• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Trabzon 16 °C

Sayın Valim turizmi bırak üniversiteye bak

Eray Altındaş

İlkokula başlayıp harfleri tanıyıp, hecelemeyi söktüğümüz günden beri hep işittiğim bir söz var; ”Bacasız fabrika, turizm

Türkiye genelinde bu söz hiç kuşku yok ki kulağa hoş geliyor. Elin adamı gelsin, gezsin, yesin, içsin bol para harcasın, kalkınalım.

Ne yazık ki hala da aynı düşünce günümüzde ‘geçerli akçe’.

Genel bakış böyle olunca ister istemez yerelde de görev yapan mülki amirler aynı yolu takip ediyor.

Trabzon’un yeni valisi Abdül Celi Öz de işe koyulur koyulmaz kendisinden önce bu şehirde Valilik yapanlar gibi, “kalkınmanın yolu turizmden geçer” demiş.

Tespit doğru ama eksik

Açık söylemek gerekirse bugüne kadar turizmden zengin olup yurttaşlarını refaha ulaştıran dünyada kaç tane ülke var bilmiyorum…

Bu gün kalkınan zengin olan ülkelerin bir çoğu turizmin yanında üretim çarklarını işleterek zenginleştiler.

Örnek mi Almanya.

Yakın bir gerçek her şeyi gözler önüne fazlasıyla sermeye yetiyor… Sanayisi olmayan, tek gelirlerini turizme, gelecek olan yabancılara ve bir de girdiği Avrupa Birliğinden aldığı yardım ve hibe paralarına bağlayan Yunanistan’ın hali de ortada…

Şimdi, iflas bayrağını çektikten sonra sokaklara dökülüp “gelin bizi kurtarın” diye bağırıyorlar.

***

 

Tekrar yerele dönersek, Trabzon’a gelen turist sayısındaki artışın ne kadar olduğunu bilmiyorum ama afaki bir artış olduğunu da sanmıyorum...

Buraya gelen Avrupalı turistlerin çoğu gemiyle limana yanaşıp tur otobüsleriyle, önce Sümela'ya sonra yarısını camiye çevirdiğimiz Ayasofya’ya ve Atatürk Köşkü’ne giderek  resim çektiriyorlar. Şehirde bir şişe su dahi almadan akşam olunca da limanda bekleyen gemiye dönüyorlar.

Yeri gelmişken Sümela ayine açılsın şu kadar turist gelecek diyenler, bu topraklar uğruna kanlarını akıtıp şehit düşenlerin kemiklerini sızlatmadan başka işe yaramadığını hala anlamadılar…

Ya o çok sevdiğimiz “sağ gözümüz” dediğimiz Araplar geldiklerinde ne yapıyor?

Avrupalılardan farklı olarak gemiyle seyahat etmeyi sevmiyorlar.

Uçakla veya kendi arabalarıyla geliyorlar.

Sanmayın ki Arap kardeşlerimiz Trabzon’a gelince petrolden kazandıkları paraları burada oluk oluk akıtıyorlar…

Kuruşun hesabını yapıyorlar. Bir porsiyon dondurmayı masanın ortasına koyup altı kaşık istiyorlar. Birçoğu lokantaya girip yemek yeme yerine sahilde ailece kavun, karpuz, peynir ekmeğe talim ediyorlar!

***

 

Yeni valimiz Öz, mutlaka farkındadır.  

Trabzon’un gerçekten bacasız sekiz ay boyunca şehri ekonomisine para akıtan 50 binden fazla öğrencisi bulunan büyük bir fabrikası KTÜ var.

Bu yıl öğrenci sayısının arttığını, tercih edilen üniversitelerin başında geldiği yolunda üniversite yetkililerinin açıklamalarını gazetelerden okuduk…

Bir yerde sevinirken, bir yerde de eyvah (!)dedim

Bedbinleşmemin nedeni şehirde birçok esnafın öğrenciyi kaz gibi görüyor olması!

Sayın Valim, güneşin en dik vurduğu günlerde hiç Kalkınma mahallesine yolunuz düştü mü? Ben her gün oradan ya yürüme ya da dolmuşla Meydan’a gidip geliyorum.

Üç aya yakın zamandır kapalı olan işyerlerinde bugünlerde sonbahar temizliği başlamış.

Evlerde öğrenciye kiralık daire yazıları yenilenmiş. Sadece Kalkınma değil tüm şehrin esnafının gözleri yollarda, velinimetlerinin geleceği günü iple çekiyorlar!

Ne yazık ki bazıları da öğrenciyi küstürüp adeta ayağına kurşun sıkıyor!

***

 

Netice-i Kelam, Turizm yatırımları artsın, beş yıldızlı oteller çoğalsın, Avrupalısı, Ortadoğulusu, Afrikalısı, Asyalısı, Arap’ı gelsin, yesin içisin, gezsin tozsun ama bu şehre yapılacak en büyük iyilik çarkları dönen bacasından duman çıkan istihdamı artıracak yatırımların önünü açmak…

Ve en önemlisi de KTÜ’ye kardeş getirmek…Gerisi teferruat  

 

Dişçilikte

eziyet !

 

AKP; sağlıkta reform yaptık, artık sıra yok vatandaş kolay bir şekilde tedavisini oluyor diye diretse de hastanelerde işler hiç de söylendiği gibi gitmiyor.

Örnek mi?

Diş hekimliğine yolunuz düşerse bir gününüzü sıra almakla, röntgen işlemiyle ve kan vermekle bitiriyorsunuz…

Her yerde olduğu gibi tanıdığınız veya sekreterliklerde adamınız varsa bir nebze olsun erken gün veriyorlar. Yok normal prosedürü izleyip vatandaş gibi sıraya girersen en erken üç ay sonrasına tedavinize başlanabiliyor…

En kötüsü de dişçinin koltuğuna oturabilmeniz için, randevularınızı kendiniz internet üzerinden almanız isteniyor.

Kelimenin tam manasıyla vatandaşa gelmeyin demek yerine, işi yokuşa sürmek için her yolu deniyorlar.

Daha öncede yazdım… Bu sistemi değiştirin diye… Ama anlaşılan diş hekimliğindeki yetkililer kulaklarının üzerine yatmaya daha uygun görmüşler.

Evinde interneti olmayan, yaşlı başlı insanlar hiç düşünülmüyor. Eline bir kağıt verdikten sonra kendi haline bırakıyorlar ve buna hizmet diyorlar.

Güldürmeyin adamı resmen eziyet!

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.