• BIST 104.123
  • Altın 145,809
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Trabzon 22 °C

İhsanoğlu Niye Aday Gösterilmiştir? (1)

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Ülkemizde yaşanmakta olan Cumhurbaşkanlığı süreci; muhalefet partilerinin adayı olarak açıklanan Ekmeleddin İhsanoğlu ve önümüzdeki günlerde Başbakan Erdoğan’ın ve HDP’nin adaylıklarının da açıklanması ile son aşamasına girecek. Aslında bence, artık sürekli tekrarlanmakta olan ve sonu belli olan bilinen bir süreç yeniden yaşanacak. Yine hatalar aranacak, yine kızgınlıklar ve küskünlükler yaşanacak, yine, yine…

İhsanoğlu’nun adaylığı üzerine ulusal medyada oldukça derin analizler yapılmakta ve kendisinin sahip olduğu özgeçmiş, dünyaya bakış açısı, yaşam şekli gibi ölçütler ile bir sonuç elde edilmeye çalışılmaktadır. Bu nedenle Ekmeleddin İhsanoğlu hakkında bizim de bir değerlendirme yapmamıza gerek kalmayacak kadar bir bilgi birikimi medyada oluşmuş durumdadır. Cumhurbaşkanlığı Makamının teslim edileceği kişi için ister istemez gelişen hassasiyetler, bu konunun enine boyuna irdelenmesini gerektirmektedir. Buna halkın belirli kesiminin ve özellikle medyanın malzeme gereksinimi açısından ilgi göstermesinden doğal bir şey olamaz.

Bu konuda yapacağım analizin pek çok ayağı olacaktır. Burada sadece üç tanesi ile yetineceğiz. Öncelikle konuya AKP açısından bakalım: İşin doğrusu, muhalefet tarafından İhsanoğlu’nun adaylığının açıklanması ile AKP kesinlikle derin bir oh çekmiştir. Büyük bir rahatlama içerisine giren iktidar kanadında bu seçimin artık her durumda Tayyip Erdoğan tarafından kazanıldığına kesin gözle bakılmaktadır. Bence de durum aynen böyledir. Zira AKP’nin zaten kendi üretmiş olduğu bir şahsiyet olan ve son döneme kadar da AKP’nin yakın kontrolünde olan İhsanoğlu’nun, siyasete bakış açısının AKP’den farklı olduğuna inanmak büyük bir saflıktır. AKP ve İhsanoğlu arasında sadece Mısır ve Ortadoğu üzerinden ortaya çıkan basit bir ayrışma ki; bu aynı zamanda Batı ve AKP arasında Suriye krizi sonrasında ortaya çıkan ayrışma ile birebir paraleldir, asla AKP ve İhsanoğlu arasında Türkiye’nin siyasi yapısı üzerindeki fikir birliğini etkileyecek düzeyde bir ayrışma değildir. Dolayısıyla AKP açısından Cumhurbaşkanlığı seçimine Erdoğan’ın yanı sıra ikinci bir yedek adayla gidilecektir. Durum bu kadar açık ve nettir.

***

İhsanoğlu’nun önümüzdeki seçim sürecinde kullanacağı söylem ve duruş; kesinlikle AKP tabanına yakın, inanç değerleri üzerinden yürütülen bir kampanya ile desteklenecektir. Özellikle Ramazan ayı boyunca buna yakından tanık olunacağını hep birlikte göreceğiz. Buradan amaçlanan; Tayyip Erdoğan dışında da, inanç siyasetini yapan ve aynı zamanda toplumun diğer kesimlerinden de oy alabilecek sakin bir şahsiyetin AKP tabanını etkileyebileceği düşüncesidir. Oysaki bu hesap esastan yanlıştır. Tayyip Erdoğan’ın bu ülkede halen bloke etmekte olduğu taban; kendisinin uzlaşmaz, çatışmacı, gergin, inatçı kişiliğine bağlanmıştır. Kendisine bağlı bu kitlenin karşısına uzlaşmacı, yumuşak, “çatı aday” gibi sıfatlarla bezenmiş birisini çıkarmak, Tayyip Erdoğan’ın toplumsal desteğini daha da artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Bu nedenle AKP; Tayyip Erdoğan’ın yumuşatılmış taklidi bir adayın ortaya çıkması ile 12 yıldır bu ülkede girişmiş olduğu her türden faaliyetin doğruluğunu da bizzat muhalefet eliyle tescillemektedir. İşin doğrusu, AKP son dönemde yaşamakta olduğu sancılı yolsuzluk sürecinden muhalefetin kendisine sağlamış olduğu büyük bir destekle çıkma yoluna girmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin sonunda AKP; hem Cumhurbaşkanlığına Tayyip Erdoğan’ı oturtmak, hem de Tayyip Erdoğan sonrasında sağlam bir AKP hükümetini kurmak suretiyle bir taşla iki kuş vuracaktır. Bu çok nettir.

