuyla doğmuşsa... Ya sadece ölüm olursa... Senin ve bizim bildiğimiz ölüm...

Bize şerefin fedakarlık ve fedakarlığın sonunda ölüm olduğunu; vicdanın ve onurun sözde değil yaşamda olması gerektiğini öğrettiniz. Haksızlık yapmamamızı ve haklıysak da sonuna kadar bunu savunmamızı öğrettiniz. Bazılarını sözlü, bazılarını yaşam şeklinizle... Öyle değil mi anne? Evet, biliyorum! 'Kafamı karıştırdın, bir önceki paragrafta ne demek istediğini anlamadım!' diyorsun. 'Üstelik bu paragrafta da nereye geleceğini anlamadım; ancak bana kötü bir haber verecekmişsin gibi bir his var içimde!' diyorsun.

Evet anne! Ne yazık ki çok düşündüm söyleyip söylememeyi; ancak vicdanımı rahatlatmak için söyleyeceğim! Şimdiye kadar söylemediğim için de beni affet!

'Evet, ne oldu? Hadi, çabuk anlat!' diyorsun ve merak içindesi!. Merak içinde oldun mu o beyaz yüzünü yüzüme tam olarak çevirir gözlerini gözlerimin içine diker sessizce beklerdin. Söylediklerimi sözlerin değil ilk yüz mimiklerin karşılardı. Anne hatırlar mısın Nazım'ın aşk şiirlerini çok sever 'Bana göre dünyanın en büyük şairleri arasında değil, en büyük şairiydi!' derdin, hatırladın mı?

Hazır Nazım'dan açtık, gerçi sen bu şiirini çok sevmeyeceksin! Ölümden bahseden hiçbir sözü sevmezdi! Ancak anne tam yeri! Ne olursun izin ver, bunu sana okuyayım! Sen benim 'Ne olursun!' demelerime dayanamazsın, hadi hazır ol okuyorum Nazım'ın sevgilisi Vera'ya yazdığı şiiri:

Ölümüm kanserden, zatürreden,

Ne bileyim neden olursa olsun

Ama yavaş olsun isterim.

Bu seni çok mu şaşırtıyor?

Eğer kanser olursam, yok sanmıyorum ya

Ama eğer olursam bunu bana söylemeye söz verir misin?

Ani ölüm, korkunç bir ihanet gibi geliyor.

Sırtından hançerlenmek gibi bir şey, anlıyor musun?

Ölmekte olduğumu bilmeliyim, bilmek isterim.

O zaman şimdi ve tüm yaşamımda söyleyemediğim şeyleri söyler ve yaparım.

Bu çok önemli.

O zaman her şey değişir.

İnsan hem kendisi, hem de başkasıdır artık.

Hız, cesaret, dürüstlük, genel olarak her şey başkadır.

Dünya başka!

 

Anne, bizlerin yani yaşayan insan evladının asla bilemeyeceği, nasıl bir duygu olduğunu anlamaya başladığı anı ise anlatamayacağı ve neticesinde yaşam aralığını değiştirmesiyle son bulacağı anda hissedilen duyguyu anlatır gibi Nazım'ın şiiri. İnsanlar ölmekten korkarlar! Babamı bunun dışında bırakabilirim; çünkü ölümden hiç korkmadı! İnsanlar, ölümün ani bir şekilde onları bulmasını ister. Benim duygularım da ölümün ani bir şekilde beni bulması! Ancak insan Nazım'ı okuyunca ölümü böyle kucaklamak istiyor!

Bizler, yanıbaşımızdakileri hiç gitmeyecek sanırız! Söyleyeceklerimizi hep erteleriz! Anneler de her ihtiyaç anında, yakınımızda olduğundan nedense onlara duyulan minnet, sevgi ve duygular kelimelere dökülmek için bekler. İşte bu sebepten belki de bunları sana söylemem. Neyse yine lafı uzattım, biliyorum. Sana nasıl söyleyeceğimi bilemediğim içindir. İlk defa böyle bir görevim oldu. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Ancak lafı daha uzatmadan sana söyleyeceğim.

'Dur oğlum! Ben senin ne söylemek istediğini anladım! Söylemekte zorlandığın şey çok zor! Eskiden karanlıktan korkar, yağmurdan ürperirdim. Şimdi ise karanlık sırdaşım oldu. Dünyada kopmayan bağ anne ile çocukları arasındaki bağdır! Bir anneye 'Oğlun öldü!' demek dünyanın en zor söylemidir. Bir annenin çocuğunun öldüğünü öğrenmesi ise dünyanın en zor söylemidir. Bunu sakın unutma!'

'Abinin hastanede sekiz ay boyunca tedavi görmesini izledim! Yaşamda olup izlemekten burada olup izlemek daha kolay; çünkü hep yanındaydım! Her yalnız kaldığında yanındaydım! Akşamları el ayak çekildiğinde onunla uzun uzun konuştum! Ona moral verdim! Yanına gittiğinizde moralinin iyi olduğunu siz de gördünüz! Yaşam mücadelesini hiç bırakmadı. Yaşamı boyunca konuşamadıklarımızı konuştuk! Görmeden dokunmadan sevdim ben oğlumu! Nasıl güneşin doğacağına inanıyorsak ölüme de inanmalıyız! Ölüm bize ne sağken kötülük eder ne ölüyken! Sağken etmez; çünkü hayattayız! Ölüyken etmez; çünkü hayatta değilizdir!'

'Abini merak etme gayet iyi! 'Ne olursa ölene olur; kalana bir şey olmaz!' derler ya, merak etme ölene de bir şey olmuyor. Baban, her zamanki aceleciliğini burada da devam ettiriyor. Abin ise üç yılda buraya alıştı. Sen bizi merak etme, biz gayet iyiyiz! Bildiğin gibi bir gün gelecek hep beraber olacağız; ama ben yine de 'Allah gecinden versin!' diyeyim. Şimdilik bir dahaki buluşmamıza kadar hoşça kal!'

Ha anne unutmadan söylemek istiyorum! Hükümet erken seçim kararı aldı. Senin zamanındaki gibi değil artık! Seçim kararı aldıklarında seçime altmış gün kalmıştı. Şimdi insanlar bu seçime 'Baskın seçim!' diyorlar. Bir sürü dedikodu var! Yeni kurulan bir partinin seçime girmemesi için 'Baskın seçim yaptılar!' diyen var. 'Ekonomi battı, başka çareleri kalmadı!' diyen var. Anlayacağın var oğlu var. Ama neyse ki yeni kurulan parti de seçime giriyor.

Seçimle ilgili konuşulacak çok şey var. Bana göre yönetim şekli değişiyor, bazılarına göre değil! Şimdi bunları anlatıp kafanı karıştırmak istemiyorum. Bir dahaki buluşmamda bunları konuşuruz.

Evet anne, dediğin gibi bir dahaki ziyaretime kadar hoşça kal! Senin, babamın ve abimin ellerinden öperim! Anneler günün kutlu olsun annem!

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.