• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Trabzon 15 °C

Atatürk olmasaydı vekil olabilir miydin?

Atatürk olmasaydı vekil olabilir miydin?
AKP Trabzon Milletvekili ve TBMM Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu üyesi Ayşe Sula Köseoğlu, 5 Aralık Kadın Hakları Günü ve Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkının Verilişinin 81. Yıldönümü nedeniyle bir kutlama mesajı yayınladı.

Ayşe Hanım mesajında mensubu olduğu partiyi, hükümeti ve Cumhurbaşkanını övdü. Bu hükümet sayesinde başörtülü milletvekillerinin hak ettikleri koltuklara oturduğunu vs. söyledi.

“Hiçbir medeniyet kadını dışlayarak bir şey inşa edemez” diyen Köseoğlu, 1400 yıl önce dinimizin tüm insanlığa, kadınların temel hak ve hürriyetlerini ilan ettiğini kaydetti.

Ayşe Sula Köseoğlu ne ilginçtir ki, açıklamasında Atatürk’ün adını bir kez dahi olsun anmadı.

Ey gidi Ayşe Hanım!

Yazık yazık, hem de çok yazık!
Neden mi dersin!

5 Aralık 1933 yılına kadar bu ülkede kadının yerini bir kenara bırak, adı var mıydı?

1400 yıl evvele gitme…

Gittiğinde mahcup olursun!

Osmanlıya gel…

Ayşe Hanım; Osmanlı’da bir kadın kadı adı söyleyebilir misin?

Bir kadın sadrazam, bir kadın bakan veya Osmanlı meclisinden bir kadın adını versene?  

Osmanlı devlet dairelerinde görevli bir kadın memur adını hatırlıyor musun?

Ayşe Hanım; bu ülkede kadınlara seçme ve seçilme hakkını kim verdi?

Senin ve senin gibilerin hukuk fakültelerinde okumanı kim sağladı?

O okulları ve diğerlerini kim açtı?

Senin avukatlık yapmanı, senin milletvekili olmanı kim sağladı?

Ayşe Hanım; Yaradanın adına lütfen elinizi vicdanınıza koyun!

Bir kere olsun gerçekleri söyleyin!

Bu ülkede kadını, erkeklerle eşit düzeye getiren, kadına değer veren, kadına seçme ve seçilme hakkı veren, kadını erkekle ayırmayan Atatürk’e, bu ülkenin kurucusuna lütfen bir teşekkür edin…

Bir kadın olarak, ‘Yüce Yaradan ondan razı olsun’ deyin.

Korkmayın, söyleyin!

İdeolojinin esiri olmayın!

 

Eski dostlar, eski dostlar!

Trabzon’un ünlü balıkçısı, bir dönemlerin haşarı topçusu, Kavakmeydan’ın yerinde duramayan, konuştukça açılan, mücadeleci, pes etmeyen delikanlısı olarak tanınan ve bilinen Turgay Özsandıkçı, dün Zorlu Grand Otel önünde gazetemiz sahibi Hasan Kurt’u gördü ve bombardımana başladı…

“Bizi unuttun, Turgay kardaşını unuttun” diye sitem eden Turgay, “Bu dolmuşçular bize göz açtırmıyor. Telefonum tekneden denize düştü. Bu soğuk havada denizden telefonu aldım. Numaraları kurtarmak için telefoncuya getirdim. Dolmuşçu, ‘buraya park edemezsin’ diye tepki gösteriyor. Kavga gürültü olmasın diye karşılık vermedim” dedikten sonra, “Abi sana, sende olmayan bir fotoğrafı göstereyim” dedi ve aracının bagajını açtı. Dosyalar içerisinde bu fotoğrafı çıkardı ve “Herkesi yazıyorsunuz. Bu fotoğraf hatırına hiç değilse bizim de adımız gazetede geçsin” dedi.

hasan-kurt.jpg

Hasan Kurt, fotoğrafa göz attı… Turgay hemen müdahale etti ve “İsim isim say bakayım” dedi…

Kurt; “Fotoğrafın en başındaki kişi benim, sonra şimdi Bursa’da yaşayan Kadir Durmuş, yanındaki orman mühendisi, eski hakem Mehmet Yağcı. Mehmet Yağcı, Samsun amatör kümesinde final maçlarından birini yönetirken, karşılaşmanın 90. dakikasında şike yapılıyor gerekçesiyle maçı tatil eden ünlü bir isim. Mehmet en son Sinop’ta idi. Yanında uzun boylu Kemal Sağlam… Kemal’in, Yavuz Selim sahasının sanat okulu tarafında yıllar önce bir mahalle maçında kolu kırılmıştı. Ve sonra kolu dirseğinden kesilmişti. Bir süre önce aramızdan ayrıldı. Allah rahmet eylesin. Yanındaki abin Mustafa Özsandıkçı. Onun yanındaki Ahmet Usta, Trabzonspor başkan adaylarından Muharrem Usta’nın akrabası. Önde, baş tarafta Cengiz Akçay. Yanındaki senin büyüğün Turgut Özsandıkçı. Allah rahmet etsin, o da aramızdan ayrıldı. Ön sırada tıfıl görünen sen, Turgay Özsandıkçı. Yanındaki İzmir’e göç eden mühendis kardeşimiz İsmail Durmuş” diyerek fotoğraftakileri sıralayınca Turgay Özsandıkçı, “Ya abi sende de ne hafıza varmış” diye espri yaptı.

