• BIST 104.123
  • Altın 145,814
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Trabzon 22 °C

GÜLER MİSİN AĞLAR MISIN!

Ö. Faruk Altuntaş

   Rüşvet, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırmak, kara para aklamak… gibi suçlamalarla dört bakan, bakanların çocukları ve ünlü işadamları hakkında gündeme gelen gelişmeler Türkiye’yi sarstı.

          Bir banka müdürünün yatak odasında bulunan milyon dolarlar, ayakkabı kutuları içinde taşınan ve muhafaza edilen milyonlarla ifade edilen Dolar ve Euro’lar, bakan çocuklarının evlerindeki para sayam makineleri, yatak odalarındaki çok sayıda kasa ve içlerindeki külliyatlı dövizler… Bir ifadeye göre boyutu yüz milyar Euro’lara varan yolsuzluklar.  

         Bütün yönleri ile rezillik ifade eden böylesine ciddi bir hırsızlık ve yolsuzluk olayı Türkiye tarihinde görülmedi.

         Bu denli büyük hırsızlık ve yolsuzluk olayından sonra Hükümet çevrelerinde görülen büyük pişkinlik de Türkiye ve Dünya tarihinde görülmedi. Bir daha da görülmeyecek gibi.

         Türkiye, hırsızlığın ve yolsuzluğun kendisini değil, hırsızlığı ve yolsuzluğu ortaya çıkartan polis ve savcıların işledikleri büyük kabahati(!) konuşmaya başladı.

Hırsızlığı ve yolsuzluğu ortaya çıkartanların dahil oldukları iddia edilen ulusal ve uluslararası komplo konuşulur oldu.

         Hırsızlığın ve yolsuzluğun neden bugün açığa çıkartıldığını, hırsızlık ve yolsuzluktan valilerin, bakanların neden önceden haberdar edilmediğini konuşur oldu.

         Hırsızlık ve yolsuzluk normal, hırsızlığı ve yolsuzluğu ortaya çıkartmak suç sayılır oldu.

                                                      ***

         Gelinen noktada kendisine özellikle AK Parti denmesini isteyen AKP hükümetinin ne denli ak, ne denli kara olduğu ortaya çıktı. AKP Hükümetinin ve Başbakan Erdoğan’ın cilası döküldü.

         Başbakan Erdoğan’ın esip gürlemesi, polislerden hakim ve savcılara kadar herkesi tehdit etmeye yönelmesi, tarihi büyüklükteki yolsuzluk ve hırsızlığı komplo iddiaları ile örtmeye çalışması… artık nafile.

         Bu denli büyük bir yolsuzluğun, psikolojik savaş taktikleri ile örtbas edilmesinin olanağı yok. Askeriyenin girilen kozmik odasından ele geçirilen (kendi halkına yönelik) psikolojik savaş plan ve taktikleri dahi bu yolsuzluğun ehemmiyetini silemez, işaret ettiği gerçeği değiştiremez.

         İki şeyi birbirinden ayırmak gerekiyor: Rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun işaret ettiği rüşvet ve yolsuzluk gerçekliği farklıdır, operasyonun yürütülüş tarzı farklıdır. Operasyonun yürütülüş tarzına ilişkin hiç bir eleştiri, operasyonun içeriğini oluşturan yolsuzluk ve rüşvet çarkının esasını ortadan kaldıramaz.

         Halk Bankası Genel Müdürünün odasında bulunan 4,5 milyon doları, odaya İsrail ajanları koymadı. Faillerin yatak odasında bulunan 6 kasayı ya da para sayma makinesi ile külliyatlı miktarda dövizi yatak odalarına Yahudi lobisi koymadı.  

         İnsana sorarlar: Operasyonu dış güçler yaptı, faiz lobisi yaptı… tamam da, yolsuzluğu kimler yaptı. Bu paralar, bu kasalar, para sayma makineleri neyin nesi!

                                                       ***

         Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu üzerine AKP Hükümetinin yöneldiği üç tutum çok tehlikeli ve dikkat çekici.

         AKP’nin önce 5 şube müdürüyle başlayan temizlik operasyonunu Ankara, İstanbul, İzmir hatta Trabzon dahil şimdiden 120’yi geçen polis müdürünü görevden almaya vardırması hatalı ve tehlikeli. Rüşvet ve yolsuzluk olaylarını soruşturup ortaya çıkartırken Hükümete haber vermeyen polis yöneticilerini kızağa çeken anlayış, hukuk devletine saygılı bir anlayış değildir.

         AKP Hükümetinin ikinci olarak Yargıyı hedef olarak alması ve tehdit etmesi çok yanlış ve tehlikeli. Bizzat başbakan Erdoğan’ın ağzından çıkan “Yargıya sesleniyorum. Yürütmeye bunu söylüyorsunuz, siz de içinizdeki kirleri temizleyin. Siz de öyle pırlanta gibi tertemiz değilsiniz. Bizim de bildiklerimiz var…” sözleri, hukuka saygılı, demokrasiye inançlı bir yaklaşımı inkâr ediyor.

         AKP Hükümetinin üçüncü olarak, Adli Kolluk Yönetmeliğini aceleyle değiştirerek, adli olaylarda emniyet ve jandarma görevlilerinin, amirlerine ve mülki amire bilgi verme zorunluluğunu getirmesi, hem bu tür yolsuzluk ve hırsızlık soruşturmalarının yürütme tarafından önceden öğrenilip soruşturmanın selametinin aksamasına yol açacak, hem de yargının yürütmeye bağlılığını artırma anlamında bir gelişmenin kapısı aralanacak.

         AKP Hükümetinin bu yönelimi, soruşturmanın gizliliği ve zaten eksik olan Yargının Bağımsızlığı ilkesine açıkça aykırıdır.

         Başbakan Erdoğan ve AKP Hükümeti şunu çok iyi bilmelidir: Eksikleri ve hataları olsa da günümüzün gelişkin demokrasilerinin özü, Yasama, Yürütme ve Yargı güçlerinin birbirinden bağımsızlığına ve birbirine denkliğine dayanır. Bu güçler bir elde toplanmaya başlarsa istibdat başlar; organik ve işlevsel bağımsızlık gerçekleştiği ölçüde keyfilik azalır, demokrasi ve özgürlükler artar.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.