• BIST 88.830
  • Altın 144,131
  • Dolar 3,6361
  • Euro 3,8595
  • Trabzon 6 °C

GÖZÜNE GÖZLÜK !

Ali Rıza Keskinalemdar

İşe girmek için bir sağlık raporu alacaktı. Yirmidört yaşındaydı ve geleceği buna bağlıydı. Sırayla bütün muayenelerden geçmiş ve hepsinde sağlam çıkmıştı. Sıra göz muayenesine gelmişti.

Muayene sonrası göz doktoru raporuna ve reçeteye yazdığına göre bir diyoptri miyobu vardı; gözlük takacaktı. Dünyası karardı; gözlük takmak, geleceğinin de bitmesiydi adeta. Oysa bir devlet dairesinde şube müdürlüğü ya da gemilerde kaptanlık düşlüyordu.

Göz doktorunun tanısından sonra uzağı çok iyi gördüğü düşüncesinden de uzaklaşıyordu çok yakını görmeden de... Durumunu çevresindekilere anlattığında herkes göz doktoru kesiliyordu: “Miyop olamaz”dı, “uzağı değil yakını görmüyordu”…

Yazılan reçeteyi kaybettiğinden gözlük alamamıştı; başka bir doktora göründü bu kez. Bu doktora göre ise gözleri sapasağlamdı. O da aynı kanıdaydı. Gözlerinin eskisinden daha iyi gördüğüne kanaat getirdiğinden 45 yaşına kadar gözlük kullanmamıştı. Ta ki, eve gelen arkadaşı kafasını çelene kadar...

Arkadaşı, bu yaşta gözlüksüz olmaz, şimdi gözlük kullanmazsa, ileride gözlerinin tamamen bozulacağı, hiç görmez olacağı, düşüncesindeydi.

Arkadaşı bu düşüncesini dillendirdikten sonra gözleri bulanmaya başlamış, ne uzağı ne yakını görür olmuş; o andan itibaren bastırdığı özentileri aklına gelmeye başlamıştı: Biri saçlarının dökülüp alnının açılmasıydı; diğeri ise gözlük takmak.

Saçı dökülmüyordu ama gözlük takabilirdi. Bir göz doktoruna gitti. Muayene sonucu gözlerinde bir yetmişbeş diyoptri miyop çıkmıştı.

Demek ki yıllar öncesi muayene yapan doktor da haklıydı, göz bozukluğu yıllar içinde ilerlemişti. Reçeteye göre hemen bir gözlük almıştı almasına ama bu sefer vapur tutmuşçasına içi dışına çıkıyor, başı dönüyor, midesi bulanıyor ve kusuyordu. Tam bir belaya çatmıştı. Gözlüğü takmasa görmüyordu; taksa hem görmüyor hem de kusuyordu.

Bu sefer haline acıyan bir arkadaşının “çok iyidir” tavsiyesiyle gittiği göz doktoru “bu gözlüğü hangi sersem verdi” diye çıkışarak gözlerinin miyop değil iki diyoptrihipermetrop olduğu tanısına varıyordu.

Bu reçeteye göre değiştirdiği gözlük mide bulandırmıyor, kusturmuyor ama hüngür hüngür ağlatıyordu; hani deyim yerindeyse yalnız cenaze törenlerinde takılasılardan….

Olan biteni görüp kör olacağından endişelenen bir candan arkadaşının önerisi ise bir devlet hastanesine gitmesi yönündeydi.  (O zamana göre) Devlet hastanesi kliniğinde her türlü araç var, her şey pırıl pırıl, üstelik doktor da profesör…

Gözlerini muayene eden profesör aynı zamanda çektiği sıkıntıları da dinleyince vay şey oğlu şeyler diye kükremiş ardından da tanıyı koymuş: “Senin gözünde ne miyopi var ne de hipermetropi… Senin gözlerinde astigmat var…”

Profesörün reçetesine göre yapılan gözlükle iyi görüyor görmesine ama bu kez de hiçbir şey yerli yerinde durmuyor, nesneler uzaklaşıp gidiyordu; yiyecek yemeğe ulaşılamıyor, elini sıkılacak kişinin eli bulunamıyordu. Bu gözlükle yiyemez, içemez, yürüyemez olmuştu; dürbünün tersiyle bakıyormuş gibi görünüyordu her şey…

Bu defa köstebeğe kurt gözü takar denilen, öğrenimini Amerika’da yapmış, bir doktora götürmüş tanıdıkları… Uzun uzun muayeneden sonra doktor, bu gözlüğü hangi (….) verdi diye veryansın etmiş. Bir de doktor diye geçiniyorlar, savcılığa şikayet etseniz diplomasını elinden alırlar demeyi de unutmamış.