İnsan çocukluk, gençlik yıllarında bir arada yaşadığı arkadaşlarını unutur mu? Unutması mümkün mü? Eski dostlar, zaman zaman birbirlerine küsseler de, eskimeyen dostlardır…

 

Medeniyet hedefi olmayan

ülkede hıyar yetiştirirsiniz!

Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel

 

Rusya ve Türkiye arasında, iki ülke insanlarının serbestçe gidip gelerek, birbirlerinin kültürleriyle etkileşmelerine uzunca bir süre set çekecek siyasi olaya Türkiye'nin büyük kaybı olarak bakıyorum. Rus olsam olaya nasıl bakardım bilemem. Ama karşımızda dünyanın en itibarlı edebiyat, müzik ve bilim kültürlerinden biri var. Maliyet kazanç aralizini, "trade off" tekniğini bilmeyen, eğitimsiz ve küresel tecrübesi olmayan insanların Türkiye gemisinin dümenine geçmiş olmalarının kayıplarını domates ihracatı birimleri ile yapmak için kişinin hıyar olması gerekiyor. Orkestralarımızda çalışan Rusların kültürümüze yaptıkları katkıyı görebilmek için insan hıyardan farklı olmalıdır.

Bu memlekette 75 milyon insan var. Bu insanların büyük çoğunluğunun bale male ile ilişkisi yok. Bale male de istemiyorlar. Senin bakış açın seçkinci bir züppelik diyenleriniz çıkacaktır. Biliyorum.

Bir ülkede devlet gemisinin fırtınalı tarih okyanusunda yüzdürülmesi sadece materyal refah birimleri ile işaret edilen limanlara seyretmesi meselesine indirgenemez. Sanat ve sanatçılar önemlidir. Felsefe ve felsefeciler önemlidir. Dosteyevski, Prokofiev, Çaykovski önemlidir. Medeniyet hedefi olmayan ülkede yöneticilik bostan korkuluğuna indirgenir. Hıyar yetiştirirsiniz. Domates yetiştirirsiniz. Ama Dosteyevskiler, Prokofievler yetiştiremezsiniz.

Anısı ışık içinde yaşasın Mustafa Kemal Atatürk'ün. Bugünkü Türkiye'nin bir ilçe belediyesinin bütçesi kadar bir bütçe ile Türkiye'ye bir medeniyet rotası çizdi. Bugün geriye baktığımızda bir Adnan Saygun var ise, Türkiye'de tiyatro, bale, orkestra var ise bugün, Ankara'nın Cebeci çayırında kurulan Konservatuar sayesinde var.

Neyse gelelim beni yukarıdaki satırları yazmaya iten günlük olaya.

Akşam çanakta tv de gezinirken, Leningrad'da Mariinsky tiyatrosunda sahneye konulan ve orkestrayı büyük şef Gergiev'in yönettiği Romeo ile Juliet balesine rastladım. Prokofiev'in bu bale müziği beni en çok etkilemiş bestelerden biridir. 2013 Leningrad bale kaydının vidyosunu bulamadım. Aşağıda paylaştığım Gergiev'in Moskova Konservatuarı Büyük Salonunda şimdi yöneticisi olduğu Mariinsky Tiyatrosu orkestrası ile 24 April 2012 günü verdiği bale süiti konserinden, eserin hafızalarda en çok iz bırakan bir kaç bölümü paylaşıyorum.

(Prokofiev – Romeo and Juliet Opus 64 (three excerpts) - Mariinsky Theatre Orchestra, Valery Gergiev

Recorded on 24 April 2012 at the Great Hall of the Moscow Conservatory. Symphony Orchestra of the… YOUTUBE.COM)

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • 64 milyon açık!19 Mayıs 2017 Cuma 12:20
  • 2. el otomobil 2. el futbolcu!18 Mayıs 2017 Perşembe 12:30
  • AKP’de il başkanı kim olacak?17 Mayıs 2017 Çarşamba 13:00
  • Ayşe hanımın ziyareti!16 Mayıs 2017 Salı 11:52
  • ‘Tosun Paşa’nın can simitleri!15 Mayıs 2017 Pazartesi 12:50
  • Sözde ve özde gazeteciler!14 Mayıs 2017 Pazar 11:51
  • Trabzon ve Krino Kafato!13 Mayıs 2017 Cumartesi 17:00
  • Torpilli tekne Mavi Saray!12 Mayıs 2017 Cuma 13:08
  • Torpilli tekne Mavi Saray!12 Mayıs 2017 Cuma 13:02
  • Torpilli tekne Mavi Saray!12 Mayıs 2017 Cuma 13:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.