• BIST 104.123
  • Altın 145,814
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Trabzon 21 °C

HANGİ HSYK!

Ö. Faruk Altuntaş

Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yeniden yapılandırılmasına ilişkin yasa tasarısı, muhalefetin itirazlarına rağmen Meclis’ten geçti.

         Yasanın, Cumhurbaşkanının onayından önce Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesi yönündeki başvuru Anayasa Mahkemesince kabul edilmedi. Şimdi gözler tekrar Cumhurbaşkanına çevrilmiş durumda.

         2010 yılında yapılan Anayasa referandumu ve sonrasında yapılan yasama çalışmalarında, AKP Hükümetinin büyük iddialarla kahramanca(!) savunduğu ve her türden itirazı reddederek kendisinin yapılandırdığı HSYK’yı şimdi tu-ka-ka etmesi ve yeniden değiştirmek istemesi ne kadar dikkat çekici ise, anamuhalefet partisi CHP’nin de Anayasa referandumu sonrasında topa tuttuğu ve ağır eleştiriler yönelttiği HSYK’yı bu kez var gücüyle savunması ve AKP Hükümetinin yapmak istediği değişikliğe karşı çıkışı da aynı derecede dikkat çekici. Al birini vur ötekine. 

                                                          ×××                                                                                                     

         Konuyu anlama kolaylığı için HSYK’ları numaralandırarak yapılarını kısaca incelemek faydalı olacak. Anayasa referandumundan önceki HSYK’yı Birinci HSYK, Anayasa referandumundan sonraki (şimdiki) HSYK’yı İkinci HSYK ve en son yasa değişikliği ile oluşturulmak istenen yeni HSYK’yı da Üçüncü HSYK olarak adlandıracağız.

         Birinci HSYK, demokratik siyaset üzerindeki askeri-bürokratik vesayetin köşe taşlarından birisi idi. Yedi üyesinden ikisini Adalet Bakanı ve Müsteşarı oluştururken, seçilmiş beş üyenin üçünü Yargıtay’ın belirlediği adaylar arasından, ikisini ise Danıştay’ın belirlediği üyeler arasından Cumhurbaşkanı seçiyordu. Sonradan da Yargıtay üyelerini bu HSYK üyeleri seçiyordu. Burada oluşan kapalı döngü bir tür kast sistemi oluşturuyordu. Karşılıklı olarak HSYK ve Yargıtay üyeleri birbirini seçmiş oluyordu.

         Anayasa Referandumu sonucunda benimsenen ikinci HSYK’da üye sayısı 21’e çıkartılırken, bu üyelerin dördünün Cumhurbaşkanınca, birinin Anayasa mahkemesince, üçünün Yargıtay’ca, birinin Danıştay’ca ve en önemlisi geriye kalan on üyeden yedisinin adli yargı hakim ve savcıları tarafından ve üç tanesinin de Danıştay hakim ve savcıları tarafından seçilmesi benimsendi.

         Özetle, şimdiye kadar Türkiye’de görülmedik biçimde, HSYK üyelerinin yarısının, tabanda görev yapan binlerce hakim ve savcı tarafından doğrudan seçilmesi benimsendi. Bu yenilik tarafımızın ve kısaca “yetmez ama evet” ya da “AKP zihniyetine hayır, Anayasaya evet” diyenlerin farkında olduğu bir durumdu.

         Üçüncü HSYK ise AKP Hükümetinin yeni yasası ile Hükümete ve Adalet Bakanlığına bağlı bir devlet dairesi haline geliyor. 17 Aralık büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda AKP Hükümetinin suçüstü yakalanması ve dört bakanın istifası sonucunda, bu rüşvet ve yolsuzluk davalarının AKP hükümetinin kontrolünde sonuca bağlanması için HSYK’nın tarafsızlığına ve bağımsızlığına tamamen son verilerek Hükümetin yargı üzerinde tam kontrolünün sağlanması hedefleniyor.

                                                                   ×××

         Sürecin ve HSYK’nın kısaca gelişimi bu.

         AKP Hükümeti ve anamuhalefet partisi CHP, birbirine ters pozisyonda dün söylediklerinin tersini söyleyerek ve yaparak demokratik kuralları ihlal ederek aynı hatayı yapıyorlar.

         Anayasa referandumu öncesinde ve sonrasında birinci HSYK’ya karşı ikinci HSYK, AKP ve Başbakan Erdoğan tarafından aslanlar gibi savunuluyorken, CHP tersine bir tutumla birinci HSYK’yı savunuyor ve ikinci HSYK’ya karşı çıkıyordu.

         Şimdi ise roller tamamen değişmiş durumda. AKP ve Başbakan Erdoğan, dün aslanlar gibi savunduğu ikinci HSYK’yı alabildiğine eleştirir ve yerden yere vururken, CHP de dün kıyasıya eleştirdiği İkinci HSYK’nın savunucusu kesiliyor.

         Görüldüğü gibi Majestelerinin İktidarı ve Majestelerinin Muhalefeti birbirini fazla aratmıyor. Aynı ilkesiz ve kuralsız politikalar, birbirine ters konumdaki iktidar ve muhalefet partileri tarafından kullanılabiliyor.

         Bu arada demokrasi güçlerinin ve solun önemli bir kesiminin, seçim sonuçlarına bakarak ikinci HSYK’daki on üyenin tabandaki hakim ve savcılar tarafından seçilmesinin önemini fark edememesi, ciddi bir handikap olarak önümüzde duruyor.    

         Ancak bütün bu tartışmaların dışında, AKP Hükümeti ve Başbakan Erdoğan’ın, yeni HSYK yasası ile Yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına son vererek Yargıyı Hükümete bağlamaya çalışması, sonuç itibariyle Türkiye’nin ve hiçbir demokratik ülkenin kaldıramayacağı bir gelişmedir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.