Benden bulmasın, Allahından bulsun yanıtıyla gevşeyen doktorun tanısı farklıymış: “Sizin sağ gözünüz birbuçuk, sol gözünüz ise iki diyoptri miyop.”

Yeni bir gözlük daha alınır. Bu kez her şey çatal çatal, çift görülmeye başlanır; el parmakları on, ayaklar dört görünür yeni gözlükle.

Yol bu sefer Almanya’da okumuş doktora düşer. Doktorun ilk tepkisi bu gözlüğü size hangi (….) verdi şeklindedir yine. Tabii ki diğer tanı yanlıştırdoğrusu sol gözde üç diyoptri miyop, sağ gözde ikibuçuk diyoptri hipermetropmuş!

Bu gözlükle her yer zifiri karanlık haline gelir.

Başka bir doktora gidilir. Doktor güler; hangi (….) vermiştir bu reçeteyi? Çünkü gözleri sapasağlamdır, sadece tavuk karası vardır, o kadar! Haplar, iğneler, vitaminler bir de yeni bir gözlük verilir.

Bu gözlük de uzaktakini yakına getiriyordu; yanaşmamış vapura binmek yerine tutmasalar denize düşecek kadar…

Dolaşılmadık doktor, alınmadık gözlük kalmamıştı. Perde inmiş diyenden “Daltonizm” tanısına kadar bir yığın görüş… En son “Daltonizm” tanısına göre alınan ve her şeyi yukarıdan gösteren gözlük, düz yolda yürürken merdiven iniyormuş duygusu yaratıp, deve gibi lap lap adım atılmasına yol açmıştı.

Olan olmuştu. Köprü merdivenlerinden inerken alttaki merdiven bir metre aşağıda gibi göründüğünden daha aşağıya uzatılmaya çalışılan adım yüzünden ayağı boşa gidince düşüp aşağılara kadar yuvarlanmıştı. Gözlüğü düşmüştü ve hiçbir şey göremiyordu. Her şey buğu halindeydi. Gözlüğü bulup getirdiklerinde bu kez her şey normale dönmüştü; hayatında ilk kez bu kadar net gördüğünü fark etmişti.

Başkasının gözlüğü mü diye düşündü ama hayır kendi gözlüğüydü. Bütün nesneleri, renkleri olduğu gibi görüyordu; yürüyüşü de düzelmişti. O sevinçle eve ulaştığında karısının gözlük camlarına ne oldu sorusu karşısında ilk işi, gözlüğünü çıkartıp parmağını çerçeve halkalarından içeri sokmak olmuştu. Gözlük camları gözlük düştüğünde fırlayıp çıkmışlardı demek ki!

O günden sonra gözlüksüz çok iyi görmeye başlamıştı.

***

Şimdi son derece ileri cihazlarla artık göz kusurlarına kolaylıkla tanı konulabilmekte hiç kuşkusuz. Ancak, Trabzonspor’un Gençlerbirliği ile Ankara’da oynadığı son maçta Trabzonspor Teknik Direktörü Mustafa Reşit Akçay’ı maç sırasında gözlüksüz, maçtan sonra ise gözlüklü görünce aklıma Aziz Nesin’in 1960’da yazdığı bu hikaye geldi.

Ne dersiniz, Mustafa Reşit Akçay da Trabzonspor’u gözlüksüz daha mı iyi göreceğini düşündü acaba?

Bakalım Mustafa Reşit Akçay, Eskişehirspor maçına yine gözlüksüz mü çıkacak?

 

Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • 400 milyonluk hayal!
  • Hayır ve eveti neye göre vereceğiz!
  • Sağıroğlu neden cevap vermedi?
  • Yarı Maraton’u kim düzenliyor?
  • 1.5 milyon kişiye iş!
  • Tren yolu Hayal yolu!
  • Başkan da ‘pranga’ dedi!
  • Ahmet Metin Genç’in toplantısı!
  • Trabzon’da Hayır platformu!
  • TAV’dan Katar’a Türk okulu!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.