***

Analizimizin ikinci ayağında muhalefet ve doğal olarak CHP yer almaktadır. CHP’nin Cumhurbaşkanlığı sürecindeki görüntüsü 30 Mart yerel seçimlerinde yürütülmüş olan sakat politikanın bir devamı olarak algılanmalıdır. Daha önce de dile getirmiş olduğum gibi CHP bu ülkede kendi öz politik değerlerini artık taşıyamaz duruma getirilmiştir. Türkiye’nin AKP ile girmiş olduğu yörüngenin vermiş olduğu uluslararası tedirginlik, CHP üzerinden düzeltilmeye çalışılmaktadır. CHP; maalesef büyük ölçüde uluslararası bir yönlendirmenin esiri durumuna düşmüştür. Bu bağlamda ana muhalefet partisinin inanılmaz düzeyde bir zafiyet içerisine düştüğünü, bu ülkede hem bu partiye gönül verenler, hem de her vatandaş belirli ölçüde hisseder duruma gelmiştir. CHP’nin belirli ölçüde yakından tanık olduğum üst yönetiminin ve genel başkanın bu dağınık görüntüsü hem partinin üst kesiminde hem de tabanında büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. CHP; Tayyip Erdoğan ile mücadele edebilme yolunda bu ülkenin kendisinin üretmesi gereken politik söylemin dışına çıkarak, umudunu uluslararası merkezlerde arar duruma gelmiştir. Neden bu yargıya vardık: çünkü Ekmeleddin İhsanoğlu tamamen Batının organize ettiği ve özellikle İsrail’in desteklemekte olduğu bir örgütün başında uzun yıllar İslam dünyasına yön vermek üzere görev yapmıştır. İhsanoğlu’nun başkanlığındaki İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Arap ve Türk dünyasının Batı karşısındaki kazanımlarına ilişkin tek bir örnek göstermek mümkün değildir. O halde başarısı nerededir?

İhsanoğlu’nun parlatılarak medyaya servis edilmekte olan özelliklerine dikkat edilirse, tamamen tipik bir “monşer” tanımı ile sınırlıdır. Dil bilir olmak, diplomasiyi bilir olmak, siyasi olmamak vs. bu ülkenin çıkarlarının korunması açısından yeterli değildir. Bu ülkenin; yoksul halk kesimlerini yakından tanıyan, dar gelirli, yoksul, işsiz, sosyal adalete inanan, Soma’yı, Gezi’yi özde anlayan, ülkenin refahının sıcak paradan değil üretimden geçtiğini bilen Cumhurbaşkanlarına ihtiyacı vardır. Bunu da en iyi bilmesi gereken kişi CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’dur. Ama maalesef, bütün bu değerlerin bilinçli bir şekilde silinmekte olduğu bir dramatik süreç ile karşı karşıyayız. CHP üst yönetimi; kendi iradesi dışında ortaya konulan bu adaylık senaryosunu parti tabanına anlatmakta büyük bir zorluk yaşayacaktır. Büyük ölçüde tabanını ikna edemeyecektir. Zira halen partinin üst organları dahi İhsanoğlu’nun adaylığı konusunda derin bir fikir ayrılığı içerisindedir. Bu ayrışma zamanla geçecek gibi de değildir. 

Çok iyi biliyorum ki; CHP tabanı büyük bir şaşkınlık içerisinde durumu izlemektedir. CHP üst yönetimi asla kazanılamayacak olan bir yarışa naylon bir adayla neden girdiğini teşkilatlarına acaba nasıl anlatacaktır? Anlatamaz… Bu aşamada tabanda öncelikle yapılması gereken, basit hesapların dışına çıkabilecek vizyon geliştirmektir. “Bu da geçer” demenin içini dolduracak kadar solun ve ülkenin öz değerlerine sahip çıkmaktan başka yol yoktur.

Ve Eylül 2014’ten itibaren Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’ndaki bir Türkiye’de nasıl bir duruş ve yapılanma gerekiyor? Üçüncü ayakta…

 

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.