• BIST 101.089
  • Altın 259,865
  • Dolar 5,6853
  • Euro 6,3777
  • Trabzon 24 °C

Artık Bu Solan Bahçede Bülbüllere Yer Yok

Turhan EYÜBOĞLU

  Maçka'daki evimizin arazisinin ortasından akan ırmağın kenarındaki ağaçlara bir bülbül gelir, yaz boyu sesiyle bizi mest ederdi. Irmak kenarı olduğu için taze ağaçların olduğu bir yerdi bülbülün geldiği yer; burayı yaşam alanı olarak seçerdi! Bildiğiniz üzere bülbül göçmen bir kuştur. Bizim arazide kalır ve daha sonra giderdi.

  Gün akşama ve daha sonra geceye döndü mü gecenin getirdiği sessizliğe inat başlardı şakımaya; ama ne ötüş! Aman Allahım, hayran kalırdık sesine! Sanki amfinin sesini sonuna kadar açmış ve mikrofonu gırtlağına getirmişcesine sesi ortalığı kaplardı! Ötüşlerinde hiçbir ses diğerine benzemezdi. Kısa 'Tik!' sesini çıkartarak öter, sanki dinlendiğini bilircesine şov yapardı gecenin bilmem hangi saatinde!

  Çok ilginçtir, annemin ölümünden sonra bir daha o bülbül ırmakta bulunan ağaçlara gelmedi! Her yaz "Bu yaz gelir!" diye düşünürüm; ama bu yaz da gelmedi! Anlayacağınız o da annem gibi bizi terk etti! Bu kadar doğa katliamının olduğu yerde gelmemekle haklıdır, diye düşünüyorum! Neyse, biz asıl konumuza gelelim! 

Annem sonbahar gelip yapraklar döküldüğünde ırmağa bakar ve "Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok!" deyip şarkısını söylerdi. Bunun da hikayesini anneme anlatmak istediğim için araştırıp yazmak istedim; bakalım beğenecek misiniz?

Bu şarkının güftesini yazan şairimiz, tıp fakültesinde okurken yazdığı şiirlerle dikkati çeker. Şair kısa bir zamanda şiir ve sanat çevrelerinde tanılır hale gelir. Tıp fakültesini bırakmaya karar verir ve edebiyat okumayı seçer. Edebiyat Fakültesi'ni bitirerek edebiyat öğretmeni olur.

  Ankara'da çeşitli liselerde öğretmenlik yaptıktan sonra 1932'de İstanbul'da Kabataş Lisesi edebiyat öğretmenliğine atanan şair, bu lisedeki öğretmenliği sırasında ayrıca Amerikan Kız Koleji'nde yıllarca edebiyat dersi verir. 1933 yılında Onuncu Yıl Marşı'nı arkadaşıyla birlikte yazdı. Çok severim bu marşı!

  Siyasilerle çok iyi ilişkiler kurmuş ve siyasete atılmaya karar vermişti; ancak bir türlü hayali olan milletvekilliğine erişemedi. Dargınlıkları olsa da umudunu yitirmedi ve milletvekili olmak için her şansı değerlendirmeye devam etti.

  1946 seçimlerine Demokrat Parti'den katılır ve İstanbul ilinden milletvekili seçilir. Artık milletvekili olmuştu. Milletvekilliğinde çok üretken olmasa da şiirde çok üretken bir zaman geçiriyordu.

  27 Mayıs 1960 tarihindeki ihtilale kadar görevini aralıksız sürdüren şair, darbe sonrasında diğer birçok DP milletvekiliyle birlikte suçlu bulunarak tutuklandı ve Yassıada'daki cezaevine gönderildi. 15 ay tutuklu kalmasının ardından aleyhine açılan davalardan beraat ederek serbest bırakılır. Yassıada'da uzun süren günlerde az da olsa arkadaşlarıyla bir araya gelip sohbet ediyorlardı. Bir milletvekili arkadaşı:

  "Nasıl bir yer burası, martı kuşunun dışında bir kuş dahi yok? Her taraf solmuş! Sanki tabiat kendine küsmüş!" diye isyan ederken diğer bir arkadaşı:

  "Eşimiz çocuğumuz, sevenimizle bir araya gelmemiz nasıl olacak? Hiç bir bilgi vermediler!" diye sitem ediyordu.

  Acı bir düdük sesiyle herkes koğuşuna çekilinceye kadar sohbet devam ediyordu. Bir gün sonra arkadaşlar yine bir araya gelmişlerdi. Şair cebinden çıkardığı kağıdı:

"Dün akşam bir şiir yazdım; isterseniz size okuyayım!" deyince arkadaşları hemen oldukları yere oturdular. Şair yazdığı şiiri okumaya başlar.

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Bir yer ki sevenle, sevilenlerden eser yok
Bezminde kadeh kırdığımız sevgililer yok
Bir yer ki sevenle, sevilenlerden eser yok

  Bu milletvekili şair Faruk Nafiz Çamlıbel’dir. 15 ay tutuklu kalmasının ardından, aleyhine açılan davalardan beraat ederek serbest kalır. Yassıada'da yazdığı bu şiiri bestelemesi için doktor Alaaddin Yavaşça’ya gider. Hoş sohbetten sonra şiiri doktora uzatır. Doktor okur ve çok beğenir.

"Sayın vekilim, bu şiirin hikayesi nedir?"

"Bunun hikayesi Yassıada'dır üstat!"

"Orada mı yazdın? Öyle mi, biraz anlatır mısın?"

  Faruk Nafiz Çamlıbel, etkilendiği sohbeti anlatır ve sonra Alaaddin Yavaşça ile vedalaşarak odasından ayrılır.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.