• BIST 104.918
  • Altın 147,092
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1820
  • Trabzon 22 °C

BAHTİYARIM

Ali Rıza Keskinalemdar

Birden…

Birçok yazıya başlayıp bitirememişken…

Gelip dilimin ucuna yerleşti,  Nazım’ın 1938’de Ankara Merkez Komutanlığı Askeri Cezaevi’nde yazdığı dizeleri…

Bugün pazar. 
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. 
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak 

bu kadar mavi 
bu kadar geniş olduğuna şaşarak 
kımıldamadan durdum. 
Sonra saygıyla toprağa oturdum, 
dayadım sırtımı duvara. 
Bu anda ne düşmek dalgalara, 
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım. 
Toprak, güneş ve ben... 
Bahtiyarım... 

BELKİ YALANLARDAN DOLANLARDAN SIKILDIM

Belki siyasetçilerden sıkılmışımdır.  Belki söyledikleri yalanlardan dolanlardan… Birbirlerinin boğazına sarılırken taraf olmamızı istemelerinden ya da ne bileyim. Siyasetlerini icra ederlerken kafalarının futbol topuna benzemesinden…

Gittikleri şehirlerde sallayıp dururken ona buna, bin bir zahmet ile kurulan kürsülerden boyunlarına astıkları şehrin futbol takımının atkılarından da sıkılmış olabilirim.

Boyunlarına atılan atkıların futbol takımları için yapılacağına dair verilen sözlerin tutulmamasından da gına gelmiş olabilir.

Hem öyle hem böyle görünmek için attıkları taklalardan ve salvolardan, yaptıkları kıvrak çalımlardan başım dönmüş olabilir.

Siyasetçilerin peşinde kuyruk olan, iktidara hoş görünmek ve bir şeyler elde edebilmek için her boyayı boyamaktan çekinmeyen spor kulübü başkanlarından sıkılmış olmam da yüksek olasılıktır.

Bu kulüplerin maçlarını izlemek, birilerinin mutlaka kazanan birilerinin mutlaka kaybeden olmaya koşullandırılması, güçlünün önüne çıkartılan güçsüzlerin ezildiği görüldüğünde tribünlerdekilerin çılgın tezahüratlarla kendilerinden geçilmesi, büyük bir insanlık zaferi kazanılmış gibi kutlamalar yapılması, birbirine denk sayılan güçlülerin karşılaşmasında da neredeyse birbirlerini linç edecek kadar işi kavga ve küfre dökülmesi karşısında midemin kaldıramamasından dolayı da çok sıkılmış olmalıyım.

ARTIK SANDIĞA DA GEREK YOK

Neresindesiniz gerçeğin?

Gövdenizin üstüne oturmuş yuvarlak ağırlığınızı meşin yuvarlak gibi mi hissediyorsunuz?

Sarı… Turuncu… Kavuniçi… Beyaz… Parçalı… Çizgili…

Üzerinde ebatlarının yazıldığı yerleri görmeniz mümkün mü?

Mesela “indoor” mu, “outdoor” mu?

Nerede üretilip gövdenizin üzerine yerleştirildiğini hiç merak ettiniz mi?

Omuzlara alıp, kürsülerde kahraman olarak taşıdığınız başkanlarınıza “parti kursana, parti kursana” diye tezahüratta bulunduğunuza göre, artık sandıklara dolayısıyla seçimlere de gerek kalmadı demektir.

30 milyonu senin… 25’er milyonu da diğer ikisinin…

“Parti kursana, parti kursana”!

“Banka açsana, banka açsana”!

UZAK OLSUN

Dün haberini duyduğumda sevinmiştim… Eski bir dostumun belediye başkan adayı olmasından dolayı…

Ama hepsi bu kadarmış! Meğer Kadıköy’de siyaset yapabilmek için doğum yerinin Trabzon olmaması gerekiyormuş… Eğer Trabzon ise bu kez Fenerbahçeli olunduğunun kanıtlaması zorunluymuş…

Sonra düşünüyorum… Acaba salak olan biz miydik, gidip Fenerli mi, Galatasaraylı mı, Beşiktaşlı mı diye bakmadan siyaseten daha düzgün, daha namuslu, daha dürüst gördüğümüz adaylara oy atarken?

Rivayet o dur ki, söz konusu partinin Beşiktaş ilçe belediye başkan adayı da Fenerliymiş… Ayıklasınlar bakalım şimdi Beşiktaş ilçesinde yaşayanlar pirincin taşını…

Gövdeleri üzerinde kafa yerine meşin yuvarlak taşıyıp, hayatı maniple edenlerden fena halde sıkıldım… Hepsi uzak olsun benden…

Hazır sıcakken havalar… Güneş varken… Nazım’a atfen…

Bu anda ne düşmek peşlerine, 
bu anda ne kavga, ne siyaset, ne rüyalarım. 
Toprak, güneş ve ben... 
Bahtiyarım... 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.