• BIST 87.478
  • Altın 146,701
  • Dolar 3,6295
  • Euro 3,8534
  • Trabzon 8 °C

ÜÇ TAS HAS HOŞAF

Ali Rıza Keskinalemdar

Dilimiz dönmez olur. Aklımız karışır; hele içinde matematik de olursa… Tekerlemeler içinde kekemeler gibi kaybolur gideriz…

“Hoşhoşi”ydiler… Gel zaman, git zaman… “Haşhaşi”ye dönüştüler…

“Balyoz”da, “Ergenekon”da, Odatv’de, Devrimci Karargah’da, KCK’da, “Casusluk”da “aslandılar, kaplandılar, kahramandılar”… Yargı da “işliyordu”…

“Rüşvet ve Yolsuzluk”da “külahları değiştiler”… Birden bire “çete” oldular, “vatan haini” oldular, “ajan” oldular, haşhaşi oldular… Yargı da “darbeci”! Ordu hizaya getirilmişti ama “darbeci”lerin kökü kurumamıştı!

Aynı sofrada üç tas has hoşafı paylaşıyorlardı… “Çak” yaparken ölçüyü kaçırıp, kayısıları ortalığa saçtılar…

Neyse… Matematikle aranız nasıl? Ya tekerlemelerle?

“Üç tas has hoşaf beş tas has hoşaf daha kaç tas has hoşaf yapar?

POLONEZKÖY DİRENEBİLİR Mİ?

AKP kurucularından ve 2002’den sonra kısa bir süre de AKP Hükümeti içinde yer alıp partiden ayrılmak durumunda kalan Abdullatif Şener, eski partisi için “İçinde rant olmasa bunlar bir metre yol yapmazlardı” türünden bir suçlamayı sık sık dile getirmekte…

3. havaalanı ve 3. Köprü ile kuzey ormanlarını ve su havzalarını darmaduman etmeye, yağma ve talana açmaya başlayan iktidarın gözünden elbette Adampol yani Polonezköy kaçmayacaktı. Yaz ayları daha çok rağbet edilen ama benim kışın daha çok sevdiğim, kar yağdığında uğramaya çalıştığım, dinginliği ile huzur bulduğum Polenezköy’ün de imara açılarak betonlaştırılması yönünde “kulağa kar suyu kaçırılmış” görünüyor.

Bu tip işlerde oku yaydan çıkardınız mı, artık geri dönüşü yoktur. Hayatı güzelliklerini doymak bilmez para örtülü masalarda meze olarak kullanmakta beis görmeyenlerin eline verdiğinizde, kaçınılmaz sonları da hazırlamaktasınız demektir.

Boğaziçi Köprüsü yapıldığında altından çevre yolu geçen Çamlıca Tepesi ve çevresi SİT alanıydı. Yine İkinci Köprü yapıldığında hemen yanından çevre yolu geçirilen Elmalı Barajı ve su havzasının kenarındaki Hekimbaşı, Çavuşbaşı, Kavacık ve Çekmeköy gibi yerleşimlerin içinde genç dönem Elmalı Ormanlarına “kimse dokunamaz” deniliyordu.

Her iki güzergah da 10 yıl dayanamadı. Çamlıca Tepesi’nde ANAP’la delinen SİT’in ortasına 2014’de AKP 37,500 kişilik bir cami ile tüy dikmek üzere… İkinci çevre yolundaki Elmalı ormanları ile su havzası yağma ve talanla artık tanınmayacak bir halde… Kuzeyden güneye doğru orman içine giren çatılarla hızla yeşilden kahverengiye ve griye doğru insanların üzerine üzerine bir ucube gibi gelmekte çirkinlikler…

Kuzey ormanlarının ve kıyılarının ise 10 yıl sonraki halini tasavvur etmeye kalkmanın gereği var mıdır bütün bu yaşananlardan sonra? Bir örneğini görmek isterseniz Büyükada’dan Başıbüyük ve Aydos Ormanlarına doğru bakmanız yeterlidir. “Seyrine doyamayacağınız manzara” karşısındaki dayanma süreniz ne kadar olacaktır acaba?

Şimdi iki çevre yolundaki bu çirkinlikler yol kenarlarına yapılan çok masraflı peyzaj çalışmaları ve dikilen perde ağaçlarla örtülmeye çalışılıyor… Duvarlar ve direkler plastik saksılardaki çiçeklerle “süsleniyor”…

Polonezköy’de mahalle muhtarından Çevre Mühendisleri Odası’na, köy derneklerinden şehir plancılarına kadar birçok insan ve kuruluş, askıdaki imar planı için itiraz peşinde…

UÇURUMDAN DÜŞMEK GİBİ

Uçurumdan düşüldüğünde, tek bir olasılık vardır artık: Yere çakılmak!

