• BIST 91.801
  • Altın 214,363
  • Dolar 5,3555
  • Euro 6,0692
  • Trabzon 10 °C

Atatürk’e minnet borcum var

Prof. Dr. Yahya Sezai TEZEL

Atatürk, Atatürkçülük, Cumhuriyetçilik ve Türkiye üstüne aklıma gelen ve bastıramadığım bazı düşünceler.

Atatürk, hepimizin bilmesi gerektiği gibi bir homo sapiens sapiens bireyi idi. Doğdu, yaşadı ve öldü. İnsanlık tarihinin büyük bir çalkantı döneminde, Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında, Türkiye ve dünya tarihinin o olmasaydı akmayacağı bir mecrada akmasını sağladı. Ne demek istediğimi bir 'counter factual' yani gerçekleşmiş olgusallığa aykırı bir soru sorarak daha iyi aktarabilirim. Bu ontoloji ve epistemoloji kategorisinin İngilizcesini kullanacağım Türkçesi kafa karıştırmasın diye. Diyelim ki Alman Devleti Rusya’yı savaşamaz hale getirmek için Lenin'i mühürlenmiş bir vagonla İsviçre'den Petersburg'a gönderirken, 8 gün süren bu 3200 kilometrelik yolculuk sırasında Lenin trende ölmüş olsaydı, bu insanlık tarihinin akışını nasıl etkilerdi?

Bu tür sorular boş spekülasyon gibi görülebilir. Öyle de işlenebilir. Ama gerçekleşmiş tarihinin gerçekleşmiş olduğu gibi gerçekleşmesinin hangi 'contingent' yani başka türlü de olabilecekken başka türlü değil de olduğu gibi olmuş olan olaylara kritik olarak bağlı olduğunu anlamamıza da yarar. Lenin'in tren seyahati sırasında ölmemiş olması gerçeği o tarih konjonktüründe Lenin'in oynadığı rolün kritik önemini kavramamızı güçlendirebilir. Varsayalım ki Mustafa Kemal ve arkadaşlarını İnebolu'ya götürmekte olan küçücük Bandırma gemisi açık denizde batmış ve Mustafa Kemal boğulmuştu Aşikârdır ki bu durumda Türkiye'nin, bölgenin ve dünyanın tarihi başka bir mecrada akardı. İşte bu anlamda Mustafa Kemal bütün insanlığın tarihinde sıra dışı rol oynamış şahsiyetlerden biridir.

***

Mustafa Kemal Atatürk öldüğünde, bütün dünya devletleri cenaze törenine insanlık tarihinde nadir görülen bir saygı ifade etme güdüsü ile katıldılar. Mustafa Kemal öldüğünde Türkiye'yi modernleştiren, Orta Doğu tipi bir arkaik İmparatorluğun ölüm enkazından medeniyet aleminin bu medeniyetin üretimine katılan bir üyesi olan yeni bir devlet ve toplum ortaya çıkaran müstesna karizmatik bir deha olarak görülüyordu.

***

Bugün biliyoruz ki bugünkü Türkiye onun kültür ihtilalinin tasfiye etmek isteyen İslamcı Müslüman ideoloji ve siyasetin iktidarda olduğu bir ülke. Mustafa Kemal Atatürk'ün projesinin toplumda çok ciddi bir gizli mukavemet yaratmış olduğunun ilk işareti bütün kadın ve erkek yurttaşların serbestçe oy verdiği çok partili ilk seçimde iktidara gelen Demokrat Parti'nin ilk yıllarında görüldü. Atatürk'ü sevmeyenler, hatta onda nefret edenler tepkilerini heykel kırarak ya da yazıyla hakaret ederek ifade etmeye başladıklarında Atatürk'ün manevi evladı gibi yaşamış olan yeni rejimin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Atatürk'ü koruma kanununu çıkarmak ihtiyacı duydu. Kurduğu partinin bazı milletvekilleri böyle bir kanun ifade özgürlüğünü kısıtlar diye teklife itiraz ettiler. Celal Bayar, bu kanun çıkmazsa Demokrat Parti'den istifa eder, yeni bir parti kurar, seçimlere giderim dedi. Kanun böyle çıktı.

***

Mustafa Kemal Atatürk hepimizin bilmesi gerektiği gibi bir homo sapiens sapiens bireyi idi. Peygamber Muhammed ya da peygamber olduğu söylenemeyecek Buda ya da Gandi gibi. Ve her insan gibi hata yaptı. Ya da bazı hesapları yanlıştı. Ya da önündeki meseleleri çözmek için ahlaki değerlerle savunulamayacak olan yollara başvurdu. Özel hayatında alkol gibi sağlığını bozan bazı zaafları vardı. Vesaire vesaire ... Çünkü insandı.

***

Atatürk'ü ifade edemeyeceğim derecede minnet borcum var. İki temel eyleminden ötürü.

 Bir: kadının üstünde 1400 yıl önceki Arap aşiretlerindeki kültürün örttüğü lahit kapağını kaldırdı.

