• BIST 106.785
  • Altın 269,633
  • Dolar 5,6938
  • Euro 6,3037
  • Trabzon 13 °C

Atamayla “başkan” olanlar

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Trabzonspor’un hikâyeleri hep yapıp edemedikleri, tüm iyi transferlere rağmen başarısızlık, parasızlık ve pişmanlık şarkıları ile yazılıyor.
Peki! Ama neden?
Sebep siyasetin Trabzonspor’un kemiklerine kadar sızması olabilir mi?
Bu konuda yazmayacağım diyorum ama yazıyorum. Bu işin ustası olanlar yazsın istiyorum ama bende bazen alıyorum klavyeyi elime. Yazdırıyorlar işte!
Adı kızgınlık olan bu yazdırma işlemi keşke çocukluğumdaki gibi kulaklarını çekip, dilini dışarı çıkararak sonrada kulaklarını bırakıp dilini içeri çekerek maymun olup karşımızdakini kızdırmak kadar basit olsaydı.
Ama değil. Sanki bizleri kızdırarak bu kızgınlıkla besleniyor birileri.
Trabzonspor hasta.
İyileşmesi ise mucize sayılır.
Bir sporcunun başarısı eğer istemek, hırs ve çalışmakla orantılı ise neden Trabzonsporlu futbolcular bu denklemde başarısız oluyor?
Çünkü istek, yetenek ve çalışmanın karşılığı olarak hak ettikleri para, takdir ve alkışı alamıyorlar…
Mutsuzlar. Mutlu olmalarına imkân tanınmıyor, kaybolup gitmektense kadroda yer almayı tercih ediyorlar. Yaşanan belirsizlik en çok da onları etkiliyor.
Ben gözlemlerimi yazıyorum. İsteyen kızar, isteyen onaylar.
İnsanı etkileyen psikoloji, siyaset, din, sosyoloji gibi soyut konuların bizleri etkileyen kısımları üzerinde düşünüyorum. Ne çok etkileniyoruz bu kavramlardan. Ne çok evimize kadar girdiler. Neredeyse bizi yönetiyorlar. Ve birbirimize eğer zıt görüşteysek kötü gözlerle bakar olduk Öteki der olduk.
Eğer bu kavramlar futbolda da kendine yer edinmişse futbolcunun çok da yapacak bir şeyi yoktur.
Birileri diyor onlar oynuyor...
İncelediğimde Trabzonspor’da son dönemde başkanlık yapan isimlerin pek de takdire şayan bir şeyleri yok.
Oysa ben zamanında Usta’yı destekleyenlerdendim.
Neden mi?
Çünkü Hacıosmanoğlu gitsin istedim.
Ne biliyim aynı hataların yapılacağını.
Stat yapmak ya da kulübü yönetmek midir yönetimin görevi?
Öyle eğilip bükülmeler yakışmaz koskoca bir takımın yönetimine.
Temsil ettiği milyonlarca taraftarını üzmemelidir. Gerçi o taraftar arasında bile bile sırf siyasi sebeplerden dolayı susanların olduğu gerçeği de bir başka handikap. Onlar iyi taraftar mı oluyor? Bu konu bambaşka bir yazı konusu;  Eğer Başkan Usta değil de başka görüşten birisi olsaydı bu kadar sakin olabilecek miydi o taraftar ya da idari kadro.  
Bir başkan duruşu, konuşmaları ve mesajları ile yönlendirici olmalıdır ve birleştirici olmalıdır.
Birçok kulüp, sivil toplum örgütü vs siyasetin malzemesi haline gelmiştir. İşte bu yüzden de bu tür hüzünleri yaşıyoruz.
Acaba bu tarz yönetimler metal yorgunu mudur?
Oturdukları koltukları başkalarının yani siyasetin emrine sunanlar yaşanılan tüm bu hezimet karşısında bile istifa edecek onuru kendilerinde bulamazlar. Ne zaman istifa et denirse o zaman giderler.
Trabzonspor kendi başkan adayını bile kendi seçemez hale gelmiştir.
İnsan insanlarla sadece kirlenir yazıyor “Kireç Ocağı “adlı kitapta. Bugün bunları yaşıyoruz işte!
Futbol maçları başladığında insanlar siyaset konuşmaktan uzaklaşırdı. Oysa bugünlerde futbolda transfer edilen futbolcusundan, başkanına, yönetimine kadar hep siyasi söylemlerle konuşuyoruz.
İçimiz dışımız siyaset oldu.
Ben genelde herkes aynı noktaya bakarken o noktaya bakan kişileri izlerim. Çünkü bakış açınız ne kadar geniş tutarsanız doğruya o kadar yaklaşırsınız.
Yani kısaca artık siyasi kimliği olanlarla değil, hastanelerinin sayısını kat be kat artıracak kişilerle değil, siyaseten bir yerlere gelmek adına futbolu ve futbolcuları hatta ve hatta taraftarı kullanacak isimlerle değil bordo –mavi renklerine gönül vermiş insanlarla hareket edilmeli. Var mıdır? Bilinmez. Ama kim bilir! Belki bir yerlerde bekliyordur.
Yetenekli olan futbolcuların yetenekleri geldikleri bu tarz siyasi ortamlarda gerilere gitmesin. Fişlenmesin.
Sayın yöneticiler kendinize bir iyilik yapın ve hayatınızdaki rollerinizi bir kenara bırakın. İç sesiniz ile baş başa kalın. Ne diyor için? Kendin ol ve bırak diyor değil mi? Hatta çok geç kaldın diyor…
Biz Trabzonspor hikayesinde başkan ve yöneticilerin, taraftarın ve futbolcuların, siyaset ve şehrin, siyaset ve ticaretin yani futbol dışında herkes ve her şeyin hikayesini okuyoruz. Yalan mı?
Tek merak ettiğim bu hikâyede sessiz ve de sedasız kaymağı kimin yediğidir.
Tüm başarılar seninle olsun Trabzonspor’um.

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.