• BIST 88.830
  • Altın 144,131
  • Dolar 3,6361
  • Euro 3,8595
  • Trabzon 6 °C

SAVUNMANIN SAVUNULMASI (2)

Ö. Faruk Altuntaş

         Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun Adli Yıl açılışı nedeniyle yaptığı konuşmadan seçtiğim bölümleri, kendi değerlendirme ve kabullerimle birlikte aktarmaya devam ediyorum.

         Demokrasiye, özgürlüğe, hak ve hukuka, barışa… ilişkin bu değerlendirmelerin yapılmasına her zaman olduğu gibi bugün de ihtiyaç var.

         Barışçıl-demokratik gösteri haklarını kullanmak isteyen “Öğretmen”lerimize, “Öğretmenler Günü”nde, Ankara’nın göbeğinde layık görülen şiddetin, “Öğretmenlere günlerini gösterdiler” başlığı ile gazetelere manşet olduğu günümüz koşullarında, hak ve hukuk savunmasını daha fazla konuşmak gerekir. Yeniden ve yeniden konuşmak gerekir.  

                                                      ***

         Demokratik değerleri, özgürlükleri benimseyen toplumlarda, barışçıl gösteri hakkını kullananlara şiddet uygulanması, hedef gösterilerek sıkılan gaz bombalarıyla, plastik mermilerle ya da kimyasal madde karıştırılmış tazyikli sularla saldırılması ağır bir suçtur. Bu suçları işleyenlerin ödüllendirilmesi değil, cezalandırılması gerekir.

         Hiçbir siyasi veya ekonomik menfaat, en üstün değer olan insan yaşamından daha değerli değildir. Sudan’da, Filistin’de, Rojava’da, Mısır’ın Adeviye veya Tahrir meydanında, Uludere’de, Ceylanpınar’da, Hatay’ın ya da Ankara’nın sokaklarında insanların katledilmelerinin hiçbir mazereti olamaz.

         Demokratik bir devlette, devletin, düşüncenin ve ifadenin önünü tıkaması değil açması gerekir. Şiddet çağrısı yapmayan düşüncelerin istenilen yerlere ulaştırılabilmesi için toplumsal iletişim kanallarının açık tutulması, barışçıl toplantı ve gösterilerin engellenmemesi gerekir.

         İfade özgürlüğü ve onun hayata geçirilme yöntemlerinden olan barışçıl toplantı ve gösteri yapma hakkı, özgür ve demokratik bir toplumun varlığının en önemli kanıtıdır.

                                                    ***

         Demokrasilerde “seçim sandığı” kuşkusuz vazgeçilemez değerdedir. Ancak demokrasi, seçimden seçime oy vermekle sınırlı bir rejim değil, bir yaşam biçimidir. Demokrasilerde siyasi iktidar, parlamentodaki çoğunluğu ne olursa olsun hukuk kurallarıyla bağlı ve sınırlı olduğunu bilir.

         Demokratik hukuk devletinde özgürlükler esas, özgürlüklerin kısıtlanması istisnadır. Özgürlükler söz konusu olduğunda devletin görevi, (Bugünkü uygulamanın tersine) kısıtlamak ve yasaklamak değil, engelleri kaldırmaktır.

         Gerek Anayasaya, gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve gerekse AİHM kararlarına göre, güvenlik güçleri hiçbir şekilde barışçıl gösterilere güç kullanarak müdahale edemez. Barışçıl gösterilerde “dağılın” uyarısı yapılması, dağılmayan göstericilere güç kullanılmasının mazereti olamaz.

         Güç kullanılmasının gerekli olduğu istisnai durumlarda ise gerekenden fazla orantısız güç kullanılması yanlıştır ve güvenlik güçlerinin sorumluluğunu gerektirir.

         Devletin emniyet güçlerini, kanunu ihlal eden silahlı güçlerden ayırt eden husus, emniyet güçlerinin güç kullanma yetkisinin sıkı kurallarla düzenlenmiş ve kısıtlanmış olmasıdır. Bu kuralları yok sayarak silah kullanan bir emniyet mensubunun, silah taşıyan sıradan bir suçludan farkı yoktur; hatta devletin silahını ve yetkisini kullandığı için daha ağır bir sorumluluğu vardır.

         Çağdaş devlet anlayışında kutsal olan devlet değil, devletin hizmet etmekle yükümlü olduğu insandır. Devleti kutsallaştırmak isteyenler, aslında kendilerini kutsallaştırmak ve dokunulmaz ilan etmek istemektedir.

         Bütün bu sapmalara karşı evrensel hukukun uygulanması mücadelesi, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı kadar, aynı zamanda savunma makamının ne kadar güçlü olduğu ile ilgilidir. Çünkü avukat bireyin, hak ve özgürlüklerin kalkanıdır. Çağlayan Adliyesinde avukatlara yönelik saldırılar ve avukatların çevik kuvvet zoruyla gözaltına alınmak istenmesi gibi olayların ardından Savunma Makamının savunulmaya ihtiyaç duymasından söz edilmesi, bütün hakların tehlikede olduğunun işareti olarak değerlendirilmelidir.

          

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • 400 milyonluk hayal!
  • Hayır ve eveti neye göre vereceğiz!
  • Sağıroğlu neden cevap vermedi?
  • Yarı Maraton’u kim düzenliyor?
  • 1.5 milyon kişiye iş!
  • Tren yolu Hayal yolu!
  • Başkan da ‘pranga’ dedi!
  • Ahmet Metin Genç’in toplantısı!
  • Trabzon’da Hayır platformu!
  • TAV’dan Katar’a Türk okulu!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.