Yer çekimi denilen güç, sizi havada ancak çok kısa bir süre tutabilmekte… O sırada geçmekte olan bir uçan halıya ya da zorda olduğunuz anlayıp Okyanus ötesinden ışık hızından daha fazla bir hızla sizin imdadınıza yetişen Superman’in kuvvetli kollarına rastlamazsanız ya da komedi filmlerinde olduğu gibi bir ağaç dalına takılmak “kaderinizde yazılı” değilse, sonuç da bellidir esasında: Ölüm!

Polonezköy’ü de bekleyen ölüm, nereden bakarsanız bakın. Bir kısmı 2B kapsamına sokularak, bir kısmında da emsal oranlarını yükselterek ranta, yağmaya,  talana ve betona teslim edilmek üzere…

Resmi olmayan 17,5 milyonluk nüfusu ile “taşı toprağı altın”lığı her geçen gün artan İstanbul’un “köşebaşlarını tutanlar”ın bir yerlere saldırmak suretiyle, buralardan sürekli rant elde ederek zenginleşmeleri gerekiyor. Düzenin çarkları böyle kuruldu ve bu yönde de genişletiliyor.

“Su akıyor, kimileri bakıyor” ama onlar dolduruyordu...

Doldurdukça da iştahları artıyordu. İştah iştahı açıyordu. Neredeyse çevre yollarının üzerindeki yoncalardaki boşluğa bile inşaat yapacaklardı.

Aslolan rant, yağma, talan, “US Dolarının yeşili” olunca, gerisi teferruattan başka bir şey değildi.

 

İTİRAF EDEMEDİKLERİ NE?

Elmalı – Küçüksu aksının çevre yolu ile bölünen güneybatı bölümündeki orman bakiyesi artık “kent ormanı” olarak anılmakta ve 2B’ye hazır kıta olarak bekletilmekte… Çok sıkışan Ümraniye - Kavacık sapakları arasındaki bölüme yapılacak yeni bağlantı yollarıyla buraların da hızla imara açılması elbette çok şaşırtıcı olmayacaktır. Sonuçta “Yol medeniyettir; önünde cami de olsa yıkar geçeriz” diyen bir Başbakan tarafından “yönetildiğimiz” için, ormanın yeşilinin “yıkılıp geçilmesinde” de zaten sorun yok gibi görünmekte…

Sorun, yaptığınız yolun hangi planlamanın ürünü olduğunu iyi hesap edememekten / etmemekten kaynaklanmaktadır. Gerektiğinde yol da yaparsın, köprü de, teleferik de… Ancak yapılanların neye hizmet ettiğini, hangi öncelikleri ortadan kaldırdığını, doğayı ne kadar geri döndürülemez şekilde tahrip ettiğini, ekolojik dengeleri nasıl bozduğunu, hangi çevre sorunlarına yol açtığını, hangi ruhsal bozulmaları beraberinde getirdiğinin hesabının kitabının iyi yapılabiliyor olunmamasındandır; gelecekte yaşacağımız “ahlanıp vahlanmalar”. Kentlileşememek, kentleşememenin de ipuçlarıdır.

Açıkça itiraf edilemeyen, “rüşvet yoksa, yolsuzluk yoksa, talan yoksa, yağma yoksa, rant yoksa, gelişme de yok kardeşlerim”den başka bir şey olabilir mi? Demek ki ekonominin ve gelişmenin dinamikleri ağırlıkla bunlarmış! Yoksa, bunca telaş niye?

Kentlileşememek, kentleşememek gibi “dertleri”nin olmadığı açık, değil mi?

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • AB’nin yardımına sevinen siyaset!
  • Kazım Yanal ve bel altı atmak!
  • Trabzon’da ‘hayır’ mı, ‘evet’ mi önde?
  • Bakan Soylu’nun kahvaltısı!
  • Fabrikaya yol sürgünü mü?
  • ‘Salih bey çok çalışıyor!’
  • Oltan Vakfı ve Şehir Müzesi!
  • Sinan Zengin’e Çubukçu freni!
  • Ülkücüler fire vermez!
  • 400 milyonluk hayal!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.