• BIST 88.152
  • Altın 145,248
  • Dolar 3,5973
  • Euro 3,8072
  • Trabzon 8 °C

Öğretmen Bağımlılığı

Şener Eyüboğlu

İlk ve orta öğretim kurumları geçtiğimiz hafta başında

yeni öğretim eğitim yılına başladı.

Ancak öğrenci ve veliler bakımından belirsizlik ve tedirginlikle başladı.

Ben bugün farklı bir analiz yapmak istiyorum.

Öğretmen bağımlılığı..

Eğitim/ öğretim anlayışı ve tutumlarımızda yıllardır süren

her türlü dogmatizm bir yığın sorun üretmektedir.

Öğretmen bağımlılığı bunlardan biridir.

Bağımlılığın doğasından ötürü diğer bağımlılık türleri iç içe geçmiş durumda.

Öğrencilerin bir bölümü kendini bu bağımlılıklarla uyuşturarak

belki de kendilerini korumaya çalışıyor.

Nedir bunlar?

Korku bağımlılığı, tasalanma bağımlılığı, değerlendirme bağımlılığı,

değer tiryakiliği” vs.

Bu aşırı bağımlı yapının başlıca iki nedeni olduğunu düşünüyorum.

Bunlardan biri hastalıklı korumacı refleks.

İkincisi ve daha önemli saydığım,

öğretmenlerin öğrencileri nasıl gördüğüyle ilgili.

Öğrencileri yoğrulacak bir hamur, bembeyaz boş bir kağıt,

emen bir sünger ya da doldurulacak bir kap gibi görme anlayışları

değişmediği sürece öğretmen bağımlılığı hep olacaktır.

Aynı tohumdan farklı bir ürün bekleyemezsiniz.

Bu dogmatik hatta fanatik anlayışın öğrenme tarzında

öğrenci hazırcı ve reçetecidir.

Düşünce üretmeden ve emek harcamadan sonuç almak eğilimindedir.

Bu durumda doktora giden hastadan hiçbir farkı yoktur.

Öğretmen bir bilen hatta çok bilen konumundadır.

Öğretmenin vurduğu yerde güller bitmektedir.!

Veliler çocukların etini öğretmene, kemiğini kendilerine uygun görmektedirler.!

Öğretmen ve öğrenci arasında birbirini besleyen

simbiyotik(karşılıklı faydalanma) bir ilişkinin temelleri de atılır.

Üstelik bağımlı kişi hem kontrol edilen hem de kontrol eden

konumlarında salınımlar yapabileceği için öğretmen de bağımlılıktan

paçasını kurtaramaz.

Kendisi de bağımlı duruma sürüklenebilir.

Kime bağımlı?

Elbette öğrencisine.

Kendimize bağımlı kılmayı eğitim diye algılayan biz yetişkinler,

gençleri kontrol etmekte o kadar başarılıyız ki altında sevgiyi görmek zorlaşıyor.

Mehmet’i simge kişi olarak seçersek

“Acaba diyorum, kayranlığımız Mehmet’e mi yoksa başarılarına mı?”

Bunu sorgulamakta yarar var.

Çoğu kez insan kendinde olmayanı arar.

Başarılı yalnız insanları gördüğümde kendini uyuşturmuş olabilir

diye düşünürün.

Çünkü fazla başarı bazı kere insanları boğabilir.

Eğer eğitim dizgemizde(sistem)  değişim/dönüşüm istiyorsak bu tür

bağımlılık ilişkilerinin farkına varmak bile önemli bir adımdır.

Çünkü farkındalık dönüşümden önce gelir.

 

  

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Kazım Yanal ve bel altı atmak!
  • Trabzon’da ‘hayır’ mı, ‘evet’ mi önde?
  • Bakan Soylu’nun kahvaltısı!
  • Fabrikaya yol sürgünü mü?
  • ‘Salih bey çok çalışıyor!’
  • Oltan Vakfı ve Şehir Müzesi!
  • Sinan Zengin’e Çubukçu freni!
  • Ülkücüler fire vermez!
  • 400 milyonluk hayal!
  • Hayır ve eveti neye göre vereceğiz!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.