 İki: Türkiye'ye hedef olarak evrensel değerleri, bilim, sanat, felsefe ve bilgisel tarihi üretimlerine katılarak paylaşma hedefini koydu. Ne var ki Türkiye'de tarihin mecrasının bu hedeflere yönelik olarak akmasını engelleyen ve belki de değiştirilmesi nerede ise imkansız engellerin rızaya dayanan siyasetle nasıl kaldırılacağı meselesini süpürüp halının altına itti. Ben onun yerinde olsam ne yapardım bilemiyorum. Ama homo sapiens sapiens bireyi olduğu için gücü kısıtlıydı. Siyasi tarihi mirasının bugün asla savunulamaz olan ırkçı iddialarını gene öne sürer miydim? İstiklal Savaşının askeri ve siyasi liderliğini yapmasını mümkün kılmış olan Rauf Orbay, Kazım Karabekir ve daha birçok arkadaşını yok varsaymanın büyük bir sosyolojik ve insani hata olduğunu görmemiş olması, ben olsaydım kaçınabileceğim bir yanlış mıydı?

***

Ben Cumhuriyetçiyim. Evrensel anlamda Cumhuriyetçiyim. Cumhuriyetçilik demokrasiyi içerir ama onu aşar. Mesela evrensel insan haklarına riayet aksiyomuna dayanmayan bir demokrasi kötü bir rejimdir. Cumhuriyetçi olduğum için bugünü bir Cumhuriyetçi olarak yaşıyorum.

Yine, birçok insanı kızdırmayı göze alarak bir soru sormak istiyorum. 2018 Türkiye'sinde insan nasıl Cumhuriyet'çi olur?

Türkiye, belki asla bir daha düzeltilemeyecek bir kırılma yaşıyor. Türkiye Atatürk'ün bana göre evrensel geçerliliği olan iki temel doğrusunun izlerini silmekte olan bir seçmen yapısı ve siyasi iktidarı ile var. Bunu aşmanın yolu bu seçmen yapısını sandıkta azınlık haline getirmekten geçiyor.

Türkiye'de 55 milyondan fazla seçmen var. Bir büyük meydanda Atatürk t-shirtleri, elbiseleri, şapkaları giymiş beş milyon insanın toplandığını düşünün. Ne büyük bir kalabalık değil mi? Ne muhteşem bir haykırış çıkar öyle bir meydandan Atatürk'ü yücelten.  Beş milyon insan Türkiye'deki toplam seçmen sayısının % 10'u bile değil.

***

Tuncay Özkan'ı tanımam. Kız kardeşi öğrencimdi o kadar. Tuncay Özkan'ı örnek olarak vermek istiyorum. Çünkü o, ki muhtemelen doğru düşündüğünü sanıyordur, benim doğru düşündüğümü sanmam gibi, Türkiye'de darbe yapamayan darbeciliğin Atatürk'ün evrensel medeniyeti üretimine katılarak paylaşan bir Türkiye ve Türkiye milleti, kültürü hedefine en büyük zarar veren temel yanlış olduğunu görmedi. Görmüyor. AKP'ye asla kendi adayının Cumhurbaşkanı seçtirmemek için yapılan ve arka planda muhtemel bir askeri darbeyi sopa olarak gösteren Cumhuriyet mitinglerini hatırlayın ey cemaat-ül medeniyet mensupları. Ne oldu? Sonucu ne oldu. Tuncay Özkan gibilerin üniformasız mensubu olduğu darbeci zihniyet sadece ve sadece Türkiye'de sayın CB'miz Erdoğan'ın siyasi gücünün artması sürecini besledi.

***

Cumhuriyetçi misiniz? Anıtkabir'e gidin tabi. Atatürk'ü sevdiğinizi haykırın tabi. Ama bütün aklım, bilgim ve vicdanımla yalvarıyorum, ne olur Atatürkçü olmayın. Çünkü 2018 dünyasında Atatürkçülük denebilecek savunulabilir bir ideoloji ve siyaset modeli yok ve olamaz. Evrensel insan haklarına riayet aksiyomuna dayanan ve siyasi iktidardan bağımsız bir hukuk kurumu ve kuruluşu istiyorum diye haykırın. Bunun ne olduğunu önce kendiniz öğrenin. Niye önemli olduğunu iyice idrak edin. Sonra başkalarının idrak etmesi için elinizden geleni yapın. AKP ye oy vermiş, vermekte olan kardeşlerimize, AKP'nin siyasetinin niye onlar için de tehlikeli olduğunu anlatmaya, göstermeye çalışın.

İnsanların zaten kendileri gibi düşünen insanlarla "benim annem güzel annem" türküleri söylemeleri siyaset değildir. Siyaset sizin gibi düşünmeyeni, onu reddetmeden etkilemek ve ortak çıkarda sizinle buluşacak kardeş yurttaş haline getirmektir.

Dinlere müminlerinden başka kimse inanmaz. Atatürkçülük müminlerinin inandığı bir din ise ne yalan söyleyeyim Atatürkçü olacağıma gider Mevlevi olurum. Çünkü orada sekiz yüz yıllık şiir, müzik ve dans var.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.