• BIST 88.116
  • Altın 145,396
  • Dolar 3,6007
  • Euro 3,8105
  • Trabzon 8 °C

ÇIKIŞ DEMOKRATİK HAK VE ÖZGÜRLÜKLERDİR

Ö. Faruk Altuntaş

 Yolsuzluk ve rüşvet olaylarının yaygınlığı ve büyüklüğü herkese dudak uçuklatacak düzeyde. Yüz milyar dolarlarla ifade edilen yolsuzluk ve rüşvet ilişkileri, sadece Türkiye’de değil, dünyada da pek görülmüş gibi değil.

         Rakamların büyüklüğü ve ilişkilerin yaygınlığı, yolsuzluğun üzerinin örtülmesine olanak vermediği için, Başbakan Erdoğan ve AKP hükümeti, “istiklal” ve “istikbal” mücadelesi adı altında iki yanlışı aynı anda gerçekleştirmeye çalışıyor. 

         Ancak yanlışta direndikçe çıkmaza saplanıyor, batıyor; battıkça yanlışa daha çok sarılıyor, daha çok yanlış yapıyor.

                                                          ***

         Başbakan Erdoğan’ı ve AKP Hükümetini batağa sürükleyen yanlışlardan birisi, yolsuzluk ve rüşvet olaylarının görünür ve bilinir olmasını engellemek için hak ve özgürlükleri budamaya yönelmesi ve yasaklardan medet ummasıdır.

         Adli kolluk yönetmeliğini değiştirerek, yapılacak soruşturmalar hakkında savcılıkların idareye haber verme zorunluluğunun getirilmek istenmesi tam bir deli saçması idi. Şu anda dört bakan hakkında bu yolsuzluklar nedeniyle fezleke düzenlendiği düşünülürse, büyük yolsuzlukların hiçbirinin soruşturulamaması gibi bir sonucun ortaya çıkacağı çok açık.

         Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda (HSYK) yapılan değişiklikle, yargının Hükümete bağlanmak istenmesi, demokratım diyen hiç kimsenin düşünmemesi gereken bir yol. Demokratik toplumların en temel özelliği, Yargı erkinin bağımsız ve tarafsız olmasındadır. Türkiye’nin temel sorunlarından birisi, Yargının yeterince tarafsız ve bağımsız olamaması idi. Şimdi Başbakan Erdoğan ve AKP eliyle yapılmak istenen, zaten eksik olan yargı bağımsızlığına ilişkin unsurların daha da zayıflatılarak, Yargıyı AKP Hükümetine bağlamak olmaktadır. Bu çok tehlikeli bir yönelim olarak herkesin dikkatini çekiyor.

         Hak ve özgürlüklerin budanmasının bir diğer örneği, İnternet Yasakları olarak ortaya çıkmaktadır. Artık yargı kararı olmaksızın Hükümete bağlı idari bir kuruluş olan TİB aracılığı ile uygun bulunmayan haberler hemen kaldırılabilecek; internette kimlerin hangi siteleri ziyaret ettiği kayıt edilerek iki yıl saklanması gerekecek…vb. Artık internet yasaklarında bütün dünya, Türkiye’nin yerinin, yasakçı ülkeler olarak bilinen Çin, İran ve Arabistan’ın yanı olduğunu ifade ediyor.

         Sağdan soldan, içeriden dışarıdan çok farklı çevreler, kabul edilen yeni İnternet Yasasının sakıncalarını çeşitli biçimlerde ifade ederek yanlıştan dönülmesini istiyor. Yasanın veto edilmesi için Cumhurbaşkanı Gül’e yoğun başvuruların yapıldığı gözleniyor.

                                                          ***

         Başbakan Erdoğan ve AKP Hükümetinin yöneldiği ikinci yanlış, psikolojik savaş yöntemleri ile halktaki algıyı değiştirmek ve Hükümetin dahili ve harici bir komplo ile karşı karşıya olduğu düşüncesini işlemek biçiminde ortaya çıkıyor.

         Faiz lobisi, Yahudi lobisi, paralel devlet lobisi, Ermeni lobisi…vd.leri, uydurdukları komplolar ile Başbakan Erdoğan’a tuzak hazırlamışlar! Bütün bu iddialar, Türkiye’nin büyümesinden rahatsız olan münafıkların işi!

         Ayakkabı kutularındaki milyonlar, yatak odalarındaki para sayma makineleri ve çelik kasalar, şehrin meydanlarında verilen hukuka aykırı imar izinleri ile el konulan trilyonlar, usulsüz açılan banka kredileri, havuzda toplanan rüşvet paraları… Bunların hiçbirisi Başbakan Erdoğan için önemli değil. Bütün bunlar, psikolojik savaş mantığı içinde, hükümeti düşürmeye yönelik lobi faaliyetleri olarak, hatta paralel devletin darbe girişimi olarak saptırılıyor, önemsizleştiriliyor.

         Peki, şimdi paralel devletin mensubu olanlar ile al gülüm ver gülüm havası içinde on yılı aşkın süredir birlikte yapılan icraata ne demeli?

         Artık hırsızlığı yapanlar, yolsuzluğu yapanlar soruşturulmuyor. Hırsızlığı ve yolsuzlukları soruşturanlardan hesap soruluyor. Savcılar, emniyet müdürleri görevden alınıyor, soruşturmalarda görev yapan sayısı binlerle ifade edilen polis memurunun görev yerleri değiştiriliyor.

         Ancak nafile. Bataklıktaki çırpınışın akıbeti daha fazla batmaktır. Doğrusu bataklığın dışına çıkabilmektir. Yani demokratik hak ve özgürlükleri kısmak değil, genişletmektir. Hırsızlık yapanlardan hesap sormaktır. Aksi yöndeki girişimler, nafile çırpınışlardır.                

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Kazım Yanal ve bel altı atmak!
  • Trabzon’da ‘hayır’ mı, ‘evet’ mi önde?
  • Bakan Soylu’nun kahvaltısı!
  • Fabrikaya yol sürgünü mü?
  • ‘Salih bey çok çalışıyor!’
  • Oltan Vakfı ve Şehir Müzesi!
  • Sinan Zengin’e Çubukçu freni!
  • Ülkücüler fire vermez!
  • 400 milyonluk hayal!
  • Hayır ve eveti neye göre vereceğiz!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.